Parke taşlı eski bir meydan
Noel çamı değil orta yerinde el gibi duran
Ulu bir ağaç
Çıplak dallı, küskün.. kırılgan..
Belli ki yolculuğu çok uzaklardan
Dile gelecek gibi attan, atadan...
Ayrı gayrı dursak bile,
Adım duan olsun dile!
Bensiz iken sabır bile!
Benle iken şükür dile…
.
Rakı masası, kalbin kapısının açıldığı tek yerdir… Bu yüzden adına ‘’Çilingir Sofrası’’ denir…
Ayyaş değilim ama ‘’RAKI’’yı seviyorum…
Benim için Orhan Veli'dir! Rakı…
Dipsiz bir yalnızlığın
İpsiz kuyularına
Salıncaklar salarak
Şafaktan geceye
Sallanmaktayım…
Kel bir dağ yamacı
Turkuaz deniz
Sığ sesleniş
Uçsuz bucaksız kumsal
Cılız bir avaz
Benim sesim Dilia;
Damardaraltan bir arya…
Mısra’ya dökülen bir destan
Ne şeytan günahkârdır
Ne de melekler fettan…
Sen yine de
‘’Dilia,
Esir olurcasına bir bağlanışın anatomisidir
Ve
Bir kadına yazılmış eşsiz hecelerin seremonisidir…’’
***
Yar;
Dev bir ahtapottur sevdan
Ağzı zehir dolu
Kızıl benekli mar...
Temiz gülüşlü melek
Yedi başlı canavar...
Bir çift göze o rengi,
Nasıl yakıştırdın ya Rab?
Kaşlarını çizmişken,
Bunca güzel bir hilal!
Sakın,
Şeklen adamlarla karıştırma beni!
Ben,
Ağzımla sevmedim, ömrümce bir kadını…
Seni,
En eşsiz imgelerde boğarım ama




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!