Sandım ki bu alemde bir tek ben varım.
Varlığın içinde bir ten;bir olana layığım.
Selvi ilk ben gördüm ben alırım.
Saçlarına ben bakarım.
Gözlerinde benim rüyalarımı ararım.
Kuzgun deli ağızdan hıçkırır ateşini.
Köpüren deli aşağısı mahluk,gerisi hecesi.
Ağma budalası akşamadan kalma sarhoşsun!
Kirli uyanış pis gülüşünü bulursun.
Ne hasret bekler.Uzak diyardan sürgünler getirdim.Kervanın içinde ölüm sevğilim.
Pazarlık mahşerde kaldı ,gök yarıldı yıldızlar yandı.Gözlerin ayın rengini değiştiriyor ;ay alev alıp sönüyor.
Karanlık uzanan bir yol gibi önüne seriliyor.
Tarihin en acımasız tekfurun önünde.
Kerpiç ufalanmış gözlerinde.
Bir seraba yankı eden gülüşlerin.
Saçlarına ak ayaz narası yakılmalı.
Boy dan aşşağı ilmek ilmek bir sızı
Bir halki yemeden kusturur.
Baştan boylu, çift görüş nasılsın kelimesinde cevapsız icazet.
Kaynar suyun deride iz bırakan hatıratı.
Çayın koyu renkten açık bir hal alışı.
Şimdi nasılsın diyeçektim pek beklenmedik oldu.
Anladım sen bir sevda yükü.
Sırtında insan külü.
Yanılmıştık meğer sevgi denen sahte ele.
Şimdi dökül bütün yüklerini.
Yokuş hep ilerde.
Yürekte olan sancının bıçak saplaması olduğunu;
Sanırdımki dikenin Bukadar gülünç durduğunu.
Öyle bir seski yürek hoplatır bedende.
Ey ciğer yakan gözler, izler mi sende?
Ufka bakış,belki de başka yönde uçan bir uçurtma.
Uyuz bir yoldaş ip kesilmiş elleri.
Nara ateş.
Serin bir yerde sende yerleş.
Rüzgar mı? serseri.
Hani yolum hani nerde biriktirdiğim.
İletir titreşim dolu gizliyi.
Bir dipsiz kuyuda yankı yapan sesi.
Kulakta çınlama dolu beliren.
Bir akıl ki, görünmesi onda var eden.
Bir başka seveceksin ayı, yıldızı, akşamı
Bir başka uyanacaksın sabaha.
Gündüz bir başka olacak gölge etmeden yıldızı.
Eftaline yanacaksın güneşte.
Eftali kan kırmızı yürekler de.
Toprak gibi seveceksin yeşerecek bahçen.
Yağmur, elindeki tepsinin tınısı.
Yankı eden, elindeki tılsımı.
O ses ki vehminde ince bir inilti.
Karar yokuşunda artık aslan kesildi.
Dikildi önüne icazet sandığını açtı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!