İlk sabah değil bu, son gecenin izleri.
Gece susmayan düşünceler duyuruyor seslerini.
Gün siyahını kaybetmiş, açmış masmavi.
Gök kendini kaybediyor salıyor sislerini.
Yetişmiş hayaller süslenmiş bulutlara.
Gece parlatır, ay ışığını.
Issız sokaklar çıkarır, sokak lambalarını.
Karanlık oda yaktırır, mum ışıklarını.
Bir yıldızdın kayıp gittin, kaybetmişim ışığımı.
Kanepede dalınmış uykuya.
Görülen bir rüya.
Otobüste yolculukta.
En öndeki koltukta.
Herkes oturur uyuyarak otobüste.
Bir aşk var kimsesiz.
Bende kalmış aşkından bir iz.
Söyle şimdi kim sessiz?
Artık gelmen gereksiz.
Hep kış olsada içim, kışın olduğu ayları sevmem insanlar üşümesin.
Kışı herkesin yazında yaşamayı severim.
Bilmiyorum hiç yazı sevemedim.
İçimi ısıtmaya başlarsa bırakamazsam.
Artık sıcaklık beklemiyorum.
Gece sakin sokakta ışığı tek açık olan evden.
Gündüz kalabalık durağın yanındaki sessiz mezarlığa.
Vakit gelmiş çıkılmış yolculuğa.
Bu gezinti bir prova.
Gezmeye devam ederim mezarda huzurla kendi kendime.
Yalnız bir mum duruyor karanlık ortasında.
Nerede olduğunu anlamak için fitil, mumu tutuşturdu yakmaya.
Mum değil, ışığı aydınlanıyor etrafta.
Ömür erirken, mum kendini ilk defa görüyör gölgesi duvarda.
Etrafta üfleyecek nefes yok, durdurmak için zamanı.
Neden hayat, neden insan?
Bu sorular neden?
Sadece neden?
Sadeceden.
Ölüm buradan kötüyü aşılar insanlık.
Belki görülüp gidilen bilinmezlik.
Kalınan ve sanılan bilinenden daha iyidir.
Benimseme burayı zaten burada değildik.
Ölmeden ölmek lazım.
Ölünce şaşırmamak için.
Acı gerçeklerle yüzleşmek lazım.
Tatlı yalanlardan kurtulmak için.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!