YOL YORDAM BİLENE
Kimler gelmiş, kimler geçmiş dünyadan
Kimi bu dünyayı, batırır gider
Rızkının peşinde, koşar kimisi
Kimi gölgelikte, oturur gider
'' Sayvantın altında akşam güneşinin batışını izleyen yaşlı yörük, su yolundan birkaç keçi ile gelen torununu görünce eski günleri hatırlar ve dertlenir''
Sürüm vardı, göremezdim sonunu
Yolda gördüm, beş keçiyle torunu
Bineğim yok, yaya geldim yolumu
Yağız atım, doru tayım, kır kısrağım nerede
İnce belli, nazlı dilber
Sen dalında ,beyaz gülsün
İste benden, ne istersen
Yalnız senin, yüzün gülsün
Kara gözün, güneş midir
Şu yüce dağların, başı kar mıdır
Elinde testisi, gelen yȃr mıdır
Benim sevdiğimden, güzel var mıdır
Güzel yaktı beni, nâra döndürdü
Kara saçlarımı, kara döndürdü
Tasavvufta Derviş Yunus
Dışı tahir, onda hulus
Dünya kocaman bir fanus
Biz bir damla, o okyanus
Sürç-ü lisan ettik belli
Aşk ile eritmiş, Yunus eneyi
Her nefis yapamaz, böyle deneyi
Sabahtan akşama, olmaz bu işler
Yunus vermiş buna, kırkbir seneyi
Kolay sanar, bu işleri zamane
YÜZLEŞME 2
Düşman içimizde, tedbil kıyafet
Çeker hainlere, bol bol ziyafet
Vatanı savunmak, olur mu külfet?
Vazife bekliyor, artık sallanma
ZAAFLAR
Ben demiştim diye, başlama söze
Halel gelmesin hiç, esasa, öze
Deh etme merteği, sakın ha! göze
Yirmi Altı Ağustos, bütün ordu cephede
Erkân-ı Harp toplandı, Afyon Kocatepede
En başta Gazi Paşa, Fevzi Çakmak, İnönü
İstişâre heyeti, hepsi yüksek rütbede
Bell ki bu Ağustos, yeni zafere gebe
ZAMANDAN KARELER
Şu yalan dünyaya, geldim geleli
Herkes her hakkını, alacak sandım
Sora sora Bağdat, bulunur derler
Her soran Bağdata, gelecek sandım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!