sevdasından halden hale girdiğim
hasretiyle özlemiyle yandığım
yokuğunda çaresizce öldüğüm
hastayım derdime dermanımsın gel
gel artık bekletme dermanımsın gel
derde düşmüş dermanını arıyor
tabip olmayana bile soruyor
dostları ağlıyor düşman gülüyor
çaresiz yatıyor ölüm bekliyor
dökülüyor gazel umut perişan
temmuz sıcağında çatlıyor yaşam
gündüzü özleyip güneşe koşan
karanlık gecemde vakit ilk akşam
tutulmuş tipiye ayaklar yalın
sonu görünmüyor gittiği yolun
ne olacak senin garibim sonun
yarabbim bu da senin bir kulun
gönlün kara sevdan yaralansada
yüreğin yanıp da parelensede
dertler dizi dizi sıralansada
bir varmış bir yokmuş hikaye gibi
yok olurlar inan bir gün dünyadan
hastayım ben hasretinden
yastayım bak yokluğundan
beli değil günüm gecem
dertlerimin çokluğundan
elimdeki mızrap dertli
bir gönül oyunu sandığın duygu
şu dertli ruhumun derin yarası
sende değil ama belki hiç kaygı
bende vazgeçilmez yürek narası
seni düşündükçe şaşıyor aklım
gönül derdimin dermanı
yarde yaşamak vuslatı
gurbetin kahrı kederi
çekmektir türlü hasreti
vuslat yok hasreti çoksa
ne olurum demeden ne oldum deme
dibini görmeden derine girme
acemi dalgıç gibi vurgunu yeme
gitmesin hayatın vah ile güme
diktiğimiz gül fidanı
geldi tomurcuk zamanı
çektiğim hasret revamı
kim sarar gönül yaramı
gittin gideli beklerim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!