öyle bir vurdun ki ciğerimin tam ortasına
yüreğim yandı sızım sızım sızladı
parçalandım param parça dağıldım
uçurumun taa dibine savruldum
toparlandım silkindim
tırnaklarımla kazıdım kayaları
bir bahar güneşi gibi dünyada
ayın on dördü gökte semada
gören gözler dalar sanki rüyada
güzelliğin öyle öyle güzelim
baktıkça bakası gelir gözlerin
gözlerin hüzünlü ve yaşlı
dalgınsın hemde çok dalğın
dertlerin sanki çift başlı
hal değil halin gibi halde yılğın
nedir seni böyle daldıran
bırakma beni yalınız
gurbet ellerde kimsesiz
dert gelir bir gün dermansız
neylerim ben sen olmazsan
benim derdim sensizlikten
ayın parlaklığı aydınlık gece
çıktım kırlara ki sanki ireme
çiçeklere çiçek dilimde hece
alıp seni çiçek koysam nereme
gölde göletlerde durgun sularda
kökleri bulunur dip çamurlarda
güzellik su üstü mis çieklerde
mest eden özellik var nilüferde
eski tarihlere yeni tarih yazanı
çamda çıra zannedipte oynama
tarih tarihten bakar aynaya
sen zilleri takıp takıp oynama
uyanıp kalkıyor sabah erkenden
sevgisini yavrusuna verip gönülden
annelik duygusuyla dolu yüreğinden
şefkat dolu sözler döküp dilinden
oku çocuk oku üzme anneni
güle sordum adın nedir dedi ki gonca
dedim güzelmisin dedi kendimce
güzelliğin mevsimlik o kadar anca
olabilirmisin güzellikte meyremce
dedi kimdir översin bukadar bu meyremce
daracık dünyadan görünen geniş ufuklar
doldurur ruhumu her gün aydın şafaklar
kırlardaki çiçek tarladaki başaklar
özgürlük şarkısını söylerken aşıklar
ufuklardan sızan nurlu ışıklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!