Dün gece; plaklar, paramparçaydı..
Hepsi öylesine kırık, hepsi öylesine mahzun...
Şen şakrak hallerini düşündüm
Uzun uzun...
Oysa hepsi, bu gece çalmalıydı..
En büyük heykeltraş şeytan
En güzel heykel de kadındır...
Sarı bir Eylül günü, Hacettepe Parkı'nda
Toprak rengi, bir ceket
Ve teni toprak, bir adam...
Ve yetmişli yılların kül rengi soğukluğu!
Toprak rengi ceketin; nakışları, tevazu..
Nemli,sıcak ve tuhaf bir mevsimde Balaton
Macar Dağları’na bir sırdaş şehir..
Devasa ve serin söğüt dalları
Sessiz gölgelikler,dehlizler gibi..
Rengarenk çiçekler uçuşsa bile
Gönülde bir gurbet,bir günah hissi..
Televizyon ekranlarında, mutad kaza haberleri.. Otomobili ile, otoyolda seyreden Baba; önüne çıkan bisikletli çocuğa çarpmamak için yoldan çıkınca; kendisi, eşi ve bir kız evladı ölüyor.. Sağ ve tek kalan Çocuk; bir ayağı kopmasına rağmen hastanede 'Anne..anne! 'diye ağlıyor, yalvarıyor ve duvarlara çarpıp geri gelen seslerde sadece yalnızlığın ve çaresizliğin soğukluğunu yaşıyor.. bir anlatılmaz, acı!
-Anne lütfen,ses ver n'olur! ..anne lütfen!
Çocuk,camdan bir yağmur altında gibi ıslak
Su değil.. sızan,tenden; ılık ve taze kandır!
Bulutlar yorgan oldu, yağmurlar; ninni bize..
Kavalın ahengini; çobanlar; verdi bize
Bastığımız çimenler, acıdan inlemedi..
Çimenler aynı çimen, şimdi; ne oldu bize? ..
Kazanandan, ne mümkün; dinlemek zaferleri..
Mağluplar hançerlenmiş, duruyorken köşede! ...
Sen kahve köşelerinde, sigara dumanı
Çatlayan dudaklarımdaki kuruluk...
İçimden böyle geldi, sevgilim..
Yoksa, sana bir dargınlığım yok...
Aynalar, kendini nerde seyreder?
Renkler; nasıl akar, gözüme..sessiz?
Sırlar sokağında, aklım derbeder
Ufuk, bir kabristan; taşsız, kefensiz..
Yere baksam: beynim, gözümden akar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!