Sular alıp götürüyor, kıyısında durma denizin
diyor, gülümseyen sesi.
Unutmuşum. Nasıldı?
Zaman siliyor, ayak izlerini
ve yaşananları.
Gülek Boğazı'nda dağlar
Yan yana durur.
Gördüm Aladağ'dan aştı bir turna
Ben gördüm yârim gördü
Sıcak yüreciği vuran.
Ben çoktan söyledim bunu, anlamadınız
Bir gün olur dedim, büyür bu dalga
Toprakta, ıssız dağ yollarında, güneşli kırlarda
Gaz lambasıyla aydınlanan mağaralarda
Yağmurda eriyen kerpiç, ot evlerde
Sevginin olduğu her yerde konuşulur bu dedim.
Türküler telli duvaklı, türküler gelin
Türküler sevda yeli, dost eli.
Türkülerinde yazılı
Memleketimin kaderi.
Oydu saati soran bana
Sigaramdan sigarasını yakan
Elleri çatlak yüzü tıraşlı
Soluğu buğu buğu çıkan
Dün gece seyrim içinde
Öldürenler de ölür
Şu dünyada kötülüklerden gayrı
Ne kalır
Böyle demiş ozanlar
Bir geleceğin yok senin. Tükettin geleceğini.
Bunca yıl, bunca çaba, hiçbir...
(Evet, tanrılar da yardım edemez sana, kaldı ki Tanrı
neden uzatsın elini?)
Hiçbir işe yaramadıysa bunca şiir.
Yaşlılar vardır
Biraz gülümserler solgunca
Girerken ilkyaza
Yağan yağmurlar gibi
Hadi biraz çık sokağa
Çift kanatlı koca bir saray kapısı gibi
Açılır zaman;
Uçar güvercinler sevinçle
Ve çiçekler
Dikenler, doğanın yeşillikleri
Yüz bin kokulu gül satılan
Orda sadece yalnızlık ve rüzgâr
var var varsa da yok diye bellerdik
kıraç toprak, başıboş sürüler...
akşamları çılgınca bir kavgaya giderdik
çıkınca kayalara sessizliği bozan
sakallı adamlar gibi dağlarda haydutça
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!