uzansam yıldızlar avuçlarımda
gibi ilhamın doluca cana
sevdan bir ırmak olup akıyor
damarda sana susamış kana
çölde günlerce bir damla suya
karlı bir mevsimde rasladım sana
çaresiz derdime derman oldun sen
gönlüm kara yasta kalbim kırıkken
bir çare yüzüme dost gibi baktın
çok karanlık gece soğuktu odam
muhabbet bağında müebbet hapse
mahkum et prangalara vur beni beni
her gün yeniden cezalandır
gönlündeki hücrelere sal beni beni
yetinme yeterli görme an be an
gözleriyin hapsine al beni beni
kervanlar çöllerde ağır yol alır
suyu tükenince çaresiz kalır
çöller insafsızdır amansız olur
gurbette çöllerden gerimi kalır
gurbette sensizlik çölde susuzluk
dünyanın devranının
devirlerinin devirlerinden
devrin dünlerinin dününde
derdi dermanda devasız dursunla
derman derdine değmemiş durmuş
durmadan dermansız dermansız
kurttan kuzu olursa filin yavrusu karınca
köpekten doğarsa aslan dikenler o zaman gonca
çölde görülür mü yonca söylesene bilgin amca
sıçana bakın sıçana ne kadar duruyor mertçe
açmış kanatlarını da kartalım diyor serçe
durma öyle titrek ve ürkek
masumiyeti saflığa karışmış yüzün
derinliği derya ahu gözlerinle
tutmak istiyorum ellerimle ellerinden
varamıyorum yaklaşamıyorum yanına
gurbet elde sana hasret
yorgunum ben yorgun düştüm
neden böyle oldu bu iş
şaştım kaldım şaştım kaldım
gurbet denilen bu çölde
sosyal misyon sahibi olup ta
toplumsal konumda bulunup
taraf ve yan tutmak
düşünüyorum da
inşaatçı kafamla
ters oluyor gibime geliyor
doldum deryalarla döndüm ummana
coştum da geldim ben kapına amana
bir ateş ki düştü can da canıma
yağmur ol hışım gibi senin için cayır cayır yanana
gurbet çilesinin çalı dikeni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!