Nefesini tutma ne olur;
Ilık rüzgarlar okşasın yüzümü
Çölde susuzluğa direnen kaktüs edasıyla
Sevda koksun buram buram
Derinden derine solumaların.
Gözlerinde düğümlü acılar biriktiriyorsun
Burada sükun var;
Yeşili içiyorum
Huzurlu bir sabahın koynunda
Başım okyanuslara değiyor
İçimde kanatlanmış kuşların hafifliği
Özgürlüğümü yaşıyorum...
Bu gece çok yalnızım
Sensizliğin yalnızlığı bu
Ne bir ses ne bir nefes
Mezar sessizliği bu
Sen karar vermişsin öldürmeye beni
Şakağımdan mı yüreğimden mi
Yüreğime leylekler göçüyor bu gece
Yandıkça yanıyor ekvator gibi
Kutuplarımdan buzlar çözülüyor
Bilinmez okyanuslara akıyorum
Senin yürek sesinde hüzzam bir bestem kaldı
Onu çal bu gece
Hep doğudan batıya
Gidin diyor büyük önder
Böyle çizmiş çizgisini
Çağdaşlığın ölçüsünü
Uygarlığın ışığını
Böyle görmüş uzaklarda.
Aşk hükmünü sürüyordu yeşilin her tonunda
Uçurtmalar bir inip bir kalkarken maviliklerden
Ezgiler perde perde yükseliyordu
Tükenmez bir baharın kalbinden.
Çalgıların sesinde romantik bir sonat
Hüzün inşa ediyordu zamanın tünellerine
Bu gece üşümedi düşlerim
Sesin sesime seslendi uzaktan
Nefesin nefesime soludu
Gömüldüğümüz sisli gecenin
Kalbinden sildik karanlıkları.
İçimde birşeylerin gölgesi
Bir çağlayan sesi ırmak neşesi
Akarsuların yaşam nefesi
Çağıl,çağıl solurken yaşama
Yorgun yüzlere bir gölge gibi düşer
Yılların çizgisi
Sen gönlü denizler kadar engin
Gökyüzünde yıldızlar ağlıyor
Damarlarından infaz edilmiş
Ayyildız,
Süvariler yük olmuş atın sırtına
Dizginlerini eller tutuyor.
Toprakta derin sessizlik
Uzatsan ellerini yüreğin tutacak seni
Bilenmiş bıçak gibi duyuyorum çığlığını
Çaresi yok yaşamın korkmalı senden korkmalı
Hangi renge çalarsa çalsın isterse kararsın
Yalnızlığını bırak kollarıma tükenip gitsin
Gönül bağıdır bu kader bilsin.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!