Korkma
şakaya batırdım kalemimi az önce
ne desem essah
yazımı tanırsın zaten
çat! deyince kırılan yerlerimi
kapıyı çarpmadan çıkardın sen
adam
ayaklarına basa basa denizin
başucundaki yosunları topluyor
geceden kalan
kavkıları bağaları gizlenip saklanılan
yaşam ve erinç zulalarını
elmanın içinde elma
eriğin içinde erik
narın içinde nar
insanın içinde
hırs
cimrilik
bir ömre hangi kapısından girilir?
daha usul
daha rahvan olur hangisi?
ya asansör takılmışı!
salıncak stillisi!
hele bir de düşümlüyse
Çocuk
Saçlarıyla dağıtıp süsünü
Dört yanı da dört nala bağlayan
Çocuk
Gözlerini nergislerde sümbüllerde gezdiren
bir ömür bağışlamış ki bize
zamanın zenci eli:
hem uzun bir menzile göçmen yazılır
hem kanatları safi tül
gupürleri ince işlemeli.
karaya vursa dağ-taş eşkiya
değil ikindinin aç beyaza akması
düğümün divane dikildiği yer
bütün taşınırlara çarpı
taşınmazlara bir tezene varyete
iz’li bakış yarası
burada
post ahali verevinden
kartvızıt(!) larıyla iniyorlar
uyakları uzun haklama
ağızları düz ayak
kaos kazanlarına doğru
intihar dolanıyor yörüngeleriniz
yol bitti düşüyoruz
korkuluklarınız tutamıyor üzgünüm
bütün kaleleriniz başaşağı
geceyi ve gündüzü yakıyorum
kolluklarımı taktım ey gece kanatlarım kül
yüzüyorum yüzüne karşı
ateş ayarlarım açık
yangın tüplerim kapalı
bak işte yakamozlar dolduruyorum koynuma
yandıkça daha bir balıklama




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!