Feleğin çarkında dönse zaman,ayrılıklar hiç olmadan uğramadan.
Kırılan cam yeniden toprak olsa, yada taş çatlasa azgın sularda boğulsa.
Vaveyli eden Ahuzar, bir ben bir ardı sıralar.
Çölde ansızın uğramış uğramalar.
Aklımdan çıksan, mezara dönse taş duvarlar.
Vefadır sanıyorduk insanı.
Derken tufandan geçen hancı.
Dolu düşer yıldızlarına,gecenin sancısı.
Göğün uzanan örtüsü bir kinci.
Diretir halini kırılmaz yürekleri.
Tüm bedende hissettirir şimşeklerini.
Uyudun uyandın kalktın ayağa gök karışmış.
Ben kararlıyım her şeye inat.
Sevmedim ne varsa… eller görür diller yabancıysa.
Sevmem artık.
Sevemem aldıklarından.
Vermem ellere, verem eyledi gönül.
Sırma saçlarına menekşe kondurmuş bezmalib.
Yolu uğurlamış;ağlamış,sanmışki beklenen ayazı,güzü benliğinde yaşatmış.
Ölüm yalnız yardan büyük olan nazardan.o hakikat yasasından.
Pervane olur döner derler.
Bizim burda yanılmışlarsa dahada ve dahada fazla toprak verirler.
Bende ki çilenin sonu yok.
Gözler görmez akıl şaşıyor.
Bilinen ne varsa hepsi doğrumu.
40 çeşmede yıkanmadı bu su.
Arsız insandan dahası sende kalanmış
Göklerden gelen yeni bir davetin habercisi
Mimarın elinde cetvel santim santim hecesi
Göğün ayrılık sermayesi bir kaç adım.
Bahçesinde gülün adı var salkım salkım.
Cellatlar bir sıra, peşinde ölümün korkusu.
Bir perdenin ardında açılan gizli mabet.
O sırki alemler ona mı denk?
Ey gönlü yaralı güvercin kalbi tak tak.
Öyle bir sırki bu alemde ona varmak.
Varmıdır? Onun gibi mahsus bir dil.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!