Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Hoşgörü, halksal yaşayıştaki, farklı anlayışları çatışmasından, sindirtir önleyici, zorunlu bir ilke gibi doğmuş tutumdur. Hoşgörü farklı oluşa katlanma ve ses çıkarmamadır. Bu bir özel yaşam gereği ve özel yaşam hakkıdır. İnançsal taşımalarınızın serbestliği buradadır. Halkın burasının, kendi normatifliği ile biçimlenir. Bu normatifliği yaygın kullanım ve benimsemeler öne çıkartır.

Yani müsamaha, inancın kendi yapılaşmasının, kökleşmesinin bir tutumu olarak çıkmıştır. Esasen hoşgörü, başkasına rızadan ziyade, sonradan ihdas olanın tutunabilmesinin bir varoluş sigortasıdır. Diğerleri ile bir arada yaşama arzusu gibi fayda ve yansımaları talidir. Ve de olumludur. Bu çeşitli inanmalar, insanların bozuk ve çarpık, inanç olarak başkasının varlığını kabul edememenin, zamana bağlı bilgilenmelerinden yansırlar.

Bu, yansımalar mücadelenin ürünüdür. Ve yeni olanın, mevcutta benimsenmiş, yaygın olan inancın, yani bir önceki inancın yerini almak için, kendine hoşgörü gösterilsin diye, hoşgörü göstericidir. Bunu sık sık vurgular. Bu kendisine yer açmak isteyiş bencilliğidir. Böyle bir tutum alışladır ki, kendinden bir sonraki inancada; bilmeden, istemeden kapı açmasıdır. Ve böylece yeni inançların, mevcut inançlar karşısında var olması ya da gelişip güçlenip yaygınlaşması için hoşgörü belirmiştir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Örneğin Hinduizimde Brahmana bir inek vermek, mutlulukların en yücesidir ve nirvanaya giden yolun kendisidir. İnançlarda bir sınıf maddi olarak verir iken, bir sınıfta alır. Ve de nasipler eşitsiz dağıtılmıştır. Yoksulluk sabredilmesi gereken bir sınama olgusudur! Eğer sabır sınavını başarırsa cennete gideceği hüküm olunur.

Toplumu inançsal görünümlü düzenleyebilirsiniz. Ancak toplum yinede inançsal değil de, zorunlu olarak toplumsal nesnel kurallara göre işleyecektir. Siz isteseniz de istemeseniz de bu böyledir. Sizin topluma her inançsal müdahaleniz, bu yapı ile çatışma ve gerilimi oluşturur. Bu huzursuzluk aşılana değin epey çatışma yaşanır.

İnanç bazlı sandığınız toplumsal yapı, zorunlu olarak nesnel bazlı sürüp gidecektir. Ama halk olarak siz onu, ilahi ve inanç temelli ilişkiler sanmaya devam edeceksiniz. Farkında bile olmaksızın.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Aşinadır bize,
Erdemle örülü,
Ahiri beklenen,
Sayılı günler.

Gönüllerde tart,

Devamını Oku
Bayram Kaya

Üşüdüğünde,
Güneş,
Pişirirken yemek,
Demek.

Öfkelendiğinde

Devamını Oku
Bayram Kaya

10] Ait eşen sosyal bireyler, bu ilişkisel ortam kültürüyle, olay ve olgularını aklında muhakeme ederler, onları bu ortamlara dek kültür algılarına dönüştürürler. Bu dönüştürmeleri, kendi çevrelerini, iletilme biçimine sokuşla, gayet iyi iletime geçerler. Ve de iyi haberleşirler. İşte kişilerdeki yatkınca var bulunan bu gibiden olan yönelme eylemleri içine sokulmaları, daha cenin iken ve bebekken ve çocukluk aşamalarında iken, bizim bilinçli dâhilimiz olmadan, tutum aştırılacaktılar.

