YAHUDİLİK SORUNU
2
Yahudilerin üstün ırk olma fikri ve dünya hakimiyeti hırsları dünyayı felaketlerden felaketlere yuvarlamaktadır. Bu sapık ideoloji dünyayı acılarla kıvrandırmakta, zulümlerden zulüm beğendirmektedir mazlum halklara.
Parayı, medyayı ve siyaseti kontrol eden Yahudi bu üç unsur sayesinde ne yaparsa yapsın haklı olduğuna dünyayı inandırmakta, süper güçleri arkasına almaktadır. Her ne kadar dünyayı bütün bütün aldatmayı başaramamakta ise de aleyhindeki tepkilerin üstesinden gelmekte, yanlışlarını mazur, kendisini mazlum gösterebilmektedir.
YENİ ZİHNİYET, VE ESKİNİN SAVAŞI
YENİ Türkiye’nin yeni zihniyetine karşı eski zihniyetin direnci kırılamamıştır henüz. Eski zihniyet Yeni Türkiye’ye baştan beri karşıdır ve onu engellemek için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Beyaz Türkler dediğimiz eski Türkiye’nin yönetici asil ve aristokrat sınıfı tüm güçleriyle bu yeni gelişme savaş açmış durumdadır.
Gezi olayları, yargı ve Ergenekon darbeleri hep bu savaşın dışavurumudur. Bu savaş kolay kolay bitmeyecek, en ufak bir fırsatta ortaya çıkıp kendini gösterecektir. Yeni Türkiye’yi kuran iradenin zaaflarını her fırsatta dış düşmanla birleşerek kollayacak, bulduğu her uygun ortamda saldırmaktan, tüm güçlerini ortaya koyarak savaşmaktan geri durmayacaktır.
Hem de ne pahasına, yok olmak, kaybolmuş, toptan imha olmak pahasına. Çünkü onlar zaten bu yeni Türkiye’nin saltanatlarını yıktıklarının farkındalar ve sıradan birey gibi mücadele etmek, hayatta bu şekilde yer almak onlar için ölmekten beterdir. Bu yüzden kati bir ölümdense ucunda bir ihtimal dahi olsa eski düzenin geri gelmesi karşılığında intihar denebilecek bu denemeyi yapmaktan geri durmayacaklar.
Eski yönetimde ayrıcalıklı kesim kimlerdi? Burasını iyi tahlil edersek olayı daha iyi anlayabiliriz. Bunlar Tanzimat’tan beri kurulu düzene başkaldıran Jön Türklerdir. Daha sonra İttihat Terakki diye teşkilatlanmış şer ocağıdır ki masonlukla iç içedir. Asıl gücünü Yahudi dönmesi Sabataist’lerden alır bu şer güçler.
Osmanlıyı yıkıp yerine bir sürü devletçik oluşturan dünya şer odaklarıyla iç içe yaşayan bir azınlıktır. Kısa zamanda yönetimi ele geçirmiş, milletin kanını emmiş, ülkeyi badirelerden badirelere sürüklemişlerdir. Koca imparatorluğu kısa zamanda batırmışlar, misak-i milli sınırlarının kurtuluşunda bile savaşın arka cephesinde karşı işlere koyulmuş, savaştan sonra ise Cumhuriyet Halk Fırkasına üşüşerek ülkenin en önemli mevkilerine yerleşmişlerdir.
RAHMAN İLE ŞEYTAN ARASINDA İNSAN
İşte biz buyuz. Adem atamızdan beri biz hep bu git gel arasında bocalayıp duruyoruz. Bu git-geller bizim hayatımızı allak bullak ediyor. Herkese akıl verebiliyoruz, ama gel gör ki kendimize söz geçiremiyoruz.
Nefsle ruh arasında bunca açık uyarılara rağmen bu bocalamalar bizi bunalımlara sürüklüyor. Bunalımlar buhrana dönüşüyor. Buhranlar ruh hastalıklarına yol açıyor. Artık doğru düşünemez hale geliyoruz. Doğru düşünme yeteneğimizi kaybediyoruz. Kişilik ve kimliğimiz kaybediyoruz. Hayatımızın bir döneminde kendi ilkelerimizle bile ters düşer hale gelebiliyor, daha önce çizdiğimiz çizgiyi değiştirerek bambaşka bir çizgide ilerleyebiliyoruz.
Bir yanda rahmani uyarılar, bir yanda şeytani igvalar ruh dengemiz allak bullak oluyor. Nefsle şeytan arasında köşe kapmaca oynuyoruz. Bir yanda cennet, bir yanda cehennem dünyada değiliz de sanki sırat köprüsündeyiz. Aslında cennet köprünün sonunda ama cehennem hemen altımı
RAMAZAN BAYRAMI
Fıtır bayramı bu. İnsanın yaradılışına şükretmesinin bayramı. İnsanın yaradılışından dolayı yaratıcıya teşekkür etmesinin anlamı ne kadar büyüktür. Bir ay Allah emrettiği için oruç tutan, nefse kötülüklere karşı gem vuran, şehvetten dolayı işlenen günahlara tevbe eden Müslüman Allah tarafından bağışlanmış, günahlardan arındığı için bayram etmeye hak kazanmıştır.
