Geçmişe bak!
Türlüce yaşadıklarındır andıkların.
Değişene denk düşmeyen,
Nefretindir, kedere düşmendir, sandıkların.
Geçmişe bak canım, geçmişe.
Korkularımdan düşmüş,
Ve korkularımdan beslenen
Bastırgan yanım; endişelerim.
Sen mi beni,
Ben mi seni sürerdeyiz
Gayri bilinmez.
25] Bu ayinler sırasında ittifakın farklı totem aidiyeti uyruğundan olan insanlar, günün farklı farklı saatini kullanarak, farklı seslerle ilahileri okunarak, ittifak birliğine göre her bir etnik (mezhepler) yapı kendi yardımcı totemlerine ibadete çağrılırdı. Aiti etnik, kendi toteminin aiti rengine bürünerek, totemini simgeleyen tanınmayı da taşırlardı. Böylece ittifak etnik unsurları, kendi ayin ve törensel ibadetlerini ve böylesi hoşgörücü kaynaştırışın uygulamasını, yaparlardı.
Aidiyet eştirmenin bir çekim alanı olması ve bir kendi aitini tanıma ve aidiyeti bir tanınma devinmesini içerirdi. Aidiyet alanı içinde, kendisi gibi olanların bağ ilgisi sahibiyetlik oluşturması vardı. Aidiyetler alanının içlemine, bu tür sahibi etçi ittifaklarla, insanı devimsel olacaktan eğilim eştirecek niceliklerin biriktirilmesi vardı. Aidiyetçe alan içine, istenen tutumların eksen eştirilmesini koyabilmeniz olasıydı.
Aidiyetçe alanın için, araç kılınmıştı. İttifak halk aidiyetleri her biri birbirinin içinde çok farklı ve süreçle yürünen, apayrı aşamaların ürünüdürler. Ama ittifakların giderekten toplumsal aidiyeti ortaya çıkarır olmalarıyla da, etnik aidiyetler doğallıkla da, aşınacaktılar. Bunlar burada açıklanamayacak denli uzun ve tarihi süreçtirler. Bu süreçler, bir norm kurum aşma, bir kural aşma ve örgütleniş, boyutuna giden süreçler silsilesini oluşturmuştur. Her bir silsile, belli bir ait eştirme ilişki enformasyonunu taşırdır.
Ey sevdam
Çeşit çeşide girmişsin.
Yurtsunmuşsun gönülleri.
Büyüksün gönüllerce büyük
Söylenirsin duyanın var.
Söylenmedik ne kalmıştı
Akıl ışığını, akılsızlık almıştı
Her günah kaldırılamaz kefareti aratır
Birileri kılıf oluşturuyordu belli
Kılıf bizde sakızdı, bizdik kelli felli
Uykuda, ayık,
Ekmek dedik.
İşler karışık oldu,
Birbirimizi yedik.
Dişlerimiz bilendi,
Ama hep gedik.
Sevgili dostum Necdet Aslan'a ithafımdır...
Sen şair, ağlama yarına
Ye iç bak, ka'rına!
Görmüyormusun süreni
Senden gayri herkes
Bir alametin
Kızgınlığında dökülen
İsaynların yırttığı
Bağır yangını.
Patlatılmış arzuların
Seni şaşırmış
Kondurmuşum yüreğe
Yüreği büyütmeyi unutmuş da...
Bilir de fedaları
Bir arzudur, dikilir mi karşında
Selam girdi, umut gibi, kanımca araya.
Umar, bakmaz; taca, tahta paraya.
Adın girer içe; düşünü, sarar engince,
Demdir duymaz çaldığını; dengi, dengince.




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...