Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

İNSANLIK ÖLDÜ MÜ?

Dün izlediğim bir haber bana bunu düşündürdü. İki kız annesini planlayarak öldürdü. Bu nasıl olur. Öz evlattan düşman nasıl yaratılır. Doğurduğu ve nazla büyüttüğü merhamet timsali annenin merhametle dolu olması gereken kız evlatları canavara dönüşebilir öz annelerini canavarca öldürebilirler miydi?
Bu da mı olacaktı dedirten ve akıllara hayret veren vahşet insanlığın ne kadar yozlaştığını hatta öldüğünü göstermiyor mu? Biz bunu hikâyelerde dinlerdik ve anne merhametinin boyutlarını anlatmak amacıyla örneklenen bir fıkrada dillendirildiğini görürü, bu fıkranın a apriori bir örnek olduğunu gerçekte olmayacağını bir duyguyu anne merhametinin boyutlarını anlatmak için kurgulanmış olduğunu düşünürdük.
Hikâye malum. Çocuk annesini bıçakla yaralar, bıçak annenin ciğerini parçalar, bu arada oğlanın eli bıçaktan zarar görür de oğlan bıçağın elini yaralamasıyla elim diye bağırır, anne ciğerindeki bıçak darbesini hiçe sayar, oğlum sana ne oldu diye kendisini bıçak darbesiyle öldürmeye azmeden oğlunun bir anlamda katilinin üzerine kapanır.
Evet, evet durum tam anlamıyla bir fecaat arz ediyor. Dün büyüklerine saygı göstermeyen, hayatın yemek, içmek, eğlenmekten ibaret olduğunu sayan, hiçbir manevi değer tanımayan bir gençlik yetişti. Kutsal değerlerin hiçe sayıldığı ortamlarda yetişen bu gençlik eskilerin eyyamcı dedikleri günübirlik eğlenceye dayalı hayatını –kendilerine göre- en iyi bir şekilde sürdürebilmek için sınır tanımaz bir hale geldi.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

O KADINLAR VE BİZ ZAVALLI ERKEKLER
Bir batılı yazar der ki:’ bu kadınlar bizi nasıl da burnumuzdan tutup yakalıyor ve peşleri sıra sürüklüyorlar’. İşte o gün bugündür bu sözü düşünür, dururum. Bu sözü ünlü yazara söyleten o günkü toplum ve insan yapısı hiç mi hiç değişmemiş.
Geçmişte kadının ezildiği yıllardır her ortamda, herkes tarafından söylendi durdu. Hala kadınlara yaranmak isteyen bazı sözüm ona erkekler aynı popülist yaklaşım, hatta feminizmin yoğun baskısı altında ikide bir medyada görünüp, erkeklerin kadınları ezdiğinden dem vururlar. Bazı yöreler için –doğu kentleri ve tarıma dayalı geçim sürdüren yerlerde hala öyledir belki de- ama bugün ülkenin sanayileşmiş toplum yapısı kadınların feminizmin de etkisiyle tüm haklarını ellerine aldıkları gibi, daha da ileri giderek erkekleri köleleştirmeye, hatta efemineleştirmeye doğru gitmişler, bu alanda oldukça da fazla yol kat etmişlerdir.
Özellikle çalışmayan ev kadınların bu alanda alabildiğine hızlı gittiklerini çalışan kadınları bile geçtiklerini görmekteyiz. Bu kadınların gündelik hayatlarına bir bakalım. Koca çalışır, kazanır evin ihtiyaçlarını çarşıdan pazardan bin bir güçlükle taşırken, kadın öğleye kadar yatmakta, sabahları kocasına bir kahvaltı bile hazırlamaya erinmekte, eğer hazırlıyorsa suratını alabildiğine asmakta, adamı kahvaltı yaptığına, yapacağına bin bir pişman etmektedir. Ayrıca kocasına sabah sabah ettiği dır dır da cabası olmakta, kahvaltıyı adama zehir etmektedir.
Koca gittikten sonra sıcak yatağına gömülmekte- bazısı daha koca gitmeden uyumaya kaldığı yerden devam etmekte- öğleye doğru ancak kalkmakta, televizyonunu açmakta, o kanal senin, bu kanal benim, o dizi senin bu dizi benim akşamı etmektedir. Bir yandan dizi bir yandan yemek programları- bir kısmını hiçbir zaman yapmayacağı yemekleri- izlemekte, öbür yandan da mutfakta yemeğini yakmakta yahut ta haşlayarak, tatsız, tuzsuz bir yemek hazırlamakta, akşama yorgun gelene kocaya, git yemeklerin mutfakta hazır kur da ye demekte, kendisi televizyon karşısında akşam dizilerini izlemektedir.
Bir de özel gezilere çıkmakta, bu gün orda, yarın başka yerde gününü gün etmekte, gitmişken ekstra alışverişler yapmakta, oralarda gördüğü şeyler içi kocasına kapris yapmakta, gece olunca da yorgun um deyip kadınlık görevini yapmamak için bin bir mazeret üretmektedir. YA BAŞI AĞIRIR, YA YORGUN OLUR, YA İSTEKSİZ, YA HAVA SOĞUKTUR, YA VAKİT YOKTUR, YA UYKUSU ÇOKTUR. Velhasıl kadın soğuk biri olmuş çıkmıştır. Ya eskiden de öyledir de adamın bin bir rica ve yalvarmalarına karşın zoraki razı olmakta, ertesi gün kocası termal kameralarla izlemeye almakta, bir sonraki ilişkiyi sonraki aybaşı temizliğine aktarmaktadır.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

