Sokak lambalarının titrek ışığında,
Yüzümün gölgesi düşüyor ıslak kaldırımlara.
Cebimde ellerim değil,
Sana söyleyemediğim küflenmiş kelimeler var.
Bir yangın sonrası sessizliği çökmüş içime,
Dumanı tütmeyen, közü sönmeyen cinsten...
Eski bir plağın cızırtısında arıyorum sesini,
Nereye baksam eksik bir nota, yarım kalmış bir dize.
Sanki bütün şehir el birliğiyle seni saklıyor benden,
Perdeler kapalı, kapılar sürgülü, yollar yabancı.
Zamanla barışamadı yıldızımız,
Bizim senle barışamadığımız gibi.
Akrep yelkovanı kovalıyor da,
Mevsimler hep o son vedanın ayazında takılı kalıyor.
Bir kuşun kanadına yükledim umudu,
Kanadı kırıldı, düştü içimdeki uçurumlara.
Öyle bir gitmek ki bu;
Ayak izlerin kalbimde, kokun yastığımın dikişlerinde,
Ama sen, okyanusun ötesindeki bir fener kadar uzaksın.
Onsuzluk, bir gömleği yanlış iliklemek gibi şimdi;
Ne yapsam düzelmiyor, ne yapsam eğreti.
Göğüs kafesimde çırpınan o hırçın ağrı,
Adını andıkça genişleyen bir kara delik misali.
Kavuşmak, imkansız bir masalın son cümlesi artık;
Ben o masalın içinde,
Kendi külünden doğamayan bir anka kuşu...
Kayıt Tarihi : 2.05.2026 10:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!