YENİ KUDÜS TARİHİ
Güneşin battığı yerden
Cehennemdir olup biten gençlikten
Bahar gelmiş bahar gelmiş
Cennetten bir esinti gelmiş
YENİ ROMA VE İSLAM ÂLEMİ
Türkiye direniyor. Irak parçalandı, Suriye parçalandı, Yemen parçalandı. İran’ı parçalamak için planlar yapılıyor. Afganistan yıllar önce karıştırıldı, şimdi Taliban’la merkezi hükümet arasında bitmeyen bir savaş var. Aslında ABD işgali altında. Pakistan karıştırılmak parçalanmak istiyor. Suudi Arabistan ABD tarafından ele geçirildi, Mısır kukla bir yönetimle ele geçirildi. Aynı oyunlar Cezayir ve Fas için de planlanıyor. Türkiye sıkıştırılıyor.
Bütün bunlar İslam dünyasının perişan durumunu ortaya koyuyor. Dün Bosna, Çeçenistan bu gün Türkistan büyük zulüm altında. Bu zulüm Çeçenistan’da hala sürüyor. Sudan parçalandı.
YENİ SAVAŞ
Sündüs hazırlandı şimdi sündüs nerede
Oraya yerleşenler yerleşti şimdi
Günahlara batan oraya varamaz
Kurşunlarla karşılanan namaz
YENİ HÜKÜMET YENİ SİSTEM VE EĞİTİM SİSTEMİ
Yeni hükümeti bekleyen çok önemli şeyler var. Yeni sistem beklentileri artırmış durumda. Çıta oldukça yüksek tutuluyor. Bu beklentileri karşılamak meclis dışından atanan bakanlara kalmış durumda. Bu sistem bürokrasinin o engelleyici, statükocu tavrıyla savaşmak ve onu yenmek zorunda.
Ümitlerimiz fazla. Yeni sistemin bürokrasinin belini kıracağını sanıyor ve inanıyoruz. Eski güçleri, devlete sırtlarını dayamışlıkları kalmayacak artık. İş yapmayan, iş engelleyici olan bürokrat hemen görevden alınabilecek. Bu bizim umutlarımızı kuvvetlendiriyor.
Eğitim camiası da, eğitimden büyük beklentileri olan halk da bir umut ışığı arıyor. Yeni sistemle birlikte yeni eğitim sisteminin getirilmesi beklentileri tavan yapmış durumda. Bu durumda yeni bakana çok iş düşüyor. Cumhuriyetle birlikte eğitimde yapılan büyük değişiklikler her şeyi alt üst etmiş, eğitilen yeni gençlik halktan kopmuş, yönetici milletle savaşır duruma gelmiş, onun değerleriyle mücadele başlatmış, bu alanda da epey yol almıştır.
Şimdi yapılması gereken bu gidişi tersine çevirmektir. Milletimizin bu gidişe dur demek için İmam hatip okullarını öne sürmesi sessiz bir devrim olmuşsa da bu devrim tüm eğitim sistemine şamil olmamış, batıcı nesle karşı alternatif doğucu bir nesil yetişmesini sağlamıştır. Ancak bu ikilem toplumda müthiş bir ayrıma yol açmış, doğu batı savaşı ülke içinde başlamıştır. Bu ikilemi bitirmek için yapılması gereken çok şey vardır.
Öncelikle milli ve manevi değerler bağlı nesillerin yetişmesi için eğitimin millileştirilmesi sağlanmalı. Bu nasıl yapılacak. Eğitimin önünü tıkayan, onu maddecileştiren, karmaşıklaştırarak bulanık suda balık avlanmasını sağlayan mihraklar ortadan kaldırılmalı. Her dönem yeni bir istem getirdim diyerek hükümetleri oyalayan bürokrasi engellenmeli, onların oyunların alet olunmamalıdır. Onların parlak yalanları yerine uzman kurullar oluşturmalı, bu kurulların gerek diğer ülkelerde yapacağı araştırmalar, gerek eğitim alanında yapılan akademik çalışmalar irdelenerek eğitimde sürekli değişime dayalı, yeniliklere açık, milli ve manevi değerlere dayalı, bilimsel araştırma ve buluşlara yol açacak sisteme ulaşmalıdır.
MÜSLÜMAN DÜNYASI VE RAMAZAN
İslam dünyası her yıl bir Ramazan’la aydınlanırken bu son Ramazanlarda maalesef bu aydınlık karanlığa tebdil etmiştir. Müslümanlar için rahmet ayı olması gereken Ramazan-ı Şerif ayı azap ayı olma durumuna gelmiş, bütün Müslümanların manen cayır cayır yandığı bir cehennem ayına dönmüştür.