Ferden bayram eden mümin cemiyet sorumluluklarını yerine getirince de içtimai bayramını yapacaktır. Toplumsal sorumluluklarımız aslında bireysel sorumluluklarımızdan daha önemlidir aslında. İslamiyet birey dini olduğundan çok toplum dinidir. Kendimize karşı sorumlu olmamızdan çok başkalarına yani toplum karşı sorumluluklarımız vardır.
Müslümanlar bir elin parmakları gibidir demiyor mu? Biri hasta olunca diğerleri de acır. Müslümanlar bir binanın yapı taşları gibi olmalı değil mi? o halde nasıl bayram yapabiliriz. Dünyanın her yerinde Müslümanlar acı içindeyken nasıl bayram yapabileceğiz. Gazze’de Müslümanların başından aşağı ateş yağarken neyin bayramı yapacağız.
Dünya Müslümana zindan. Ama biz bayram yapacağız. Bu nasıl bayram? Kardeşlerimiz acı içindeyken nasıl bayram yapabileceğiz? Bunu içimize nasıl sindireceğiz? Oturup ağlamalıyız perişan halimize. Ağlamak da yetmez dövünmek, başımızı ellerimizin arasına alarak kara kara düşünmeliyiz. Ne yapıp etmeliyiz ki İslam dünyası bu zavallı halden kurtulabilsin.
RAMAZAN –ı ŞERİF
Her yıl bize misafir olan Ramazan-ı Şerif bize bir şeyler söylüyor. Lisan-ı hal ile konuşuyor bu şerefli ay. Haftada bir uğrayan Cuma gibi bizi aydınlık iklimlere çağırmıyor mu dersiniz. Nefsimizin ve şeytanın bizi yuvarladığı karanlık uçurumlardan İslam’ın aydınlık iklimlerine davet etmiyor mu dersiniz?
Evet. Müminin bayramı olan Cuma haftada bir bizi Kur’an-ı Kerim’in gösterdiği aydınlık yola davet ediyor. Son sürat gittiğimiz bu hayat yolunda işaret lambası olan Cuma gibi ramazan da bize yıllık muhasebe imkanı veren bir mola yeri. Hem öyle mola yeri ki bizi neşelendiriyor, dinlendiriyor, eğlendirerek düşündürüyor ve bir bayramla final yaparak mutluluğun zirvelerine taşıyor.
Ardından gelen kurbanla zayıflayan nefse son bıçağı atarak bizi Nefs’te ölüme Hak’la dirilişe götürüyor. Bu diriliş bir bas’ü ba’del mevt ‘tir. Ve bu ölüm Efendimizin buyurduğu ölmeden önce ölmenin ta kendisidir. Bu önce ölmek ve sonra diriliş çizgisi bir seyr-i sülüktür ve Cennet’te yasak meyveyi yiyerek kirlenmiş nefs tertemiz bir iklime rücu ediyor. ‘O’ndan geldik O’na gideceğiz’ sırrına ererek seyri il-Allah’a ulaşıyor.
YAHUDİLİĞİN ANATOMİSİ
Muharref Tevrat ve onun tefsiri Talmut’un öğretisi Yahudiliği insanlık dışı, şeytani bir öğreti haline sokmuştur.
Kendilerini üstün ırk, Allah'ın dostları ve sevgilileri, hatta oğulları sayan, cennetin kendileri için yaratıldığını, cehennemde ancak birkaç gün kalacaklarını iddia eden bir millet bu. Kendilerini asil ırk olarak kabul ediyorlar ‘ Ve aranızda yürüyeceğim ve sizin Allah’ınız olacağım ve siz benim kavmim olacaksınız’(Leviller 26/12)
Şu öğretiye bakın bu gün Filistin’de yaptıklarını daha iyi anlarsınız. ‘Yahudi olmayanın malı mülkü sahipsiz sayılır. Ona herkesten önce el koyan Yahudi onun sahibi olur.’(Talmud Hoşemha-mişpat 156-5)
Bu inançta olan milletin Filistinlilerin evlerini bombaladıklarını, greyderlerle yıktıklarını, çoluk çocuklarını öldürdüklerini, gayrimenkullerine el koyup üzerlerine Yahudi yerleşim yerleri yaptıklarını nasıl yapabildiklerini daha iyi anlıyoruz.
