Akın Akça Şiirleri - Şair Akın Akça

Akın Akça

Kavaçi Gırbavitza mahallesi, ağaçlıklı ve açık yemyeşil;
Osmanlı hamamı içinde’n bir başka imparatorluk Pontus
Ve uzar böyle gider insanlık tarihi rus bebekleri –
Atom üstlerinden sanki farklı lezzetteki 6 kuarklara;
Yıldızlardan ama sümüklüböcek şeklendirilmiş
Galaksilere, ceviz gibi bağırsak ve beyin, sağanak …

Devamını Oku
Akın Akça

Nasılsa o gün tüm simitleri satan Ahmet,
Huzurlu ama gene buruk, evine döndü.
Dönerken bakkal Mehmet’e uğradı,
Yukarıya bir yerlere astığı televizyonda Ehraim Gatlıses vardı:
“Haberlere de girdi en sonunda bu adam” dedi:
Ojar Ehram, meclisteydi, yeminde değil ama.

Devamını Oku
Akın Akça

Elleri terli bu yavru kuşun,
sinirden-yekpare;
sinirlendiğinde ali top atar pare pare.
Heyecan içinde koşuşturan, yare ne der ileride,
'Günümü gün ettim.' mi der -
biyolojik kitaptaki o durmakta olan böceğin bacağını atışı gibi.

Devamını Oku
Akın Akça

Nefes borusundan bronşlara
Ve akciğerlerden, değin ta bekleyişlerin
Kara anakarası,Karaciğerine.
En gereksiz, broşlar, kolyeler vesaire...
Belki, sadece, bir bilim konferansında,
Büyükbaş insancılların..

Devamını Oku
Akın Akça

Umut dediğin ‘belirsiz göze’ ikilik, çevre alana senin kendini ışıtmandır
Umudetmek anlamlı olmayacaktır yoksa, sen asla ilerlemekten vazgeçme.
Yaprakdökmeyen ormanlarda bulunur, umut irmik helvası sarı yapraklar
Esas olarak, nedense bazen insan kedere kapılabilir ancak hep bilmelidir:
Herdemyeşil olarak da tanınarak sınanan bu orman, tümünü yapraklarının
Aynı anda dökmeyen, ah elektronlar, konum saptadığında hız ölçemezsin,

Devamını Oku
Akın Akça

Cennet ol'uyor şen sabahların yükseldiği bahçelerde Orman tomruğunun; --1
gene de bak sevgilim, geçiştiriyoruz, varetmek için cenneti ormana.
Öyle güzelsin ki, Ustinov'un eşiğinde olduğu o Cennet Geçidi'sin, donun;
buz geçecek, kar gelecek, hava hafifleyince biz gideceğiz adamıza.
Bir sıkımlık gibi altetmek soğuğu, bu sefer hiç geçiştirmeyeceğiz;
temelli bir insaf kan gelir, kumru mırıltıların koynu -başlanır, bir sefer

Devamını Oku
Akın Akça

Mırıl mırıl fısıldayışlarıdır hassas ten, zamandan ulaşan yazıtın metruk kinayesine.
derinen tizlik-meltemler halinde püfrülen gül tarlası nidaları, bir olup, fısır fısır, martı martı
ve alır önüne sunulan cici balıkları menhir-ceylan, doğa güzeldir, akkuzu meler de,
fırsat verildiğinde hiç kekeme değildir -fecre açılmış gözleriyle puhu, kargı. (1)
Fısıltı gazeteleri dolaşmaktadır çiçek dillerinde tarlanın, cevabendir kah sevdicekte kah burada,
gri bulutlardan daha sade gök pamuklarına ki tüm farkettikleri-sustukları'ndan gri'nin üsttedir yergi;

Devamını Oku
Akın Akça

Tutabilir miyim avucunda seni yıldızların günebakan?
Çok daha nicesindir sen de ebediyet, 'hep bir an öncesi'.
Pervane, 'yanacaksa da yansın ışıkta', der gider, saksağan
dam üstünde, damdaki kemancı tahıl çuvalının en dip içi.
Bilir ama ölmemeli, bekler ve sonra çıkar, ve sevinçle;
kor oldu gök pare pare ve süt gibi ak sûr sen ki bek

Devamını Oku
Akın Akça

Bir sürü gül, kırmızı gül, beyaz gül,
ki, -''hiç değilse ağlamayan'- çöp' alır, nasıl, demetleri, katreleri;
şu ufukta, burdan, karşıdaki gerilmiş tül?
Gene de iyicesinden veryansınları kini
ulaştıramaz bile, umuda özür dilemelerin;
özür dilemek özür dilemek olsaydı -çünkü- hakkıyla:

Devamını Oku