Alıp gitti neyim varsa.
Seni aşk kuyusunda bıraktım.
Çekilmez acının ızdırabında bıraktım.
Zincir tavanın zincirsiz ayağında bıraktım.
Yeşil rüyada güzel gözlerinde bıraktım.
Aldanışına bu dünyanın, ellerine bıraktım.
Ne de yalnız kalmışız arkadaş!
Yolumuz düşmüş dara.
Andoludan hasret tekmili coğrafyalara.
Ne zamana, kalmışız yırtık bir elbise gibi arkadaş.
Ne de yazılmış mutlak bir dua ya.
Muskada Anadolu izleri sayın hakim.
Hilkatin kesin suâl vermede karar mercihi.
Kalın kafalı, ağırlama ayini.
Sor ki yatan ne memnun, kalan hazin sonudur.
Bekler durur, zamanı uyutur.
Yedi asırlık Çınarın gölgesinde yaz akşamı.
Toprağında tepinen yarım ayak insanı.
Alem değişti, zaman değişti.
Herşey akıp giderken,insan değişti.
Zamane yangınına kürek salladı.
Cehennem dünyada cehennemi aratmadı.
Sonra kendi hazin sonunu izledi.
Duman peçem içinde kalıp ve şekil.
Ateş yoksul varlık,onun önünden çekil.
Hava renk cünbüşü tepinen cinler.
İnsanların kafalarında eksik bilmeceler.
Şekil aynı biraz oynar gibi kafalar.
Künye üste künde gayip masallar.
Arada gözlerim gibi seni düşlerim.
Yarım bir dünya benim düşüncelerim.
Bir buhran boyada, lambada is kokusu.
Uzandı yatağa bir ölüm korkusu.
Beyaz çarşaf kefen gibi sımsıkı.
Gökler yarıldı içinde ölüm sancısı.
Bahçede renkler karışmış birinin bahsinden.
Güzara güfte etmeyen neylesin baharı.
Altın gibi parlan ansızın yazıyı.
Kaderdir bizi ayıran nede sonsuzluk yevmiyesi.
Açılan kapılarda harami sesi.
Mahkumlar elleri cepken, yırtık duvar.
Ansızın beliren gölge yastıklar.
Demir pencereden gözü yaşlı analar.
Daha genç bir bakış, o anlar.
Çevreye avaz çıktı, buğday tenli bir ışıktı.
Gök narasını keskin tavırla atar.
Doru atlar yağız kınından çıkar.
Bey,elçi: acundan gelen sırma maviliği.
Taşır gök kınında; pusat kıvılcımında.
Serinlik ana vatandan ;asıl olan Türkistan’dan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!