Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

DİRİLİŞ

Bağrıma yapıştı paslı zincir
Yaktın dünyayı ateşinle
Ben yedi uyurlar gibi uyurken kendi halimde
Ayırdın sen beni yüzyıllık rüyamdan

Devamını Oku
Ahmet Kemal



DİYET SAVAŞLARI

Bu savaş gizlidir ve oldukça etkilidir. Açıktan yapılan savaştan daha tahripkârdır. Soğuk savaşın bir parçasıdır. Batının sömürgeci zihniyeti milletleri, gerek sıcak, gerek soğuk savaş yoluyla sürekli ezmeyi kendisine ilke edinmiştir.
Eski Roma’nın aksine Yeni Roma’nın savaşları daha karışık, daha karmaşık, çok yönlü ve çetrefildir. Salt sömürüye dayanan hegemonyasını sürdürmek için savaş yöntemlerini çeşitlendirmiştir. Bunlardan biri de diyetizmdir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BİZE HER AN MUHARREM
BİZE HER YER KERBELA

Bu şehirler beni anlamadı
Rüzgâr önünde bir yaprak gibi kovaladı
Savrulup düştüm ben ayaklar altına

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BU AŞK

Daha ne kadar gizleneceğiz seninle
Daha ne kadar gizlenebilecek bu aşk
Senin o gizli gizli bakışların var ya
Bizi er geç açığa çıkaracak

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BU AŞK

Bu aşkın sınırlarına kimsenin aklı ermez
Bir sonsuz aşktır bu sınır kabul etmez

Mavi dünyalar içinde bambaşkadır bu aşk

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BU AŞK İÇİN

Kaçtı ellerimden o ceylan gözlü
Kollarım açılmış göğe derken
Bir daha olmasın derken
Umutlar soluyor birden

Devamını Oku
Ahmet Kemal

bu aşkın geleceği

BU AŞKIN GELECEĞİ

Kokusundan anlaşılır buradan geçtiği
Bakışlarından bellidir canına kast ettiği

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BU AŞK

Ağır aksak bir kervan
Uğursuzluk yok uğursuzluk yok
Bu kente mühür vurulur aşklar denetlenir
Bir öğlen güneşi hayaller durur

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Bu gece O kutlu çocuk doğdu bu gece
Bu gece Kisra'nın sarayı yıkıldı bu gece

Bu gece O kutlu çocuk doğdu bu gece
Bu gece Mecusi ateşi söndü bu gece

Devamını Oku
Ahmet Kemal


BÜYÜK BULUŞMA

Erzurum Üniversitesine kayıt olduğum günleri hatırladım yeniden. Bir gece sonu karanlık henüz dağılmadan varmıştım şehir içindeki otobüs yazıhanesine. Hava açıp karşımızdaki kıraathane açıldığında ben de çay içmek üzere vardım oraya. Bir çay geldi, yanında akide şekeri vardı. O zamanlar şeker kıtlığı vardı. 1974 yılı. Ambargonun ve kuyrukların sürdüğü yıllar. Ben şekeri bardağın içine attım. Ocakçının kaşık getirmesi için işaret ettim. Bana öfkeli bakışlar fırlattıktan sonra çay kaşığı getirdi. Bu anımı hiç unutmadım.
Sonra kayıt, eğitim başlaması vs. Kalacak yer sorunu başlamıştı. Hocamın tavsiyesiyle öğrencisi Beşir’le kiralık ev aramaya başladık. Hiç kimse bekâr öğrenciye ev vermeye yanaşmadı. Biz ümidimizi kaybederek memlekete döndük. Bu ev arayış sürecinde Vakıflar yurdunda kalmıştık. Orada Aziz Bayındır ve Faruk Beşer de kalıyor, yaz tatilinde evlerine gitmeyip burada eğitimlerini sürdürüyorlardı. Faruk hoca klasik medrese eğitimi alıyor, Aziz ise kendi kendine meal çalışması yapıyordu sanırım.
Bir müddet sonra Araştırma hastanesinin yurt olarak tahsis edildiğini duyarak Erzurum’a döndük. Bu arada MTTB şubesini arayarak bulduk. Kapısı kapalıydı. Neden sonra bu kapının açıldığını yeni bir yönetim sayesinde faaliyete başlandığını duyarak bu faaliyetlere katıldık. Yönetimde başkan olarak Mustafa Ateş göze çarpıyordu. Diğerlerini şimdi hatırlamıyorum. Ömer Dinçer’in Orta Öğretim Başkanı olduğunu arkadaşlarımdan birinin sayesinde hayal meyal hatırlıyorum. O Ramazan başlatılan iftar programlarının teşkilatın canlanmasında önemli bir yeri olduğunu sanıyorum.

Devamını Oku