Sen benim,
Düşmeyen ateşimsin sevgili!
Fakat aynı zamanda
En derin kuyumsun…
Serinsin… Çağıl çağıl suyumsun…
İlacımsın… E(k)meğimsin…
Ey! İlhamı kucaklayıp da
Getiren peri…
İyi ki geldin.
Hoş geldin de
Eğreti konaklayıp,
Bir nefes duraklayıp da
Biliyorum,
Bana olan özlemin,
Yalnızca on hece;
''Bak yine rimel yağdı dün gece!''
Gönül muhtaç değil, sırça köşk ya da saraya!
Bunca zaman, bunca elaman, koydum araya!
Ağlamak em olmuyor, kabuk tutmaz yaraya…
Ayrılık satılmıyor, iki kuruş paraya…
Yazmasın bizi Tanrım, bundan gayrı karaya!
Rayihasını beğenmiyorsam, kır çiçeklerinin
Biraz kelime serpiyorum, Üzerlerine
Biraz imge,
Kokuşuyorlar;
En şuh kahkahalarıyla ölesiye
Sen, vahşi doğada, dişi bir parssın
Uzat pençeni de göğsümü yarsın!
İster öpsün ağzın, ister koparsın
Yolla zehrini ki kalbi dağlansın…
Uzat pençeni de göğsümü yarsın!
Işığım ol benim
Bırak sana dönsün tümüyle bedenim
Sen bilmesen de
Bırak!
Hüzünlerinden,
Üzmelerinden değil
Birini seviyorsan eğer
Şiir gibi sev…
Mahiyet aranmaz aşkta
Anlamadan…
Anlamına bakmadan sever insan…
Mesela nisan,
Şimdi
Şairin inine cin girdi
Şiirin dinine kin…
…
Bir lamba lazım artık
Hapsetmek lazım…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!