Ahmet Yozgat Şiirleri - Şair Ahmet Yozgat

Ahmet Yozgat

1/:
Oyunlarda ebemiz hep sen olurdun.
Sevgi değer Hakan ağabey
Yani çelik çomakta bey
'De hey! ' çekerdin halayda
Saklambaç oyununu pek sevmezdin

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Bir çöl ki dümdüz,
Bir yanı deve, öteki yanı Bedevi,
Boydan boya Arap'ın evi…
Vakit henüz güpegündüz…
Ama her yan zifiri karanlık,san ki katran sıvısı,

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Dudak aramızda pul pul olur,
Husseyn ağıtları...
***
Kızılırmak kıyısında susamışlığımızdır şiir,
Ve Şattülarap'ta kıyısından bakıştığımız Kerbela...

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Demirkazık kuzeyde bir yerde korsan elindeydi...
Sayıların seli aritmetik derelerinde canhıraştı. Fiziğin seline kapılanlarsa kendi yaşını hesaplayabiliyordu ancak. Gözlerini ovuşturarak uyanıyordu bir Andromedaa. Ve dönüp dönüp tekrar tekrar bakıyordu fırladığı çukura. Hayretle önündekileri ayıklıyordu Darius'un öncülü burçlar. Azgın naralar çatallı dillerindeydi...
2/:
Demirkazık kuzeyde bir yerde korsan elindeydi...
Evet yanılmıyorduk. Demirkazık kuzeyde bir zirvedeydi. Bu ferman o buyruktu. Yani uğursuz bir zaman diliminde yakalanan atom sağanağı. Ve yorgun postacının getirdiği son ilandı adımızın kufi kaydı. Kayıt Ademcedeydi...

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Yüreğimize doldurduğumuz en harlı ayazdı bu...
Ateş ve sis kralı kimdir? Bir bilinir, bir perdesini bürünür. Onun sağını orta boy gök adaları alıyordu. Biz ise yayan yapıldak. Kendi yörüngemizin ilk menzilinde. Kocaman ve karanlık gözlü muharipler hantaldılar. Ve sollarını kollayamıyorlardı. Yana doğru aralıyorlardı kader kapılarını. Ardınca toz bulutundan kuyruklarını... Gözlerinde safi hırs, dillerinde lahuti bir 'hu! '
2/:
Yüreğimize doldurduğumuz en harlı ayazdı bu...
O an Mecnun'un yüzüne doğru savruluyordu körüğün son nefesi. Gri bir duman ardından... Daha sonra cehennem kavruluyordu. Etna kuduruyordu, gayya gibi. Gözleri yanıyordu bilcümle mahlukatın. Evrenin çevresine tünemiş olan herkesin ve benim tabii ki. Yüreğimize doldurduğumuz en harlı ayazdı bu. Zırhları çivili zalimlerin bereketli bir vurgunu...

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Kozmik küllerden doğan bir galaksiydi aşkın ülkesi...
Ve göz göz loş koridorlar... Birim birim bin bir donlu ateş odası... Sonrası biraz daha genişliyordu samanların ışk benekli istanı. Kafkas dağları mıydı yalçınlaşan sinirle? Ardından Alpler mi yoksa? Ya da yok yok Toroslar... Yoksa Kaf dağında bir ak filiz kaknüs kuşu...Muydu? Kozmik küllerden doğan bir galaksi. Miydi? Bu ötüş o türküydü belki de. Heyula bir cüce devdi. Biz ise abartılı bir şekilde büyüyorduk. Daha sonra bir yorgunluk çöküyordu zamana. İvme normale yöneliyordu kırılarak. Düşük volümlü bir ilahiydi mekanın sesi...
2/:
Kozmik küllerden doğan bir galaksiydi aşkın ülkesi...
Ayna yürüyordu fotoğraflar üstüne. Gnostik bir postacıya emanettik. Ve onun elindeki mazruf biz miydik? Yazgımız mıydı yana yana dirilmek? Bilemezdik ki. Kozmolojiks ilanların gereğiydi bu popüler şişme. Ve tüm yolları kaplıyordu otuz beş angström dalgaboyu. Soğurma çizgisindeydi sis Ve molekül kavimlerinin zamansız göçü. Ben bütün bunları kimden mi? Tabii ki bir karanlık maddeden öğreniyordum nükleik tedrisatta. Ve de hem içiyordum ilk on üzeri otuz üç saniyesini zamanın. Hem kendimi biçiyordum kozmik bir terzi gibi. Atomik eğitim şekillendiriyordu herkesi...

