Hissetmeliyim silginin kokusunu,
Kalemin kâğıtla dansını izlemeliyim.
Martıları kıskandıran ‘M’ harfini,
Sonra çizmemi andıran ‘L’ yi tanımalıyım.
Tutmalıyım sıkıca boğazından kalemin,
Güneş çırasını yakmayı unuttu bu sabah
Her yer zifiri karanlık…
Yetim kalmış bir kelebeğin ruhuna sarılıyorum.
Hasretin parçalanmış dudağıyla öpüyorum,
Gönlündeki sevdanın yalnızlığını
Ölümün ağlayan sireni yankılanıyor,
Ölümü özledim anne,
Zifiri bir karanlıkta usulca kaybolmayı,
Sonsuz bir yolda tek başıma yürümeyi özledim.
Ölümü özledim anne, ölümü.
Yârimin dizlerine başımı koyup ta,
Kavgalarımızın ardından,
Özlemle sarılışlarımızı,
Gözlerine bakarken,
Yüreğimin,
Mum alevi gibi titreyişlerini,
Özledim.
Vakti değil,
Vakti değil papatya kokulum.
Henüz hicrana alışmadı kelebek ömrüm.
Daha yapraklarını dökmedi sonbahar.
Şiirlerin gözyaşlarını,
Taşıyacak kadar büyümedi yüreğim.
Peki, neydi gözlerindeki büyünün sırrı?
Neydi;
Ruhumu cehennemin kirli alevinden arındırıp,
Cennettin mavi huzuruyla buluşturan.
Yüreğimde zifiri ışıklar idam ettiren..?
Deliksiz, bir uykuya dalmış şehir.
Ayrılığa boyun eğmiş bütün sevdalar.
Saat on iki,
Yine yalnızlığın en koyuluğundayım,
Ümitsiz bir umutla.
İmkânsızlık denizinde,
Yüreğimi yas-ı mahşere boğan
Sen değil misin?
Sen değil misin?
Tüm şairleri ahu zar eden…
Senden sonra,
Uzun soluklu kalp ağrılarım oldu.
Duygularım isyan bayrağını çekti,
Sensizlik kokan tüm şiirlere.
Senden sonra,
Mavi gülüşlü kelebeklerin idamı verildi
Senden vazgeçtim, çoktandır.
Ama gönlüm vazgeçmiyor bir türlü.
O eski meyhanedeyim yine,
Hani bütün sarhoşların sevdası için içtikleri meyhane…
Sevdam için,
Dertlerimden arınmak için içiyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!