Nerdæmekle sallıyorsun aldığın bebeği bebeğim kucağına,
yoksa o bağırda kendin yerine bir yuva mı taşıyorsun?
Öyle ki biri vardır belki, belkisi fazladır sana;
kim kızdırdı da, yapı'da dolaşan insanları yuvaya sordurdun?
Öyle öngörülüsündür ki, hayatı Güneş'e sordurtmayacak kadar;
bırak kalsın hayatı yerinde, gel ama ses tazeleyelim
Sen ey azgın Karayel,Güzatının soluğu;
Hışım,haberin senin kurumuş yapraklara Tut ki tayfı yıldıran büyücünün buyruğu,Önün sıra koşarlar bu sarı,sayrı,kara;
Bu alhummalı sürü;
şeytan arabasıyla Sensin kapıp kaçıran karakış yataklara Uçarı tohumları,düğüne kırk gün kala...
Sen ey azgın Ecinni,baskın çıkan ecele;
Yıkan da sen,kuran da;
Otur canım, kendimizi bilelim; sen ki hak edensin bu üzüntün niyedir?
her şeyi biliyorsun aslında; uzak, gün kadar yakın ve sen, bir dalgakıran
ve//ki öyle çok suyla boğuşuyorsun ki şu aşağıda, tepeden yağmur nicedir
çünkü onları da reddediyorsun, niyedir? o güzel damlaları, bağdaş kuran.
Ağlayınca hüngür hüngür ağlarsın sen, yeşil yapraktan daha titrek;
yaprak damlayı sever, sabahla doğada müzik dolar, canlılara raks
Şafakla, sabaha açmaya gelen gelir çoğuna kör alacada
da baykuşun demsizliğinden denk verir, her zaman gözleyiş;
sen ne kadar ulusundur ki sevgili, puhu yapmıştır bağıra
çağıra bunu, karıştırarak nidayı seninkine, ki sen ol gitmeyiş.
Gelecekler gözlenir kahinenin bir 'istikbal' sözünde;
kılı kırk yaran gecelerin uçurduğu sabahlardan gelen güzel uyku
Güneşi gökyüzünün, canlı yıldızların bağrında varolan;
Balkondan bilinçsiz sefasını sürdüğün şu cereme
Aslında bir müjdenin temsilcisi, kadırga, şimşek ve kurudgan.3
Şimdiki kudurgan, yarınki kuduracak mengene; 4
Sen asılsındır, sağlam... her zamanki dengene,
Şu kendini, çalışkanlığının perçini sükununla oluştur, veriver;
Güneşin gözünde tepegöz ışıltılar; de termonükleer:
“Golyat ilerliyor karanlığa, sapana, kurt kapanına…”;
zaman kurtçuğu esenin tozuttuğun aheste, fazla seküler
‘yobazın sıradanı’ gibidir, Golyat ve sapancı çocuk napa avcunda.
Bir kez daha vur ışınını döner giderken yıldızımız;
tüm gördüklerimiz seninle biraz hazımınla varolacak,
Yüksekten uçuyorken
gece ve gündüz,
gündüz ve gece –kafa, ve dümdüz;
hece hece börülce, katrelerce-
karanlığın ışık vermez bir otobanında
sırdaş kilometretaşları
Bir süre aradan sonra
ufuk damlalar çiseliyor okyanusta.
Ve küçük bir tekne, bir balıkçı içinde;
yüzüne ovmaya çıktı köşkten damlacıkları
tahta yerler parke gibi, az kaygan, cilalı
kayıp düşmeyecek, alışkın olan
sonra atlas
kapı kulbundan;
evet, ve sonra gene atlas,
kapının kulbundan.
geçeriz tünellerden.
yaslar içinden tas çıkartır,
Kaç haklı gerekçeye sığabilir;
Bir nevi, Zaman geçsin diye zorlamak zamanı. Ki KORKU,
geceleri rahat olmak için bertaraf edilesi sığınma payı değildir bir başkasına.
O kestiğin dilim;
dikkat et, zehir olur sonra sana.
Kollamak yavrusunu ya da




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...