Yani yetişme çağındaki sosyal ve doğal çevre ortam şartları bize; ait eşmeyi eğilim alanı olaraktan, eylem alanı olaraktan, kendini ortaya koyma olaraktan, kendimizi ifade etme alanı olaraktan; anlama, öğrenme benimseme, girişme alanı olaraktan, tutum aştırmıştır.

Bu kategorik öğrenme kalıbı, anlama girişmeli, zaman kalıplarımız, ileride oluşacak iki toplum ittifakında çok yararlı olacaktır. Farklı ait eşme alanlarının benimsenir olmasında, farklı olanı kendi alanına yakın sembollerin çözümlenmesi biçiminde anlayarak, farklı kültürleri, simgesel biçimleyip, simge olanı kendisine yakın şekilde dönüştürerek kavrayacaktır. İttifaklar insanların ilk kez çoklu ve seçenekli düşünme eyleminin başlangıcıydı.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir taraf ya Rab,
Yalap şalap, harap.
Fikri zaruretle bitap.
Kıymada gözü dönmüşlüğün,
Esrik haz mutluluğunda.
Yılgının egemeni.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Özlemler sıcak durduğunda
Yangın oturacaksın
Sevdaların en iyisinden
Kıvılcım duracaksın, uçkun.

Gel git aklım unutmalara dalarken

Devamını Oku
Bayram Kaya

Cesaretin
İki dirhem bir çekirdek!
Sen ürkek
Eciş bücüş.
Öksürüğün cesareti
İle dik yürüyen

Devamını Oku
Bayram Kaya

Gün düşer, yol ayrı düşer.
Gün şişer, yola gün düşer.
Karanlıkta koşanlar
Baki olmayanda, kubbeye gün düşer.

Acelem şeytana düşer.

Devamını Oku
Bayram Kaya

17] İşte bu tabu ve totem kılışların temelindeki, aidiyet eşme ile ait eştirme ritüellerini, yine bir başka ritüele; kutsanma, vaftiz etme, sünnet etme, evlilik kurma, kurban kesme gibi kutsal törenlerin ait eştirmesine, dönüştü. Bu nesnel bir dönüştürme idi. Bu dönüşmenin çeşitli biçimleri şunlardır: dans törenleri, özgün ibadet biçimleri. Arınma merasimleri, günah çıkarma seremonisi gibi törenler ve bayram günleridir ki, bayramlar; bağış dilek günleridir. Bu somut kurumsal ve tinsel olan anlamalar, oluşan yeni ittifakları, totem bağcı adına kutsanma tören ve ritüelleridir. Bunlar ayin seremonilerine dönüştü.

Bu tür anlayışlarla formüle edilen, ata soylu totem aiti inanışlar, mevcut işlevi ile kendisinin hala bir aidiyet eştirme formasyonu olduğunun ipuçlarını, daima bize vermektedir. Örneğin, Hz İsa'ya aiti olan kişilerin, suya daldırılmasına değin yapılan vaftiz törenleri vardır. Bu vaftiz töreni Hz İsa'dan binlerce yıl öncesinin, toplumlar aidiyetçe kurumsal ilişkilerinin, kendilerinden sonraya aktarma uygulamasıdır.

Yani tabu ve kutsal totem anlayışı, bilinmezlikleri bilinir yapıyordu. Bilinmez olanın verdiği tedirginlik korkusundan insanlar, bilinir olanın, totem güvencesine sığındırılmıştı. Totemin aidiyetçe aşinalığı, üyelerin birbirini tanımalarına yol açıyordu. Yine üyelerin birbirine yaklaşmalarına, üye kişinin nasıl davranacaklarına ilişkin tavırları bilmenin güvencesine aracı oluyordu. Totem koruyuculuğu, kendi üye kişilerini birbirine dayanıştıran alışmaları, sağlıyordu. Aynı ata soy totem aiti olan kişiler, kardeş eşmeyi ve birimiz hepimiz, hepimiz birimiz olmayı, tutum aşıyordular.

Devamını Oku