ŞEYTANIN SALTANATI
Şair diyor ya şeytanın saltanatı şeytanın sanatı. Tam da onun gibi. Şeytan saltanatını ilan etti artık. Hz. Âdem’e olan kini dünyayı sardı gitti. Çünkü O Âdem yüzünden lanetlendi. Ya da öyle sanıyor. Oysa o kendi kibri, gururu yüzünden lanetlendi. O gurur ve kibir onu Allah yanında en üstün mevkide iken alaşağı etti, aşağıların aşağısına yuvarladı.
Allah (CC.) kendisinden başkasına secdeyi kimseye emretmezken daha doğru bir ifadeyle kendisinden başka hiçbir kimse ve şeye ibadet etmeyi yasakladı. Ancak buna bir istisna yaptı ve Âdem’e secde edilmesini emretti. Ancak İblis o günkü adıyla Azazil bu emre karşı geldi. Ben ondan üstünüm dedi. Ben ateşten yaratıldım o topraktan. Oysa emrin sahibi Âlemlerin Rabbi olan Allah’tı. Herkes secde etti ancak İblis. Ve kovulanlardan oldu. Hem de onların başı.
İşte bu olay O’nun Âdem’le olan macerasının başlangıcı oldu. Ve Allah’tan onları sapıttırmak için izin aldı. Ona izin verildi. ‘Onların sağından solundan gireceğim’ dedi.’ Hiç biri elimden kurtulamayacak’. ‘Salih kullarım müstesna’ dedi Allah.
İşte şimdi tam da olan budur. Allah önce Âdem as. sonra diğer peygamberlere suhuf ve kitap göndererek her defasında insanlığı doğru yola olan İslam’a çağırdı. Ama insanoğlu her zaman sapıttı. Sapıttıkça uyarıldı. Uyarıldıkça sapıttı. İşte son peygambere kadar tüm peygamberler İslam dinini vaz’ ettiler. Ama insan içindeki şeytan ve dışındaki şeytanların ayartısıyla Allah’ın emrinden uzaklaştı ona secde etmekten imtina etti. Onun kurallarına karşı yeni kurallar koydu. Onu yeryüzü hükümranlığından dışlamak için tüm şer güçler birleştiler, şeytan da onlara yardım etti. Batıl dinler, tagutlar, putlar doğru yol hak yol olan İslam’ın yerini aldı. Gerek Hristiyanlık gerekse Yahudilik bu batıl dinlerin en büyükleri olarak kaldılar.
İşte şeytan ve onun avanesi Âdem’e olan kinini taçlandırdı bütün âdemoğullarını sapıttırmak onları cehenneme atmak için var gücüyle savaşıyor. Ve şeytan saltanatını kurmak için büyük bir savaş veriyor. Her kanaldan saldırıyor. Sistemli bir şekilde saldırıyor. Tüm teknolojiyi kullanıyor. Tüm imkânlarını seferber ediyor. Tüm silahlarını kullanıyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DOĞU VE BATI KAVGASI

