Akan dereler gibidir
Gürül gürül küçük umutlarımız.
Neler düşünmeyiz genciz elbette
Elbette düşler peşinde koşarız.
Şimdi el eleyiz şimdi beraber
yalnızlığımdır hep bıçakların kestiği
akşam çayında galetalarla yenen
koyu atlar götürür terkisinde
ne kadar kaçkın varsa evden
uykumdur sokaklarda sürünür
ya da düşer bir kadının elinden
Suların içinde, kaygısız
Yaşayan minnacık balıklar.
Doğan günle aydınlık dünya
Akşamla, karanlıklar.
Geceler bir tuhaf, ıssız
Albatros, sana bu şarkiyi o kiyilardan getirdim hani öldügün
çigdemlerin dünyamiza sökün ettigi o korkusuz baharda.
Hani o gökyüzünün korkunç güzelligiyle şarkilar söyledigimiz
koşup koşup da bir türlü ulaşamadigimiz o dünya.
Agladigimiz ya da küfrettigimiz ya da şişmanladigimiz
Yana yana ışığına geldim
Isitmadin beni sevdigim
Beni almadin uzandigin engine
Deniz olsam da irmak olsam da
Yansam da bir senin ateşine
Oglumla kira gitmiştim, küçücük adimlariyla
çayirlarin üstünde koşmak istiyordu ve düşüyordu.
Bir kurbaga
siçrayiverdi önünde: Hiç görmemişti, korktu.
Biliyorum sözcükleri, ama kullanmadığım için unutuyorum.
Onu da unuttum. Şu acılı, şu gerçek olmayan.
Nice yıllar var ki hiç görmediğim
İnkâr etmem aşkı
Ağzı bir elma tadı ağzımda
Sevdiği oyuncaklar
En güzeli mızıka
Cumhuriyet Bayramı,
Geldi bize ne mutlu!
Bayraklarla donattık,
Güzel okulumuzu.
Sokaklarda evlerde,
Yurdun acılar içinde, halkın
Umutsuz mu? O zaman
Sığınacaksın gerçeğine
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!