Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

NEFSİN AYARTISI VE MAKAM SEVGİSİ

Yıllar önce Amerika’da tahsil yapıp ülkesine dönmüş bir tanıdığım birkaç genç arkadaşımızı bir masa etrafında toplayıp bize, para, makam, kadın ve şöhretten hangisini tercih edebileceğimizi sormuştu da onu çok yadırgamıştım. Bu soru bana çok uçuk gelmişti, sorma ortamını da yadırgamıştım.
Ne alakaydı, bu soruyu bize sormuyordu. Niyeti ve amacı neydi bu soruyu sormaktaki? Hepsi bana ters gelmişti. Yeni bir market kurmuş bu adamın ne yapmak istediğini anlayamamıştım. O da zaten birkaç toplantıdan sonra bu toplantılara son vermişti. Bizde ne arıyordu, nasıl bir birliktelik düşünüyordu. Verdiğimiz cevapları mı beğenmemişti? Bilmiyorum. Ona ısınmamıştım zaten. Ama daha sonra ara sıra bu anekdot aklıma geliyor ve beni düşündürüyordu.
Bu gün yine aklıma dank etti ve insanların sırf nefsani dürtülerle inançlarıyla çelişebileceği, bu uğurda inanç kardeşleriyle ters düşebileceği çok önemli bir konuydu ve bu dürtü kişiyi düşmanlarıyla işbirliğine götürüyor, öz davasına bile ihanet ettiriyordu.
Bu Kabilleşme diyebileceğimiz bir davranış stiline giren zavallılar bu dünyaya geliş amaçlarını bir teville nasıl unuttuklarını, nasıl kendi kendilerine ve benliklerine ihanet ettiklerini pek güzel görmekteyiz. Bu kimliğini kaybetme, kişiliğini inkar etme psikolojisi, nefsin ayartısından ibarettir ve şeytana uşaklıktan başka bir şey değildir. Bu ihanet belki kişiye dünyevi menfaatler sağlayabilir, belki düşmanlarının yanında büyük değer kazandırabilir ancak asil bir duruş ve davranış sayılamaz. Habil’den ziyade Kabil’e yaraşır bir durumdur. Adı Azazil olan şeytanın da böyle bir macera sonucu reddedildiğini İblis diye tesmiye edildiğini unutmamak lazımdır. Sırf kendini beğenme, guru, kibir, hırs ve tama yüzünden bu ahsen-i takvimden esfel-i Safiline yuvarlanma macerasıdır. Oysa bu dünyaya gelme maceramız, daha ulvi nedenlere dayanmaktaydı, ila’y-ı kelimetullah davası gibi ulvi dava bu süfli arzulara tercih edilebilir miydi?

Devamını Oku
Ahmet Kemal

HAKİKATİ ARAMAK

En büyük iş bu. Niçin arayacağız hakikati. Arayacağız çünkü yaradılış amacımız bu. Varlık misyonumuz bundan başkası değil. Kutsi hadiste ne buyruluyor: ’Ben bir gizli hazine idim, bilinmeyi istedim, alemleri yarattım’.
İşte şaşkın insanoğlu dünyanın yaratıldığı günden beri insanoğlu hep bir arayış içinde olmuştur. Bu arayış esnasında bazen bulduğunu sanmış, bazen bulur gibi olmuş, bazen de tam zıddı bir buluşla aldanıp durmuştur.
Bu aldanıştır ki insanlığı bunalımlardan bunalımlara sürüklemekte, savaşlardan savaşlara yuvarlamaktadır. İşte bu bunalım, buhran ve savaşlar büyük yıkımlara sebep olmakta, insanoğlu bu badirelerden büyük kayıplar, ziyan ve zararlarla çıkmaktadır. Her defasında büyük felaketlerle karşılaşan insanoğlu bir türlü akıllanmamaktadır.
Oysa Yunus Emre’nin deyişiyle ‘Şeriat, tarikat yoldur varana/ marifet, hakikat andan içeru’. Gidilecek yol belli iken bunca arayış niye diye sorası geliyor insanın. İşte insanoğlu o kadar zavallıdır ki hakikat güneşini ceketinin cebinde kaybetmiş, başka yerlerde aramakta.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DİNİN DOĞRU YAŞANMASI


Sıla-i rahimi hemen hemen terk etmiş bir Müslüman kesimiz. Hepimizin bir takım nedenleri var. Ya iş yoğunluğu, ya aile içi problemler, yahut karşılıklı çekememezlikler.
Yaşlıları ihmal ediyoruz. Onları kendilerine muhtaç olduğumuz zaman hatırlıyoruz. Evlenip ayrılan çekirdek aile, çocukları büyütürken anne babasına ihtiyaç duyuyor, gezmeye giderken bırakacak bir emin yer olarak görüyorlar onları.
Komşularla ilişkimizi ihtiyaçlar belirliyor. O eski komşuluklar yok artık. Apartmanda kimse kimseyi tanımıyor. Kimse kimseye selam vermiyor. Kimse kimseden bir şey beklemiyor, yahut bir şey isteyemiyor. Oysa komşu komşunun külüne muhtaç. Apartman komşuları sık değiştiği için kimse kimseyi tanımıyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DÜNYA FANİ

Bu gün bir dostun ölümüne tanık olduk. Benden iki yaş küçük. Tanışıklığımız dolaylı. Ortak arkadaşlarımızı aradım. Pek üzgün değillerdi. Ben öldüğümde de fazla üzülmeyecekler demek ki.
Kendi ölümümü düşündüm. Emekli olmak istedim hemen, ama bir şey beni tutuyordu hissediyorum. Bu kader mi acaba? Cenaze namazına bile kalamadık, arkadaşlarla yemeğimiz vardı. Hayat bu işte, ölüm de bu. Herkes yalnız ölür bu kesin. Yaptıkları ve yapamadıklarıyla. İyi ve kötü amelleriyle. İyi insandı dedik, herkes tarafından sevilirdi. İbadeti fazla değildi ama dostluk ve insanlık yanı fazlaydı. Amaç da bu değil mi? Din ahlak için. Bütün ibadetler üstün ahlakı yaşamak için. Ben üstün ahlakı tamamlamak için gönderildim buyur mudur mu peygamber?
Her şey ahlaklı bir insan üzerine İslam dininde. Yaratılış gayemiz bu. Yaradılanı sevmek yatandan ötürü. Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan hakikatte asidir. Bir kez gönül kıldın ise bu kıldığın namaz değil.
Evet, namazla da olmaz namazsız da. İmansız hiç olmaz namazsız olur da ahlaken olgun değilsek, hamsak, nobransak, cimriysek tam inanmış sayılmayız. Dedikoducuysak, laf taşıyorsak, insanlar hakkında hep kötü zan besliyorsak gerçek bir mümin değiliz. Hakikatte asiyiz. İbadetlerimizle gurur duyuyorsak, insanların dünyalıklarında gözümüz varsa tüm ibadetlerimiz bir gösterişten ibaret. Kendimizi aldatıyor, nefsimizi tatmin ediyoruz.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İNTİHAR

Zevkin doruğunda intihar etti
Yedi başlı canavar
Alıp başını gidiyor yokluklar ülkesine

Devamını Oku
Ahmet Kemal

HZ ALİ BİN EBİ TALİP(R. A.) den nakledilmiştir; Efendimiz (A.S.) :
‘Şöyle buyurdu. Hilyemi gören beni görmüştür. Beni özleyerek ona bakanı Allah ateşten korur, kabir sualinde emniyet içinde olur. Kıyamet gününde çıplak haşr olmaz’

En önemli söz bu Hadis’in içindedir
Allah bilir en doğrusunu sözün ve işin

Devamını Oku
Ahmet Kemal

NOSTALJİK GEZİ

2

Bu evler bu Camiler yok olacaktı. Köylü paraya kavuşmuş, halinden memnundu. Bu Cami’yi ikinci kez görüyordum. Geniş ve yemyeşil bahçesi bir daha olmayacaktı. Bu fındık alım yerleri, bu kahvehane, bu dükkânlar. bu dere, bu köprü olmayacaktı. Bu hatıralar suya batacaktı bizim için. Bir daha sıla özlemi yapamayacaktık. En son cenaze için gelmiştim altı ay önce bu duyguları his edememiştim.
Hanımı ölmüş bu ihtiyarı hiç iyi hatıralarla anmıyordum. Oysa o adam çok değişmişti. O zamanlar sigara içiyordu ve geceleri sürekli yatacağımız yerde kendi yaşıtı olan işçisiyle- o da bizimle gelmişti- sohbet etmekten bize rahat vermiyor, uyumamıza olanak bırakmıyordu. Yattığımız yerde sigara içiyorlar, yüksek sesle sohbet ederek bizi rahatsız ediyorlardı. Sabah da erkenden kaldırarak eylemlerini tam bir zulme dönüştürüyorlardı. Ağır çalışma şartları gücümüz zorluyordu

Devamını Oku
Ahmet Kemal

25*05*15 PAZARTESİ

Bu gün kente hiç gidesim yoktu. Ama gidecektim. Çünkü oruçluydum vakit geçirmem gerekti. Hem de sahursuzdum. Bu oruç neredeyse 2 saat sürecekti. Akşam on sularında tatlı ile dondurma ve sütlaç yemiştim. Demek bayağı şey yemişim. Hayret ben de hiçbir şey yemedim diye hayıflanıyor, kendi kendime acıyordum.
Hayat ne kadar kısaymış. Bir gün gibi belki de ondan daha az. Düşündüm geri dönmek ister miyim diye. Hayır istemiyordum. Mutlu bir geçmişim olmadı ki benim. Mutsuz bir çocukluk, mutsuz bir gençlik ve mutsuz bir erişkinlik dönemi. Son 20 yılımızı zaten Annem karartmıştı. Onun bitmez tükenmez huyları ağzımızın tadını kaçırmıştı. Çocukluk ve gençlikte babamın bitmez tükenmez eleştirileri, evde sürekli söylenmeleri benim geriye bakıp geçen günlere hayıflanmamı önlüyordu.
Oysa hayat güzel, ölümse hemen hiç kimse tarafından arzulanacak bir şey değildi. Üstelik ortalıkta bu kadar güzel varken. Aşık olmak, o güzeller şiir yazmak, onlarla maceralar yaşamak varken bu isteksizlik niye? Öğrenilmiş çaresizlik mi diyeceğiz buna?
Ölüme hemen hiç hazırlıksız olduğumuzu düşünmek onu bize sevimsiz kılıyor. Ölümden sonrasını içselleştiremedik bir türlü. Etrafımızı saran dünyevilikler bizi ahiretle barışık olmaya hiçbir zaman bırakmadı bırakmayacak. Artık emekli olup kendimizi ahirete mi adamalı yoksa diyorum.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BİR KAVVAMIN ANILARI

15.09*15 SALI

BUGÜN ilk defa kavga ettik. İyi ki ettik. Ne zamandır ağız tadında bir kavga yapamıyorduk. O sürekli bana hakaret ediyor, ben sineye çekiyordum. O sürekli beni azarlıyor, ben ona yağ çekiyordum.
Sırf kötülük olmasın, uyum olsun, problem olmasın diye yaptıklarım hep boşa çıkıyordu iyilikten, iltifattan anlamıyordu. 25 senelik evliliğimiz bir ikiyüzlülüğe dönüşmüştü. O beni ev reisliğinden almış, kendisi oraya kurulmuştu. Sema Maraşlının yazılarından olayı sezinler gibi olmuştum o hemcinslerini iyi tahlil etmiş, feminizmin yok ettiği kadınlığı aslına döndürmeye çalışıyor erkekliği eski tahtına oturmaya çalışıyordu.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

15 TEMMUZ ŞEHİTLER DESTANI
(bismillahirrahmanirrahim)

GİRİŞ

Bu destan gözü kara kahramanların destanıdır

Devamını Oku