İşte bu kavga asırların bitmeyen en büyük kavgası. Doğu ve batının kavgası, hak ve batılın kavgasıdır. Bu kavga Habil ile Kabil’in kavgasıdır. Doğu ilahi dinlerin yurdu, batı batıl din ve dünya görüşlerinin vatanı. Doğu aslında merkezdir, batı ise merkezden ayrılan, kopan, savrulan parçacıkların toplandığı mekânın, coğrafyanın adı.
Âdem’in toprağı Kâbe’nin bulunduğu mekândan alındı, vücudu bu topraktan yoğrularak ona ruh üflendi. Şeytan ile Âdem’in savaşı bu. Bu bitmeyen trajedi aslında insanın yaratılış ve yeryüzüne gönderiliş serüveninden ibarettir. Bu savaşta ordular yerlerini belirlemiş, mevzilerini almış, silahlarını kuşanmış, mühimmatlarını tedarik etmiş savaşa hazır hale gelmiştir. Aslında bu savaş çoktan başlamış zaman zaman duraklamış, zaman zaman taraflardan birinin galibiyeti, diğerinin mağlubiyeti ile sonuçlanmış, zaman zaman bu savaşa ara verilmiş ateşkes sağlanmış zaman zaman yeniden alevlenmiş şiddetini artarak sürmüştür.
İşte doğu batı savaşı bu gerçek görülmeden anlaşılmaz ve İslam dünyasında olanlara, batının bu olaylara karşı gösterdiği tavra bir anlam verilemez. Bu savaş klasik savaşlardan farklıdır. Bu cephe savaşı değildir ve olmamıştır. Cephe savaşları bu savaşların bir parçasıdır belki de. Medeniyetler çatışması diyen Fukuyama aslında haklı. Ne kadar saklarsak saklayalım bu savaş aslında yüzyıllar önce başladı ve hala sürmektedir ve sürmeye devam edecektir.
Âdem’in İblisle savaşı, Habil’le Kabil savaşıyla sürmüş, Nuh’a inanan gemi yolcularıyla inanmayanların savaşı olarak görülmüş, bütün peygamberlerin müminleri ve inkârcıları arasındaki savaşlar olarak devam etmiştir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EVRİM TEORİSİ YALANI

Bu yalan asırlarca nasıl sürdürüldü. Bir teoriyi bilim diye yutturanlar tüm dünyayı aptal yerine koydular.
İspatlanamamış bu teori için yüzlerce yalan belge düzenlediler. Yahudi Darvin attı ortaya bu teoriyi. Sonra tüm Yahudi kuruluş ve örgütleri arkasında durdular bunun. Sözde bilim olarak yutturdular bu büyük yalanı. İslam ülkelerinde –Hristiyan ülkelerde olduğu gibi- eğitim sistemlerine dahil ettiler bunu. Okul kitaplarına soktular. Bilim diye öğrettiler derslerde. Böylece nesilleri ilahi doktrinden kopardılar kitlelerin inançlarını sarstılar. İnançsızlık uçurumuna yuvarladıkları nesilleri kolayca avladılar. Uyuşturucu ve kumar batağına batırdılar. Hatta ahlaksızlık çukuruna ittiler. Böylece dünya çapındaki sömürülerini sürdürdüler.
Dine doğma dediler, kendi dogmalaştırdıkları yalanları din haline getirdiler.İlkokul üçüncü sınıflarında hayat dersleri kitaplarında gördüğümüz bu müthiş yalanı biz imanımızla reddetmiştik. Ama bizim kadar şanslı olamayanlar da vardı. Kimileri bu yalana din gibi inandı. Oradan pozitivizm çukuruna yuvarlandılar. Orada da kalmadılar pozitivizm onları tatmin etmedi. Oradan komünizm gayyasına battılar. O gayya onları dibe çekti, ateizm cehennemine battılar.
Bu inançları, ya da İslam’a olan inançsızlıkları yüzünden milletle ve onun düşünce yapısıyla bağlarını kopardılar. Bağlarını koparmakla kalmadılar, onlarla savaştılar. Kendi milletine onun inanç değerleriyle korkunç bir şekilde saldırdılar.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Bir Milet Diriliyor:


BEYAZ TÜRKLER KAYBEDECEK

Nerede ne kadar beyaz Türk varsa kaybedecek, kaybetmeye mahkumdur. Bu millet artık uymuyor. Yüzyıllık uykusunda uyandı koca dev. Bu uyku artık sürdürülemez, sürdürülemeyecek.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

BASKICI REJİM, ERMENİLER, TÜRKLER VE KÜRTLER

Bu ülkenin son yüzyıllarda garip bir macerası var. Osmanlıyı bölen ırkçılık hareketleri bu gün Türkiye’nin de başına bela. Moiz Kohen Tekinalp adlı Yahudi’nin kaynattığı bu fitne kazanı önce koca bir imparatorluğu yıktı, parçaladı ve ulus devletlere ayırdı.
Bu yıkımın kalıntılarından biri de ırkçı bir söylemle oluşturulan Türkiye oldu. Bu Türkiye başlangıçta demir bir yumrukla yönetildi. Her türlü ayrılıkçı fikir Tunç bir elle ezildi. Gerek Kürt, gerek Türk, gerekse Ermeni her ırk devrimler karşısında ezilmeye mahkûmdu.
Uzun yıllar ülkedeki tüm fikirler bastırıldı. Başta dini duyarlılıklar olmak üzere bütün düşünce ve hayat tarzı sorgulandı, yasaklandı ve yok edilmeye çalışıldı. Tek parti diktatoryasının üstünü örttüğü, ama yok edemediği sorunlar zamana yayıldı. Zamana yayılmakla kalmadı derinleşti, ilerledi, kangren oldu.
Kanla bastırılan şeyh Said isyanı, Kürt hareketinin ilk raunduydu. Bütün yurdu saran İstiklal mahkemelerinin yurt çapında estirdiği terörün, halk vicdanında açtığı yaralar yıllarca unutulamadı ve devletle millet arasında onulmaz yaralar açtı.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

