gönül engel tanımıyor isyan eder dolup taşar
zaptedilmez duygularla hasreti özlemi yaşar
dağ bayır orman dereler dinlemez durmadan aşar
hasretinle özleminle koşar ha koşarda koşar
bir yudum sevgiye hasret seherde o yare muhtaç
gönül gel gidelim muhabbete biz
etse de derya gönül damlada naz
onun her halinde dopdoludur haz
gönül gel gidelim muhabbete biz
gönül hüsrandadır hüzün dolarak
gezer hasret alevinde yanarak
çaresiz perişan yarin sorarak
ağlar kanlı yaşlar ile dolarak
kayan yıldız olur hayali düşü
gönül kalk gidelim dostun eline
mor sümbüllü bağlarını gezelim
bülbülün sevdası gonca gülleri
koklayıp koklayıp dostu soralım
gönül penceremin perdeleri yırtık
camları çatlak ve kırık açıp kapama mandalı bozuk
bakıyorum dışarıya penceremden
bütün tabiatın yüzü sararık soluk
üşüyor yüreğim titriyor gönlüm
gönül ben senin elinden
düştüm hasretin ağına
ayrılıkla özlemleri
basıp her gün ben bağrıma
gurbet zalım aman vermez
gördüm bir güzeli dertli
gözlerinde hasret seli
ağıtlar yakıyor dili
yalnızlığın gonca gülü
kararmış bütün dünyası
gördüğüm rüyada bir gonca gülü
gördüm yaklaştım sohbet eyledim
öyle güzel öyle tatlı söylüyordu ki
mest oldum kendimden geçtim dinlerken
derin devrin derdi derin
aslolan gerçeği görün
tabip olun yara sarın
kamil olun hatır sorun
bilgin alim çokça gibi
derya derinliği o ahu gözler
ağlamaya değil gülmeye layık
o gözler ki anlamda manayla dolu
derinliği dipsiz güzelliği sonsuz
baktıkça dalınır daldıkça dalınır
hal dolu halde haller dolu hal olunur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!