İşte Müslüman için en büyük felaket olabilecek olan İslam dünyasının başına gelmiştir. Müslümanın Müslümanla savaşması. Felaketlerin en büyüğü budur. İşte hakiki cehennem bu.
İslam dünyasını bu felakete yuvarlayan esas amil ne acaba? Bu amil Müslümanların kişiliğinde saklı. Sürekli egoizm içinde yuvarlanan Müslüman tipi tarihin en büyük belasına bulaşmıştır. Bu egoizmden sıyrılmadan, bu dünyevileşmeden uzaklaşmadan bu beladan kurtulması mümkün değil İslam dünyasının.
MÜSLÜMANLAR VE İLİM
Din adına tam bir cehalet dünyasındayız. Üstümüze vazife olmayan her şeyi biliyoruz. Ama bize en çok gerekli olan şeylerden haberdar değiliz. Ekonomi biliyoruz, siyaset desen hakeza, spor desen feriştahına kadar. Herkes her şeyi biliyor, ama kendisi için hayati olan hiçbir şeyi bilmiyor.
Tam bir cehalet dünyasında yaşıyoruz. Uzmanların bilmesi gereken şeylerle doldurmuşuz beynimizi. Ama gerekli olan hiçbir şeyden haberimiz yok. Ne derler; ’Ne ararsan bulunur derde devadan gayri’. Enformatik cehalet bu olsa gerek.
Her şeyi dolduruyoruz beynimize. Orasını tam bir çöplük haline getiriyor. Dini yönden ise tam bir cahillik deryasında yüzüyoruz. Sanki bu dünyada ebedi kalacak, öteki dünyaya hiç gitmeyecekmişiz gibi hep bu dünyayla ilgili şeyler öğrenip duruyoruz. İşimize yarayacak, yaramayacak her şeyi öğreniyoruz.
İş hayatından aile hayatına oradan gündelik ibadetlerimize kadar tam bir cehalet içindeyiz. Çocuklarımızı inançlı yetiştirmek adına tam bir ihmal, ailemizi çekip çevirmede din ve ahlak kurallarına uymada tam bir gaflet, ibadetlerimizde tam bir cehalet içindeyiz.
MODALAR VE KADINLAR
Kadın ve moda. Bu iki kelime yapışık kardeş gibiler. Nasıl oluyor, ne yapıyorlar, nasıl haber uçuruyorlar? Dünyanın ta bir tarafında çıkan moda, dünyanın öbür tarafına nasıl gider akıl sır ermez.
İşte bu moda canavarı nasıl oluyor da bir yerde icat ediliyor anında dünyanın her tarafında duyuluyor, benimseniyor.
İşte insanların ve özellikle kadınların bu özelliklerinden faydalanan büyük sermaye karına kar katmakta hiç tereddüt etmiyor, işi yavaştan almıyor, yeni çıkan her modayı yüksek karlar yaparak hanesine katıyor, ranta çeviriyor. Bu yüzden de fakir daha fakir, zengin daha zengin oluyor, sermaye katlandıkça katlanıyor.
Moda sayesinde sermaye belli ellerde birikiyor, gelir dağılımı bozuluyor. Zenginler zenginliklerine zenginlik katıyor, fakirler fakirleştikçe fakirleşiyor. Toplumda bir yarıştır başlıyor, aile içi çatışmalar başlıyor, huzursuzluklar artıyor, yuvalar yıkılıyor.
Moda tüketimi kamçılıyor, parası olan da olmayan da tüketmeye koşuyor, çılgınca koşuyor, hatta savaşıyor, kan döküyor, aileler çatışıyor, bireyler mutsuz oluyor. Toplumlar çalkalanıyor, israf artıyor, değerler aşınıyor, ahlak rafa kaldırılıyor.
SEVİNCİ BÖLÜŞMEK
Köpüklü dağlardan aştığı
Bizi bir ırak ülkeye sürgün eden
Alıp götürsün bizi gül çağlarına
Ölümleri diri kılan bir sultan
Şükür Allah’a şükür
Aldığımız nefese
Dilimdeki her sese
Teşekkürler her kese
Yağan kara düşen yağmura
Sultan Mehmed’ in gemileri karadan Haliç’e indirdiği beyanındadır
22 Nisan gecesinin sabahında
70 pare gemi
Tophane’den Beşiktaş’tan
Binlerce leventin uzun ve yorucu uğraşları




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim