BİZE HER AN MUHARREM
BİZE HER YER KERBELA
Bu şehirler beni anlamadı
Rüzgâr önünde bir yaprak gibi kovaladı
Savrulup düştüm ben ayaklar altına
BU AŞK
Daha ne kadar gizleneceğiz seninle
Daha ne kadar gizlenebilecek bu aşk
Senin o gizli gizli bakışların var ya
Bizi er geç açığa çıkaracak
BU AŞK
Bu aşkın sınırlarına kimsenin aklı ermez
Bir sonsuz aşktır bu sınır kabul etmez
Mavi dünyalar içinde bambaşkadır bu aşk
BU AŞK İÇİN
Kaçtı ellerimden o ceylan gözlü
Kollarım açılmış göğe derken
Bir daha olmasın derken
Umutlar soluyor birden
bu aşkın geleceği
BU AŞKIN GELECEĞİ
Kokusundan anlaşılır buradan geçtiği
Bakışlarından bellidir canına kast ettiği
BU AŞK
Ağır aksak bir kervan
Uğursuzluk yok uğursuzluk yok
Bu kente mühür vurulur aşklar denetlenir
Bir öğlen güneşi hayaller durur
Bu gece O kutlu çocuk doğdu bu gece
Bu gece Kisra'nın sarayı yıkıldı bu gece
Bu gece O kutlu çocuk doğdu bu gece
Bu gece Mecusi ateşi söndü bu gece
BÜYÜK BULUŞMA
Erzurum Üniversitesine kayıt olduğum günleri hatırladım yeniden. Bir gece sonu karanlık henüz dağılmadan varmıştım şehir içindeki otobüs yazıhanesine. Hava açıp karşımızdaki kıraathane açıldığında ben de çay içmek üzere vardım oraya. Bir çay geldi, yanında akide şekeri vardı. O zamanlar şeker kıtlığı vardı. 1974 yılı. Ambargonun ve kuyrukların sürdüğü yıllar. Ben şekeri bardağın içine attım. Ocakçının kaşık getirmesi için işaret ettim. Bana öfkeli bakışlar fırlattıktan sonra çay kaşığı getirdi. Bu anımı hiç unutmadım.
Sonra kayıt, eğitim başlaması vs. Kalacak yer sorunu başlamıştı. Hocamın tavsiyesiyle öğrencisi Beşir’le kiralık ev aramaya başladık. Hiç kimse bekâr öğrenciye ev vermeye yanaşmadı. Biz ümidimizi kaybederek memlekete döndük. Bu ev arayış sürecinde Vakıflar yurdunda kalmıştık. Orada Aziz Bayındır ve Faruk Beşer de kalıyor, yaz tatilinde evlerine gitmeyip burada eğitimlerini sürdürüyorlardı. Faruk hoca klasik medrese eğitimi alıyor, Aziz ise kendi kendine meal çalışması yapıyordu sanırım.
Bir müddet sonra Araştırma hastanesinin yurt olarak tahsis edildiğini duyarak Erzurum’a döndük. Bu arada MTTB şubesini arayarak bulduk. Kapısı kapalıydı. Neden sonra bu kapının açıldığını yeni bir yönetim sayesinde faaliyete başlandığını duyarak bu faaliyetlere katıldık. Yönetimde başkan olarak Mustafa Ateş göze çarpıyordu. Diğerlerini şimdi hatırlamıyorum. Ömer Dinçer’in Orta Öğretim Başkanı olduğunu arkadaşlarımdan birinin sayesinde hayal meyal hatırlıyorum. O Ramazan başlatılan iftar programlarının teşkilatın canlanmasında önemli bir yeri olduğunu sanıyorum.
CEMİL MERİÇ
Büyük düşünür. Son asrın yıldızlarından. Çağdaşları Sezai Karakoç ve Necip Fazıl gibi. Bir zincirin spon halkalarından bir ve en önemlilerinden.
Türk düşünce ve edebiyatının yüz akı. İyi bir nesirci. Büyük kafa. Tefekkürde bir liman. Gözlerinin eksik görüşü ruh gözü:basiretinin açılmasını sağlamış büyük insan.
Bu Ülke’yi taçlandırdı. Umrandan aldığı devleti uygarlığa taşıyan zihniyeti sorguladı. Müstağrip aydını sarstı.
Dağlardan yükselen büyük ses. Büyük çılgın. Ender raslanan dahilerden. Nesiri şiire gark etti. Müziksel bir nesrin örneğini verdi. Adeta yeni çağın Sinan Paşa’sı oldu.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim