Hani mevsimsiz bir nota'dır makamlarda
yağan her usul
ve her sus
sanki bizedir, bize! ..
Söylenir şarkılarda en güzel aşkın,
aşkın yüreğin de çalan bu şarkı.
Dudakların söyler hüznün şarkısını
Hicranı derin uykudan uyandırsa ne olacak.
Kaç ses daha çıkacaksın, ineceksin hangi ölçüye!
En dibinde ağıt olsan
Bulamazsın içimdeki makamı.
Söylesin! İçin için ağlayan bir ney
Tahammül mü kaldı artık!
Kaplamışken karanlık her yerimi
İğreniyorum duygulanmaktan bu saatler
Acıklı bir bestenin nağmelerine kapılmış
Bir sel gibi bulanık akıyorum içimde.
Bir damla gözyaşına dilenir olduğum
Yalnızlıktı karanlık ve sessizlikti yalnızlık
Işığın doğduğu andı hüküm, hakikate ol dendiği andı…
Önce Ulu bir hükümran gibi duruyordu karanlık gece!
Sonsuzlukta bir yürek gibi hâkimdi kendine
Taki… Işığın varlığına dek.
Kâinata açılan yolun şahadeti oldu aydınlık!
Usulen gelip selam verir de sonra yalnız bir köşeye çekilir!
Kısık bakışlarında çoğalan karanlık ve görülmeyen bir his,
İçinde taksim ettiği bütün lanetlerini o sessizce çoğaltır.
Nefsini körelten onca hile bir yana, zifir içinde zaten pis!
Melun! Bütün şeytanları gelmiş hepsi birbirinin üstünde
Hepsi bir ruhu çalmanın şehvetiyle öyle bir kudurmuş
Uyandığım sen olsan belki rüzgâr, kırmazdı dallarımı
Ağaçlar, ağlamazdı penceremin önünde dökülmezdi gözlerim
Böyle çatlak ve dağılmış bakışlara esir tutmazdı beni.
Gökyüzü dağılıyor, sanki bir sarhoşun yüreği kırık
Ve kimsesizliğe içinden sayıyor bütün gelmişi, geçmişi
Döküyor penceremin önüne, döküyor ulan!
Ben sende gördüm sevdanın dik yamaçlarını
kendini erişilmez, ulaşılmaza saklayan
fırtınası dinmeyen dumanlı bir dağ gibi.
Yüreği el değmemiş, tanrının yeryüzü beldesi;
bir el değecekse yücesine kalbinin,
bir gün dağılacaksa dumanı bakışlarından
Hiç olmadı bugün gibi
Hiç bir gün sana benzemedi.
Ne sokaklar ne gökyüzü bugün bana senin kadar yakın.
Sen benim doğduğum günün tek sebebi
Seni bulmak! Yaşanmış bir ömrü bugüne
Tek bir nefese bağışlamak gibiydi.
Mahsur kalıyoruz eylemsiz bir günün içinde;
etraf salim, insanlar tekin ama mahsur kalıyoruz!
İyi giden ne olsa tedirgin, panik oluyoruz biz.
İçimizden çıkarıyoruz gizlilerimizi, şizofren oluyoruz
tutamıyoruz iğrenç bir salgının hızlı yayılışını.
Koptuk; ciğerden, candan, nefesten
Uzun bir ufka benziyordu, gözünde olan!
Bakışlarının sonunu merak ettim, yüzünde olan hayrete bakılırsa;
Sanırım bir cenneti gizliyordu. Acaba, kimin için?
Anlamaya çalışıyor, sessizce süzüyor garipten, mealsiz ve ince
Nadiren bakıyordu, o da şaşırmış vede tedirgin
Bir ceylan kadar titriyordu, gördüğü sanki bir aslan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!