SİYONİZMİN AMACI VE HEDEFLERİ
Önce Siyonizm’in amacı hakkında konuşalım. ’İnanışa göre David’in soyundan gelecek olan Mesih İsrail’in on üç kabilesini toplayarak Siyon’a götürecek ve orada dini bir krallık kuracaktır.’ (Ilgaz Zorlu-Evet Ben Selanikliyim)
Bu dini krallık yalnızca devletsiz kalmış bir kavmin amaçlarından sadece biridir ve esas nihai amaç dünya hâkimiyetidir. Planın birinci aşaması Kudüs ve çevresinde hakimiyet kurmak, ikinci parçası ise Nil’den Fırat’a va’d edilen topraklara sahip olmak ve orada büyük bir devlet kurmak. Büyük İsrail Devleti. Bir sınırı kuzeyde Kapadokya dağları ve öbür sınırı güneyde Sudan çölleri olan Büyük İsrail Devleti. Ve 3. Aşama da dünya hakimiyetidir.
Bu onlara kutsal kitaplarında va’d edilmiştir. ‘O günde Rab Aram’la ahdedip dedi: Mısır (Nil) ırmağından Büyük Irmak (Fırat) ’a kadar bu diyarı senin zürriyetine vereceğim.’
‘Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak. Sınırınız çölden Lübnan’a, Irmaktan, Fırat Irmağından Garp denizine kadar olacaktır. Önünüzde kimse duramayacak. Tanrınız Rab size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu ayak basacağınız bu diyar üzerine koyacaktır.’
SİYONİZMİN BÜYÜK HAYALİ
BÜYÜK İsrail devleti ve DÜNYA hakimiyeti hayali Siyonizm’in bin yıllık planları içerisindedir. Bunun için Siyon protokolleri hazırlanmış, bu protokollere harfiyen uyulmuştur. Dünya bu protokoller çerçevesinde dizayn edilmiş, Siyonizm’in dünya hakimiyeti gerçekleştirilme yoluna gidilmiştir.
Fransız ihtilalinde önce hazırlandığı sanılan protokoller b Fransız ihtilalinden Rus ihtilaline kadar birçok rejim değişikliği hareketlerinde etken olmuştur. Osmanlı istihbaratı tarafından ele geçirilen ve bu Siyon protokollerini ifşa eden kitap bu konularda büyük ipuçları sağlamakta, günümüze gelindiğinde bu hususların büyük bir gayretle uygulandığı ve bu alanlarda büyük başarılar kaydedildiği görülmektedir. Siyon ’un Eğitimli Yaşlılarının Protokolleri, başka bir ifadeyle Siyon ‘un Bilge Adamlarının Protokolleri adıyla meşhur olan bu protokollere göre yapılması gerekenler şunlardır.
1- Genç kuşaklar ahlaka aykırı telkinlerle bozulmalıdır.
SİYONİZM, YAHUDİLER VE DÜNYA
VE ona dedi: Adın nedir? Ve dedi Yakup. Ve dedi: sana artık Yakup değil, ancak İsrail denilecek, çünkü Allah’la insanlarla savaşıp yendin.’ (Tekvin 28-30) (İsrail Allah’la uğraşan, savaşan anlamlarına gelmektedir.)
Allah’la savaşan bu millet varoluşundan beri insanlarla da savaşmış, onlara zarar verme, yok etme yahut onları sömürme, ezme, fitne ve fesat çıkarma, birbirine kırdırma gibi faaliyetler içinde olmuşlardır.
‘Herkes kardeşine karşı, herkes herkese karşı, herkes komşusuna karşı, şehir şehir, ülke ülkeye karşı cenk edeceklerdir.’(İşaya-Bab:19/2)
YAHUDİ, ANTİSEMİTİZM VE BİZ
Yahudi iyi bir zırh elde etti. Anti Semitizm. Bu gün hiçbir din ve milletin dünya çapında böyle bir kalkanı yoktur. Gelgelelim ki Yahudi kendine böyle büyük bir kalkan edinmiş kendisi ne yaparsa yapsın eleştirilemez olmuştur.
Bunca katliama, bunca soykırıma rağmen en ufak bir eleştiri, en ufak bir muhalefet ve eleştiri Anti Semitizm kalkanına çarparak geri dönmekte ve onu yapanı zor durumda bırakmaktadır. Bu gün Yahudi ırkı geçmişteki horlanmalarının acısını çıkaracak şekilde davranmakta, bu horlanmaya bizzat kendi aşağılık davranışları neden olduğu halde hak ettikleri bu muamelenin intikamını bütün dünyadan almaya kalkışmışlar, almışlardır da.
Babil’de büyük karışıklıklar çıkardıktan sonra Buhtunnasr ’ın gazabına uğradıkları günden beri dünyanın dört bir yanına dağılmış ve saklanmış, ama gittikleri yerlerde de rahat durmayıp, tefecilik, karaborsacılık yaparak halkları sömürmüş, menfaatleri için savaşlar çıkarmışlardır.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim