Yusuf’u kuyuya atarken daha
Mısır’da sultanlık vermişti Rabb’im.
Eyüp yarasıyla eylerken dua
Bilcümle yarasın sarmıştı Rabb’im.
Bir avuç toprakla bir damlacık su
Bugün benim ruhum öldü,
Namazımı kılmadılar,
Musallaya almadılar.
Salası da okunmadı, duası da.
Ne bedenden soydular
Ne kefene koydular.
Bir şiir tadında yaşanır hayat
Gerçekler hayaller ardında saklı
Binlerce anlama gelse de heyhat
Sözcükler ruhlara hepten yasaklı.
Her dize bin gece hüznüne denkmiş.
Yaş olmasın hiç gözünde
Allah seni ağlatmasın
Duadır her sözümde
Allah seni ağlatmasın
Ağlamandır, bana ölüm
Kapandı idrak, tıkandı fikir
Bizi sen izansız bırakma Allah’ım
Ne dilde adın hamd ne kalpte şükür
Gafiliz, imansız bırakma Allah’ım.
Kelamın yok kulaklarda, kalpleri demem hiç
Senden kerem, Kuransız bırakma Allah’ım
Dünya bir sırat
Gider son sürat
Vermeden murat
İter toprağa
Bekleme gülmez
Neden söyle kibir, gurur
Bu verilen can emanet.
Soyun sopun toprak, çamur
Giydirilen ten emanet.
Sen sanırsın dünya senin
Erzurum yayla kartalı, zirvede çift başıyla
Erzurum bir koca tarih, bu cevval dadaşıyla
Erzurum bir yanık türkü, “Hani Yaylam” tadında
Erzurum ölmez yiğit ki Nene Hatun adında
Bir şehir dirildi, yeniden doğup
Sağ oldu Erzurum tabyalarında.
Küfrün köpeğini kanında boğup
Dağ oldu Erzurum tabyalarında.
Hafızın sesiyle iman dirildi
Bu şehre kar yağdığında zaman durur, mekan durur
Düşen her kar tanesinde, yorulmuş bir insan durur.
Lapa lapa yağar sessizlik, gök kusar öfkesini
Yerdeki her bir nefeste dinmeyen isyan durur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!