Ey! Cenin;
Zaman,
An an uzaklaştırır ana ile evladı!
Sonra 'Büyümek' derler adına,
Ağır ağır ölüme yürümenin!
Cebi yokmuş kefenin…
Öldürüp birini…
Gömdüm toprağa
Dışarıdan bakan hiç kimse anlamadı
Oraya ne koyduğumu…
Yalnız ben bilirim, o mezarda ne olduğunu…
Ve yalnız ben, bir gülüşün solduğunu…
Canın mı sıkkın?
Gel bölüşelim dertleri
Doldur bir kadeh can suyundan
Kafama dikeyim…
Söverek, gelmişine geçmişine bu ömrün…
Dipsiz, koyu gecede, dilsiz bir vaatti
Yemindi sevgiye
Candan sunulan bir itiraftı
Ve… Delildi aşka!
Sevişmek eyleminin kapı eşiği
Merhaba Linnya
Birine mektup yazmayalı çok uzun yıllar oldu. Az evvel şöyle bir düşündüm; Tamı tamına 24 yıl olmuş. Bunca sene sonra becerebilecek miyim, emin değilim ama başladım işte. Başaramazsam kusura bakma e mi?
Biliyor musun Linnya! Hayatım boyunca hiç bir ilişkiye laf olsun diye başlamadım. Önce hissettim sonra meylettim. Yani sevdim. Sevmek için kıstas koymadım gönlüme. Hani kaşına, gözüne, saçına, başına, boyuna, kilona bakmadım bile. Benden öncen, geçmişin umurumda olmadı hiç. Mezhebinden, dininden bana ne! İşin, gücün, maaşın neyime lazım? Beni ilgilendiren, adını andığım andaki nabzım… Ben istiyorum ki sen ol; Alnımdaki yazım…
Aslıda ilmeği geçirmek vardı boğazına
Fakat
Ne urgan vardı boynuna uygun
Ne de öylesine heybetli darağacı…
‘Masal desem’ değil…
‘Rüya desem’ bu bir uyku hali değil…
‘Serap desem’ kendimdeyim, evimdeyim;
…Sahra değil, çöl değil…
Utangaç, nazlı bir kız gibi salınır
Ağaçların yorgun, çıplak dalları
Beyaz bir masal başlar önce
Pamukşekeri taneleri havada
Bir perde dalgalanır yavaştan
Uçuşur da uçuşur gökyüzünde kar
……Dalgaların mı çok sertti?
……Yoksa denizlerin mi fazla mai?
……Bilmiyorum ama
……Bir fısıltı bana yetti…
Vakitsiz geldin!
Şaşırdım.
Dilim damağıma yapıştı,
Konuşamadım…
Ayaklarım birbirine dolaştı…
Kolum kanadım kırıktı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!