Ben bir öyküyüm,
Kendimi okudum ve bittim.
Anlayanlar bilir,
Kocacami'den dağılacak fikirlerim.
Bu bir meydan okumadır.
Pelitler düşüyor toprağa,
Sonbahar sarıyor etrafı.
Hesap santim oynamaz,
Sarıya çalıyor, dünyanın bu yanı.
Bize bir masal anlattılar,
İnandık.
Zamanla kıyılarımıza dayandı sorular,
Gerçeğin dalgalarında hırpalandık.
Gökyüzü tekrar mavileşecek.
İnsanlar akın akın gelip,
Sonsuzluğun altında
Eşitlikte birleşecek.
O andan sonra ne yoksulluk ne keder,
Sadece mutluluk bölüşülecek.
Damlalar sallanıyordu palamutlarından meşelerin.
Gelinlik kızlar yıkayıp asmış akşamdan,
Yapraklarını,
Bir kenarında derenin.
Çırpıları kor olup taş fırınlarda,
Kan mühürlü akşamlar.
Serin rüzgarda haber var.
Neredeymiş meydan okuyan kişi?
Boyun eğmekte hayır var.
Bu gök o eski zamanı hatırlar.
Vakti geldiğinde,
Herkes mülküne geri döner.
Adalet yalnızca,
Öğretici bir zaman alır.
Bilgi okunur ,öğrenilir ve yayılır.
Göklerin ,yerin
Ve bu ikisi arasındakilerin
Mutena olana sevdalı olduğu
Aşikar.
Koyu gölgelerle kaplı günün,
Gece,
Karanlığa çalıyor
Yeşil dallar.
Yeşil siyahtan,
Siyah ıraktan
Kaynıyor.
Arkamda ölüler bırakarak ilerliyorum.
Ses yok.
İn cin uykuda.
Bir ben varım yolların sona kavuştuğu noktada.
Hesap elbet sorulacak divanda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!