Kavrarsan, lisan koca uçsuz bucaksız derya,
Maksada ermek gaye, koşmalısın Asya'ya,
Küheylanın üstünde, geçip giden akıncı,
Kalkan mızrak tutarak, yürü Kızılelma'ya.
*
Harp meydanlarında, hep ecel şerbeti içip,
Kaderin cilvesiyle, nice diyarlar geçip,
Uzak ufuklar aşıp, konaklayıp giderek,
Taze otlar üstünde, daima izler seçip.
*
Türlü nefis rayiha, taze açan güllere,
Farklı inanç boyuna, ırak olan ellere,
Tefekkür katar isen, hece kağıt üstüne,
Kıymet aşılanmalı, destan kılan sellere.
*
Kelamın fıtratına, zihin yormak farz olur,
Ruhunu aydınlatan kelimeler, tarz olur,
Tabiat kanunudur, kamil insan hayatı,
Kalemi parmakla tut, mısra sana arz olur.
*
Maziden atiye dek, taşınan o asalet,
Aydınlık çağlarına, nişanedir risalet,
Var olan efsaneler, ruha şifa sunarken,
Mürekkep satırında, tükenmesin cesaret.
*
Zamanın süzgecinde, kelam elmas misali,
Bozkırın ortasında, serap yahut hayali,
Dağların zirvesinden, ovalara inerken,
Zikreden dudaklarda, kalmaz hüznün meali.
*
Hünerli ozanların, telinden kopan seda,
Mana denizlerine, olmalısın sen feda,
Hikmetin kapısını, aralarken yavaştan,
Cahilce söz edenler, etsin sana elveda.
*
Aklın o tezgahında, dokunursa nakışlar,
Ufku aydınlatacak, ufka dalan bakışlar,
Mana alemlerinde, seyredip dolaşırken,
Gönülden gönüllere, sonsuz olur alkışlar.
Kayıt Tarihi : 26.03.2026 23:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kelimelerin derin anlamını kavramak, tarihi tecrübeleri hissedip akıl süzgecinden geçirerek kağıda dökmekle mümkün kılınan yolculuktur.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!