Olmayan tehtitlerin var olduğu ülkede,
Umutlar bittiğinden tükenemiyor.
Her köşe başında bir teşklilat var,
Kuşlar konmaktan ürküyor.
Sivil giyimliler dallanıp bıdaklanıyor,
Karanlık gecenin,
En siyahında.
Siyah bir örtünün içinde ,
Yürüyen ,
Kara bir karınca kadar ,
Gizli...
Meşe dalları buzlu.
Kış çiçekleri açmış,
Kırağılı göller üstünde.
Gölgeler kuytuya saklanmış,
Kuşlar soğuğun pençesinde.
Ben bir öyküyüm,
Kendimi okudum ve bittim.
Anlayanlar bilir,
Kocacami'den dağılacak fikirlerim.
Bu bir meydan okumadır.
Pelitler düşüyor toprağa,
Sonbahar sarıyor etrafı.
Hesap santim oynamaz,
Sarıya çalıyor, dünyanın bu yanı.
Bize bir masal anlattılar,
İnandık.
Zamanla kıyılarımıza dayandı sorular,
Gerçeğin dalgalarında hırpalandık.
Gökyüzü tekrar mavileşecek.
İnsanlar akın akın gelip,
Sonsuzluğun altında
Eşitlikte birleşecek.
O andan sonra ne yoksulluk ne keder,
Sadece mutluluk bölüşülecek.
Damlalar sallanıyordu palamutlarından meşelerin.
Gelinlik kızlar yıkayıp asmış akşamdan,
Yapraklarını,
Bir kenarında derenin.
Çırpıları kor olup taş fırınlarda,
Kan mühürlü akşamlar.
Serin rüzgarda haber var.
Neredeymiş meydan okuyan kişi?
Boyun eğmekte hayır var.
Bu gök o eski zamanı hatırlar.
Vakti geldiğinde,
Herkes mülküne geri döner.
Adalet yalnızca,
Öğretici bir zaman alır.
Bilgi okunur ,öğrenilir ve yayılır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!