Makro dünya ilişkileri her pozitif var oluşa karşın bir negatif var oluştu. Pozitifin negatifi vardı. Aşağının yukarısı gibi, yukarının aşağısı gibi pozitif durum, negatif durumla birlikte var oluyordu.
Kolektif süreçli, kolektif sahipli, kolektif tüketimli ve kolektif üretimli toplum sal yapı; başlangıcın ana inşa belirleyeniydi. Bu denkleşme oluşmalar, inşanın temeli olmakla süreç bu belirli, tanımlı durumuyla pozitifti.
İlk başta süreç kolektifti. Sahiplik kolektifti. Üretim kolektifti. Tüketim kişisi ihtiyaca ve kişisi yeteneğe (çalışmaya göre) kolektifti. Bu koşullarda kolektif durumla üretilen bir ürünün kişi sahipliği olamaz. Yine kolektif sahipli bir yaralanma olan durumun da kişi sahipliği olamazdı. Pozitiflik bu temelle buydu.
İşte El, toplumsal zaman içinde 24 saat çalışılıyor bir başka 24 saat dinleniliyor olmayı veren sürecin detayını bilmese de sosyal alan da kendisi dinleniyorken birilerinin El için çalışıyor olma görüntüsünden El esinlenecekti. El ’in farkına vardığı şey toplumsal zaman içinde, 24 saatlik çalışılan zamana eşit bir 24 saatlik kümülatif dinlenme zamanın olmasıydı.
İyi de El toplumsal zaman içinde olan dinlenme zamanını nasıl ele geçirecekti? Kolektif sahipliğe karşı kişisi mülk sahipliği üzerinden toplumsal zamanın bir yarısı olan dinlenme zamanını ele geçirecekti. Mülkün sahibi iradeyi de ele geçirecekti.
Yukarıdaki örneğe dönelim. Günümüz mesai saati içinde verilen örnek üzerinde oluşan bağıntı yansımalarıyla gidelim. El önce şimdiki toplumsal zamanın 8 saatlik çalışma süresi ile 16 saatlik dinlenme süresini tersine çevirecekti.
Toplumsal alanda her üç vardiyanın birinde 1,5 milyar kişi üretimdeyken üreten kişimiz üretim yaptığı 8 saat boyunca sosyal alan deneyimi yaşayamayacaktır.
9 – 1,5 = 7,5 milyar sosyal eylemli kişi; fiili çalışan 1, 5 milyar kişiye karşı her bir 8 saatlik süre boyunca boştadırlar. Sosyal alandadırlar. Bu nedenle sosyal alan 7,5x 10 üssü 9 sıfırlı kişi (7 500 000 000 milyar kişi) kuramsal olarak sosyal alan içinde tek tek üstel eylemlerin deneyimleri ile kesikli sürekli olacaklardır.
Oysa toplumsal alan her daim eylemli olan 4,5 milyon kişi ile 9x 10 üssü 9 üsteli (9 000 000 000) eylemli durumla olacaktır. Yani dokuz milyar kişiye göre, aynı veya tekrarlı üreten eylemle olacaklardır. Kuram olarak toplum; her saat ve 8 er saatlik her 3 vardiya toplamında 9 milyar kişiye göre üretim yapmak zorundadır.
Toplumsal bilinç kişi düzlemle az bilinir. Oysa kolektif tutum amaçlıdır. Kolektif bilinç, bileşimin bilincidir. Kolektif bilinç kişiden bağımsızdır. Kolektif bilinç kişiye kişi kapasitesi kadar bilme olup, kişinin ihtiyacı kadar yansır.
Kişi devir aldığı kolektif tutumlara duygusal bağla bağlıdır. Bu nedenle ilk kolektif tutumlar istisna olur cinstendi. Muhtemel ki ilk kolektif davranışlar açılıp kapanan salınımlar vermekle bir alışmaydı.
Olasılıkla sürüden gelen bir alışkanlıkla yaklaşımdı. Yalıtımlı totem sürece dönüşmeler içinde kişi birbirine kendilikten yaklaşan uzaklaşan salınımlar veriyordu. Sürü içinde savunma içgüdüsü kişileri birbirine yakın kılarken beslenme anı çatışmacı olabiliyordu.
Dağılan sentezler kişiye ve gruba göreydi. Kişiye ve gruba göre katılım yapan yetenek faaliyetinin durdurulması bir dinlenme arasının verilmesidir. Oysa toplumsal faaliyet durmaz vardiya olarak sürer.
Toplumda kesikli süreklilik vardır. Kişiye göre duraklı olan durumlar kişinin durakta olduğu sırada bir başka kişi veya nüfusun o ara duraklı boşluğu diğer grup kişilerin üretim hareketiyle doldurur.
Bu nedenle toplumda süreklilik çevrimi esastır. Kişiye göre kesikli olan yapı topluma göre gözetilmesi gereken bir bünye (organizma) hareketi olmakla kesikli ama süreklilik esastır. Grupla kişi bileşenli üreten ilişkilerin işbirliği olmakla totem meslekleri bir iş sektörüdürler.