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/
Gümüşi krater kupalarını dolduran kor aşk ve kızıl ateşti...
Her an ayrıydı bir evvelkinden. Değişken ateşlerin kıyısındaydık. Ve içine tapınağın ve günahlarına yuvarlanabilirdik mecusi tayfasının. Mekanın izotropik özelliği dört kere dörder defa artıyordu. Şişen evreni kozmik bir körük üflüyordu. Enfusi fikrini ve avurdunu kızartarak. Vaziyet o kadar vahimdi anlayacağınız. Ortanca şehinşahtı vizyondaki iktidar. Işık karanlığa kardeşti...
2/:
Gümüşi krater kupalarını dolduran kor aşk ve kızıl ateşti...
Ağızdı açılan yarık. Ya da ateşin fayı... Bir kabadayı... Keskin ve tiz bir kahkaha atıyordu. Ateş gedenin açılan ağzının tavanı ise boydan boya çatlaktı. Ve içindeki kırmızı dili bir anlık özgür salınıyordu. Ardından tutsaklığı görünür gibi oluyordu an be an. Aman Allah'ım! Diyorduk. Bu da neydi? Çubukleyin alfanın savrulduğu kargı şimşekleri savuruyordu tavan. Hurra diye düşünüyordu tüm planetler ve yaran... Ve mutasyon... Ve tekrar tekrar mutantik mahluk... Evrime bir evrilme daha düştü...

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Sevdanın umurunda değildir şişen egolar...
Ve öyle bir kaos dilimi. Can ve cin ehli iç içe. Hiksoslar öyle zalimleşiyordu ki. Ah! Ve illa beyaz ateş istiyordu her sabah. Ancak yüksek kolestrol zenginiydiler kızıl kırallar. Bazısı hariç eksodustan. Her şey ben diye bağırıyordu. Ve kibirin kızı uzaktan. Ne demekse ben? Bilen yoktu aramızda. Diab’dan başka. Şiir yazıcılarının işi aşkındı başlarından. Ve umurlarında değildi şişen egoların devri. Taşlıyordular habire. Ve kızıl kolestrol zenginliği dertti... Yüreklerde eriyordu yağlar...
2/:
Sevdanın umurunda değildir şişen egolar...
Sonsuzluk servetti. Ve büyüyordu ezeli eksoda. Uzayda nokta nokta uygar dabbeler. Ama neredeler? Yıldızlar da ama... Bizse izotropik bir meydandaydık. Düğün kırk ateş gecesi sürüyordu. Dayıyordu baronlar kırmızı etini ahırdaki atların. Kaf üfür üfür masal yazımında... Ve simurg divit ucu... Haşır haşırdı dağlar...

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Vecd ve panik halinde haykırıyordu astrofizik...
Az evvelden Haberdar değildi mekan. Yani kadim metafizikten gelen her şey izan kitabının yansımasıydı aynaya. Salma çizgisinde inisiye edilmiştik ya. Kendi yazdıklarının gerisindeydi... Yani yarım kalıyordu parçacık fiziği skalasında atomlar sektörünün. Gılgameş şekilleniyordu virgül şeklinde. Kozmik yumurtanın ateş topları ise ikircik kusmadalar... Ve boş durmuyordular Sümer/Babil ilinde. Ve devasa Jüpi'nin altındaydı varsaydığımız paradigma. İşte o bizdik...
2/:
Vecd ve panik halinde haykırıyordu astrofizik...
Kozmik fon böcekleri ateş ateşe. Proksima yıldızında yaratılıyordu kızıl gözler. Benim gibiydiler. Aynı anda çıtırdaya çıtırdaya yok oluyordu baryonlar. Üstelik panik halinde haykırıyordular astrofizik cengaverleri. Ne yaptınız? Ezdiniz onu! Diyerek avunuyordu kızıl devler. Demek istiyorduk ki her şey yirmi beşti. 25 ve atomik...

Devamını Oku
Ahmet Yozgat

1/:
Okuyorduk aşk evvelinde vicdani kitabın seher babını...
Yüreğimiz mavi kan... Ve kara balçık deposu. Muhayyilemiz anti madde... Bu saatte oluyur ne oluyorsa. Ve Esir sisi arasında tutsağız. Turkuvaz gözlerimiz burgu misali ilerliyorlar. Yuvarlaklaşıyor şişen evren. Ve heyula maddenin kaçkın kuzuları sürü peşinde. Damarlarımıza doldurduğumuz özalaşım yanıyor türkü türküye. Ve yana yana rengini örüyordu. Ardından bahtını döndürüyordu kuzey batıya. Bizse yazgımıza ve acı yurdu kahrımıza gark oluyorduk. Dökülüyorduk arzın kabına...
2/:
Ve okuyorduk aşk evvelinde vicdani kitabın seher babını...
Antimaddeye duyduğumuz reddi mirasımızdı. Çünkü öfkemizden yemleniyorduk koridorlarda. Yaralarımızdan akansa kızıl volkan mağmasıydı. Aslında uzayda aşk zamanıydı. Ve ateş ve suya abanarak. Yanarak gerdeğe girmek demiydi... Çimerek yeniden yaratılmak heyulanın içinde... Bir Satür kayzerinin fırdöndüsündeydik. Ve onun süslü entarisi gibiydi yörüngedeki ilk halka. Esri maddeyi bürünmüş yetimler gibiydik. Yani bir aşk ve ışk hanesindeydik. Her sektör kanından biçiyordu bayrak kumaşını..

Devamını Oku