Hiçbir şey göremesem de camdan görsem gölgeni.
Pencere açık, duysam unuttuğum sesini.
Uyumaya çalışırken, dışarıda çatıya damlayan yağmur sesleri.
Anımsatır karşılaştığımız ilk günleri.
Ne aynı bulutlar durur gökyüzünde.
Gözler artık aramaz inanmak için görmeyi, biliyor.
Uykuya daldıran sessizlik dinleniyor.
Dilin inadı kırılmış susuyor.
Eller kalpte atışını duyuruyor.
Nefes, alırken sabrediyor verirken şükrediyor.
Yaklaşsa ne olur günler.
Bir gün geldiğinde ve bir gün bitecekse eğer.
O gün bana daha uzak olacaksın.
Çünkü sen bana yasaksın.
Karanlık bu gece yalnız değil yetişiyor yıldızlar.
Dağlar artık yalnız değil bürünmüş beyazlara.
Ay bakılınca hilal değil tamamlanmış dolunaya.
Kavurucu güneş yaksada kendini devam ediyor patlayıcı yalnızlığına.
Uykuda da çalışır eder insanı ikna.
Kabullenmez gece huzurunu gösterir rüya.
Beyin kabul etmiyor yokluğu yeri varda.
Yeni bir haz arayışıyla görüntüler gönderiyor akla.
İnsan anlayamıyor her şeyin anlamsızlığını.
Çağırıyor beni her uykudan önce.
Gelemem hazır değilim.
Gidilecek bir yer varsa sen al beni.
Ben gelenlerden değilim.
Burdayım vardır bir sebebi.
Yaş 24 ilerisi ıssız.
Raif ve Maria'nın tanıştığı yaştayız.
Sen çizen, ben bir şeyler karalayan.
Ben sen yok, biz varız kavuşamayan.
Elimde yok bir fotoğrafın.
Kafamın içi albüm.
Anılar bitmek bilmiyor.
Kısa yaşanmışlıklar, uzun düşüncelere daldırıyor.
Bitmek bilmez seni düşünmenin mesaisi.
Geldin işte ne oldu?
Yaz sonra ki hayalini.
Buldun mu aradığın dünyayı?
Bul kendini.
Çizdin mi kendi kaderini?
Ömür ilerler, cilt yaşlanır.
Ceset çürür.
Ağaç kurur.
Boşta kalmış bir yiyecek küflenir.
Su çeker.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!