AİLE ÇATIRDIYOR


İletişim çağında iletişimsizliğin aileyi adım adım yıkıma götürdüğünü seyrediyoruz. Seyrediyoruz diyorum çünkü pek bir şey yapamıyoruz. İnsanların birbirini dinlememesi, dinlese de peşin hükümler yüzünden anlamaması bir vakıa.
Dahası maddi kalkınmanın bağımsızlaştırdığı bireylerin birbirine minnetsiz davranışları bu yıkımı tetiklemektedir. Çocukluktan beri bir arada eğitim gören karşı cins birbirini bir türlü tanıyamamakta, ani kararlar ve aceleci birliktelikler, düşünmeden taşınmadan yapılan evlilikler kısa zamanda düş kırıklığına yol açıyor, bu düş kırıklıkları da aile yapısını daha kurulmadan dağıtıyor.
Kişilik olarak egoizmin aşılandığı bireyler birbirlerine tahammül sıkıntısı yaşamakta ve bu tahammülsüzlük boşanmaların kapısını açıyor. Alt yapısı tam hazırlanmadan yapılan evlilikler kısa süren bir beraberliğe dönüşüyor, ikili daha birbirini tanıyamadan ayrılış noktasında buluyor kendisini.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DEĞİŞİM GEÇİREN TOPLUM VE SARSILAN AİLE YAPIMIZ


Son on yılda hızla kalkınan ülkemiz ve artan refah seviyemiz toplumda büyük değişimlere yol açmaya başlamış, bireylerin beklenti çıtası yükselmiş, problemler azalacağı sanıldığı yerde artmaya başlamıştır.
Maddi kalkınma ile beraber yürümeyen manevi kalkınma beraberinde bir sürü sorunlar getirmiştir. Bu sorunlar büyüktür ve acil eylem planını gerektirecek kadar önemlidir. Konut sorunları halledilmiş, herkes bir ev yanında bir de son model araba peşinde koşmaya başlamıştır. Her ailede birden çok kişi çalışmaya başlamış, aile aylık geliri ortalaması ve harcama seviyesi batılı toplumlar kadar değilse bile onlara yakın bir hale gelmeye başlamıştır.
Bu durum batının yaşadığı sorunları bizim de yaşamaya başlayacağımızı göstermekte, sorunlar zaten bir bir baş göstermektedir. Bu sorunlar öncelikle teknoloji ve refahın bize hediye attığı sorunlardır. Teknoloji kişiyi yalnızlaştırmıştır. TV ve internet sanal bir dünya yaratmıştır. Bu sanal dünya birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Bu sorunlar öyle kolay halledilebilir sorunlar değildir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

DİRİLİŞİN AYAK SESLERİ

Dirilişin ayak sesleri geliyor her yandan. Bu diriliş madde ve manada ölüme sürüklenmiş bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun başladığını göstermekte. Bu yeniden doğuş hareketi gücünü milletten almakta ve geri dönerek aynı millete can ve hayat vermektedir.
Bu dirilişin ayak sesleri gelmeye başlamıştır. Bu sesler dirilişin başladığının, ölümden sonra hayat gibi, bir yeniden doğuşun ilk ışıklarının ortaya çıktığının göstergesidir. Bu bir medeniyetin yeniden dirilişinin destansı rüyasıdır. Bu rüya gerçekleşmeye, yıkılmış, yakılmış ve yok edilmiş medeniyetin küllerinden yeniden doğuşu hakikat olmaya başlamıştır.
Bu yüzyıllık rüyamızdı bizim. Yüz yıllık, iki yüz yıllık belki de üç yüz yıllık rüya gerçek olmaktadır. Bu yüzyılların özleminin bitmesi anlamına gelmektedir. Yüzyıllık hasret, yüzyılların hasreti, babadan oğula ondan toruna aktarılan, ama bir türlü gerçekleştirilemeyen büyük rüya hakikat olmaktadır.
Bu ezilen, horlanan büyük millet artık ayağa kalkmaktadır. Bu yok edilmek istenen büyük ruh bas-u bad’el- mevt gibi yeniden dirilişe gebedir. Ölümden sonra yeniden diriliştir bu. Batının tüm planlarına, entrika ve hilelerine rağmen ayakta kalabilmiş, tam öldü, yok oldu derken yeniden hayat emareleri göstermiş, hasta adam yeniden bu ölümcül hastalıktan kurtulma emareleri göstermeye başlamıştır.

Devamını Oku