hayat bir oyun aslında
kazanmakta var kaybetmekte.
hatta sonunda ölmekte var.
ama benim en sevmediğim bölümü,
oyunun ortasından birilerinin
oyunbozanlık yapması...
Hangi vicdan öz çocuğunu dört köşe altı duvardan oluşan, beton yığınlarının içinde tüm sosyal çevresi olan arkadaşlarından uzak tutabilir. Ve bunu yaparken de mavi ekranlardan medet umabilir. Dört duvarlı sanal hapishane minnacık dünyalarında nasıl psikolojik travma yaratabilir. Bunları düşünen beyinlerimize soralım bir bakalım ne cevap alacağız ?
Aydın Gürz
Tarifi yok yokluğunun
Ellerimde kalan hasret gibisin
Kalbimin içinde atan nefesin
Gördüğümden öte zamanın içindesin
Özlemlerimden daha özel, özdesin
Zamanı olmayan aşk gibisin
Çağ dedik
atladık özü
kısa geçtik
ezberledik özeti
sonuçta olundu
kısa bir özenti
günün ÖZ eti;
ilk doğduğum anda
kaba etime yemiş olduğum tokadı
yeniden yemek gibi.
bazen insan düşlediklerinden
Sen hüznü soluduğumda,
aklıma gelen bahar gülüşlümsün.
Cennet mi sakladın bakışlarının sinesine. Ateşe düştüğüm de su taşıyan karınca hayalimsin.
Saç tellerinin içinden özlediğim ormanlar alevleniyor.
Oysa sen karasal iklimimde maviye uzanan göğün rengisin.
Ben telâşınım ne olduğunu bilmediğim zamanlarda.
ÖZLEDİM
Çok uzun geçti bu gece
Sabah erken uyandım
Kalktım etrafa bakındım
Güneş açmış dünyamda
kimi zaman özledim
diyemezsin
öz... dersin tıkanır kelimeler sözünde
aslında deli gibi özlemişsindir özünde...
aydın gürz
Özledim Seni
özledim seni
böyle anlatması kolay değil
öyle şöyle anlatamam
yakınımda olsan
Bil ki seni aramaya kalkışırsam bir gün,
Yoksuzluğundan perişan olmuş bir haldeyim.
Bil ki mevsimlerden sonbahar ve saçımda aklar,
Yalnızlıklarda başa başa bir meyhanede,
Kader masasındayım.
Elimde eski defterlerinin arasında bulduğun solgun bir gül,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!