allak bulllak yine kafam
unuttum kendimi
oturduğum masada
söndü hayallerim
masadaki kül tablasında
istediğim yerde
istediğim anda
ahaliyi bir meydana toplarım
hem malımı satar
hem silahımı denerim
bilsem ki;
mutluluğun tadı zehir/e sinmiş
gözümü kırpmadan içerdim...
(Günbatımı düşleri...sy.53)
neden kusurları yüzümüze vurursun
ayna
seninde sırların dökülür bir gün
zamanın avuçlarına
uzaklardan güzel sanılan dağlar
eteğinden tutmuş bir çocuk ağlar
hafızamdan çıkmaz geçtiğim çağlar
dağlar...kar’ın buzun erimedi mi
bölük pürçük duygu çıkardı yola
biliyorsun
ne kadar seversen sev
yaşayamaz kardan adamlar
ve
bir kar topunun üzerinde erirken parmak izlerim
ansızın bir çift göz asılır göğe
sen geldin sanırım
o an bütün alemi kaplar varlığın
ve
benliğimde müthiş bir huzur
bir doğuş hikayesi dünyaya gelir kardeş
tırmalarken rahmini ruhuyla olur sırdaş
insan denilen kale muhteşemce yapılar
alemleri geçerek aralanır kapılar
Şükür sana ki mevlam bu yılda kar-ı gördük
gelin geldi toprağa döşünde yar-i gördük
hapsettiğin göz yaşı taneli nar-ı gördük
hiçlik karanlık kuyu gökte nur var-ı gördük
Şiirlerini okudum. Memnun oldum. Size yaradıcılıq uğorları arzusu ilə
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi
2007 ve 2009 da ne yazdıysam hala aynı fikirde olmak ne güzel bir şey iyi ki tanımışım seni mertlerin efendisi