Kar İstanbul'a,
İstanbul yüreğime yağıyor
Gök gözlü fanusun buğulu gözlerinden.
Duygularımla ulaşırım sana
Kaygan yolların ayazında.
Gece eksilerde eksilir
Savurgan yılların ne bulduysa
Savurmuş almış senden
Bir tek yüreğin kalmış
Yüreğinle geldin bana.
Ellerin getirdi seni,ellerinin içinden yürüdün
Gözlerde uçuk leylekler
Denizaşırı uçarlar
Sıcak iklimlerin sevgi sahillerine.
Bir kaçış anıdır bu
Kararan gecenin ardından
Ağaran sabahın kızıl ufuklarına.
Gecenin kalbine gömüldün biliyorum
Karanlıklar zalimdir biliyorsun
Yarasaların gözlerinde tükenir mutluluk
Enstrümanlar ayrılık şarkısı çalar
Yıldızı dökülmüş neonlarda...
Oysa bizim sevdamız güpegündüz bir güneştir
Gece susmuş gözlerinde emiyor yıldızları
Güneş ayın sırtından dolanıyor
Göğsünde mehtabın tonlarca ağırlığı
Sevda biriktiriyor yaz akşamlarına
Yağmurun nefesini tuttuğu
Kurak mevsimler gibi yüreğim
Bu gece sen şiir ol
Ben şair
Dize dize yazayım seni
Alıp götüreyim dünyama
Kal yüreğimde gece misafiri
Bilirsin başedemezsin benimle
Dünyanın başı gibi başım
Utancından eğiliyor.
Dört mevsim kırmızı
Zulüm yalım kılıç
Vicdanlar karadul
Kardinallerin papası
Önce yürek burkulur sonra gökyüzü kararır
Yıldızlar güneş gözlüklerini takar
Buğulu gözlerini saklar...
Mevsimler herzaman sırasıyla gelmez
Bazen öne çekilir sonbahar
Sokaklarda sarı yaprakların uğurlanışında.
Yıldızlar sevda bırakır maviliklere
Bulutlar yükünü çatlak toprağa
Gözlerin suları çekilmiş dereler gibi sessiz
Gözlerinde kara gölgeler dolaşır
Yürek çığlıklarından habersiz.
Hoyrat elleri karanlığın
Yalnızlık kanatıyor acıları
Bir yaprağın sararan yüzünde
Eylül çiseliyor hüzünlerin üstüne
Ruhlarda felâlet imgeleri
Ufukların gri dehşetinde ürperiyor.
Küflü bir neşesizlik
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!