Küçüklüğün dünyasından büyüklerin dünyasına doğru geçişte türlü faz hatları vardır. Bu tür faz durum içinde olanlardan birisi iyon hareketidir. İyon hareketi bir yanıyla proton hareketiydi. Diğer yandan da bir kuark olan elektron hareketiydi.
Proton üç kuarktan meydana gelmişti. Ama proton hareketi artık kuark hareketi değildi. Kuark olan elektron hareketi de proton bağıntılı bir kimyasal durum özellikti. İyon hareketi bağ yapan harekettir. İyonik bağı kimyasal bağlardan birisidir.
Hatta bir litrelik kabı tekrar yarım litrelik kaplara boşaltırsak iki yarım litre sıvı almamız gerekirken biz iki yarım litre sıvı alamayız. Yarım litrenin biri yarım litre olarak dolarken diğeri yaklaşık fikir olsun diye dörtte iki oranında dolacaktır.
Çözümleme: Diğer çeyrek litrelik hacmi verecek olan sıvıya ne olmuştu? Çok az buharlaşmıştı ama bu bizim ölçü algımız içine girmez. O halde çeyrek litre sıvıya ne olmuştu? İspirtonun boşluklu tanecikli yapısı suyun boşluklu ve tanecikli yapısından daha küçüktü.
İspirto suyun boşluklu tanecikli yapısı içini doldurmuştu. Yani su içindeki boşluklu tanecikli hacim alan biraz sıkıştırılarak ispirto tarafından doldurulmuştu. Kayıp olan ispirto hacim, suyun boşluklu tanecikli hacim alan yapısı içindeydi. Yani ispirto hokus pokus yapmakla, ispirtonun çeyrek litresi yok olmuştu.
Yani kişi kendisinin içinde bulunan kritik değerli boşluklu tanecikli iç içe enerji alanlaydı. Kişi iç zamanlı bitişik zamanlarını kendi dışında iş bölüşümü yapan bir kolektif alan içindeydi.
Kolektif alanın içi her biri bir iş kolu üzerinde ayrık zamanlara dönüşür. Kişi ile var olan kritik değerli tümel enerji; kolektif alan içinde gün boyu eylemlerle ayrı ayrı eş görevli gruplar iş bölüşümü üzerinde akıyordu.
Kişi içindeki boşluklu tanecikli hacim alanları iş grupları üzerine boşaldı. Bu tür boşalma birbirinden sorumlu olma. Karşılıklı yükümle olan bağlaşık hareketti. Kişi içinde kolektif alan üzerine dağılan her bir kritik değerlerin yerini “soyut kolektif birim zamanlı enerji” tipi dolduruyordu. İşte bu ortaklaşma olan süreç ayrışan kolektif zamanla yükümlü, hisseli; kolektif moleküler bir işlev durumdu.
Hayat bu tür simetri kırılmasını hangi düzlemden referans ediyordu? Ya da, hayat hangi düzey ve düzlem ilişkilerini değişen dönüşen benzer tekrarlarıyla makro düzlemin üstel durumlusu yapıyordu?
Kuantum öncesi tekil durumlu simetri kırılmakla, kuvvetler ayrışmıştı. Kuvvetler ayrışmalı kuantum süreç; Planck zamanlı, Planck mesafede, Planck elektron volt enerjinin girişmeleri içinde soyut ölçülebilen üstel durumların belirsiziyleydi. Yani kuantum dünya büyülüydü.
Kuantum eylemli üstel durumlar belirsizi içinde türlü kuantum olaylar vardı. Bunlar kuarklar ve anti kuark olaylarıydı. Kuantum düzlem yok olan, yeniden beliren, eşleşme fazlası olan durum süreçlerdi.
Kolektif yapıların üsteli durumları iki fazlıydı. İlki kişinin içindeki kritik değerlere bağlı yönelim ve eğimlerdi. Diğeri dıştaki üretim hareketine bağlı üretim nesnesi ve kişi sayısı kadar eylem düşünce, bilgi, deneyim bağıntısında kaynaklıydı.
Böyle olmakla kişi kolektif birim zamanlı belirsiz durum üsteline dönüşüyordu. Organizmanın kendi içindeki korunan benci yasa tekilliği, dışta kolektif yönelimli üssü durumlar özne-nesne bağıntısı özgecilikle olan üssü çarpandı devinmelere dönüşüyordu.
Her eylemi güden gölge bir özne nesnel düşünce vardı. Her gölge yansıma, özne nesnel düşünceyi yetenekleri ölçüsünde ortaya koyan bir eylem vardı. Kişinin iç ve dış dünyasındaki yanımalar girişmesiyle iki faz arası hayal, tasarımları vardı.
Kolektif sosyal alan içindeki kişilerimizde; içteki içgüdüleri yanında tekil durumlu kendi deneyimleri içinde dışta rastlaşan, kesişen karşılaşmalar bileşimleriyle anı edilen güden bir gölge düşünce vardı. Bu düşünceler bencillik güdenleydi.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...