zalim övünür zulmüyle
mazlum dövünür derdiyle
ne mutlu gönül gözüyle
varlıkları görenlere
kimi tapar servetine
çaresiz perişan çok dertli halim
medet merhametin nerdesin yarim
her gün her an seni soruyor dilim
medet merhametin nerdesin yarim
anlamsızlıklarla dolu düzensizlik
hep gurbet hep hasret amansız çileli dert
neresi mekan neresi yurt
yüreğimin ortasında bir sürü kurt
yol uzun yol dolambaç rampa viraj
haydi be fistanı allı fadime
dermana dert muhtaç düştüm fendine
kapındayım kulum bak efendime
halde halle halde getir kendime
hasretindir hasat oldu ömrüme
ben anlarım benden gayrı yananı
meşeye benzetmem sapı samanı
içimde var iken közün amanı
teneffüs edemem kara dumanı
canıma canlarım çarmıh geriyor
gözlerim gördü gönlüm çok sevdi
senden bu canıma gelin tazelik geldi
kara bahtım kör talihim seninle güldü
güzelliğin ruhumdaki tüm derdi aldı
dolanı dolanı versin kollarım sana
derdini söyleme gardaş herkese
dermansız der derdin çare veremez
inanıp güvenme sahtekar ferde
kalırsın sen sonra düştüğün yerde
zalım olur muhanetin kapısı
mükemmellik mertebesinden mükelleflik seviyesine inen insan
aynı zamanda da zaman ve mekan değiştirmeyle birlikte
fanilik sıfatını alşmış oldu
bununla beraber doğum ve ölümde bu sıfatla verildi
dünya hayatı dediğimiz yaşam doğum itibarıyla başladı
mükemmel ve üstün yaratılan insan
Atatürk ve ilkeleri
gönül bağımdaki duran
değerlerin zirvesinde
bayrak ile birde kuran
varsa hor ve hakir gören
odur akı kara gören
gördükçe bülbülü gülde
gönül türlü türlü halde
yürek yanar ateş korda
nerde o yar vuslat nerde
devran döner devir geçer




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!