Ne yolcular ağırladım.
Nede senden ayrı bir diyardayım.
Senin bırakıp gittiğin noktadayım.
Bir iz senden kalan bir nefes varlığın, alemde dolaşan
Kıtalar aşan.
Hani yolcular gelip gittimi! Hepsini aynı yerde aynı gözlerinden baktım bir an öteye gitsem korkarım
Sözler yalan olunca gözlerden belli olur.
Yalan tavrın içinde ayaz keskinliği vurur.
Vicdan kırılınca sabahın şehrinde,bir laf tıkanır durur.
Gidelim artık bu diyardan, göç vuslatı soldurmadan.
Tahta adam odun oldu yakıldı; eğrildi büküldü zamanı durduramadı.
Zeytin pamuk gibi tohumlarını saçar;mavilik zehirinde girdaplar yutar.
Gaiplerden seslenen bu adam, kimdir deli?
Akıl baştan aşşağı asırlık kimliği.
En son şekil ve biçim içinde insan.
Akıl derinlik odur ona varan.
Karmaşanın içinde kim haklı kim deli?
Adımlarında tek tek yorulduğum merdivenler
Işık şahikası,geçimsiz,suretsiz bilenmezler.
Biri ninni okuyor kulaklarıma yorgun, uykulu.
O da zannetim ki dipsiz bir kuyu.
Kalemimden dökülen damla mürekkebim.
Ömürlük hırkanın parça yamasıyım.
Ölürüm boşlukta beklerim, demet güllerim.
Filizlenmiyorsa , Kalbime gömerim.
Yaldızlı şiir kesesi, saman kâğıt ilintisi.
Yok, varlık sonuncusu, devir mahlukunun işi.
Yukardan uzatılmış, ip tutulmuş demir el gibi sıkı.
Yuvasına şiir kondurmuş bu tasasız sıkıcı.
Üflemede ifrit teçhiri, zaman kötürüm sandığı.
Parlak tepside ağıt, açılan gül goncası.
Zamanın bekçileri kolluyor yolları.
Tasma takılmış ateş naraları.
Yüz koyun bir kurta gebe.
Ölüm çağ aşmış bu bedende.
Nasihat eden görkemli binalar.
Ve yalnızlık en keskin koku
Burun sızlatan,hayal dünyası bir korku.
Saçaklarında hüzme düşmesi bir sarkıt .
Zaman kabartmada kötürüm sandık.
Teklemede iki adım önde birinci Sefil mahluk.
İnsan fezada yukarı bakılması aciz yamuk.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!