YAHUDİLİK SORUNU
2
Yahudilerin üstün ırk olma fikri ve dünya hakimiyeti hırsları dünyayı felaketlerden felaketlere yuvarlamaktadır. Bu sapık ideoloji dünyayı acılarla kıvrandırmakta, zulümlerden zulüm beğendirmektedir mazlum halklara.
Parayı, medyayı ve siyaseti kontrol eden Yahudi bu üç unsur sayesinde ne yaparsa yapsın haklı olduğuna dünyayı inandırmakta, süper güçleri arkasına almaktadır. Her ne kadar dünyayı bütün bütün aldatmayı başaramamakta ise de aleyhindeki tepkilerin üstesinden gelmekte, yanlışlarını mazur, kendisini mazlum gösterebilmektedir.
FATMA HALAM İÇİN İKİNCİ YAZI
09.04.2014
Hiç şikayet etmedi. Hep iyiyim dedi. İnlerken bile, sancı içindeyken bile. Doktora gitmek istemiyordu. Sancıları dayanılamayacak noktaya gelince kabul etti, ama doktordan bir şey beklemedi. Yaşamak istemiyordu artık. Bu belliydi. Yalnızlık ve kimsesizlik belini bükmüştü. Hayattan zevk almıyordu.
Kocası öleli beri iyice garipleşmişti. Aslında çocuksuzluk belini bükmüştü. Evlatlık almak istedi. Her defasında hayal kırıklığıyla karşılaştı. Beni evlatlık almak istedi, kayınbabası karşı çıktı. En son eltisinin kızını aldı. Bebek denecek yaştaydı evlatlığı. Ona baktı. Bezledi, altını temizledi. Büyüttü. Ama ne oldu? Büyüyüp kendisini doğuran ama evlatlık veren annesini tanıdı. Onu büyüten, ona sevgisi ve emek veren anneliğini reddetti. Bu ona vurulan son darbeydi. Onu evlatlıktan çıkardılar.
YENİ ZİHNİYET, VE ESKİNİN SAVAŞI
YENİ Türkiye’nin yeni zihniyetine karşı eski zihniyetin direnci kırılamamıştır henüz. Eski zihniyet Yeni Türkiye’ye baştan beri karşıdır ve onu engellemek için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Beyaz Türkler dediğimiz eski Türkiye’nin yönetici asil ve aristokrat sınıfı tüm güçleriyle bu yeni gelişme savaş açmış durumdadır.
Gezi olayları, yargı ve Ergenekon darbeleri hep bu savaşın dışavurumudur. Bu savaş kolay kolay bitmeyecek, en ufak bir fırsatta ortaya çıkıp kendini gösterecektir. Yeni Türkiye’yi kuran iradenin zaaflarını her fırsatta dış düşmanla birleşerek kollayacak, bulduğu her uygun ortamda saldırmaktan, tüm güçlerini ortaya koyarak savaşmaktan geri durmayacaktır.
Hem de ne pahasına, yok olmak, kaybolmuş, toptan imha olmak pahasına. Çünkü onlar zaten bu yeni Türkiye’nin saltanatlarını yıktıklarının farkındalar ve sıradan birey gibi mücadele etmek, hayatta bu şekilde yer almak onlar için ölmekten beterdir. Bu yüzden kati bir ölümdense ucunda bir ihtimal dahi olsa eski düzenin geri gelmesi karşılığında intihar denebilecek bu denemeyi yapmaktan geri durmayacaklar.
Eski yönetimde ayrıcalıklı kesim kimlerdi? Burasını iyi tahlil edersek olayı daha iyi anlayabiliriz. Bunlar Tanzimat’tan beri kurulu düzene başkaldıran Jön Türklerdir. Daha sonra İttihat Terakki diye teşkilatlanmış şer ocağıdır ki masonlukla iç içedir. Asıl gücünü Yahudi dönmesi Sabataist’lerden alır bu şer güçler.
Osmanlıyı yıkıp yerine bir sürü devletçik oluşturan dünya şer odaklarıyla iç içe yaşayan bir azınlıktır. Kısa zamanda yönetimi ele geçirmiş, milletin kanını emmiş, ülkeyi badirelerden badirelere sürüklemişlerdir. Koca imparatorluğu kısa zamanda batırmışlar, misak-i milli sınırlarının kurtuluşunda bile savaşın arka cephesinde karşı işlere koyulmuş, savaştan sonra ise Cumhuriyet Halk Fırkasına üşüşerek ülkenin en önemli mevkilerine yerleşmişlerdir.
Ailem ve Ben
SALİH DEDEM NAM-I DİĞER HAFIZ SALİH
1911 doğumlu. Ailenin en büyük oğlu. Babadan yetim kalmış. Annesinin Hafızlık yapmak için ayırdığı tek evladı. Dört erkek bir kız kardeşler. Önceleri çeşitli yerlerde imamlık yapmış. Ramazan imamlığı için Gürcistan’a bile at sırtında gittiği söylenir.
Annesi, kardeşleriyle beraber bir vapur yolculuğuyla İzmit’e göç ederler. Yeterli paraları bulunmadığı için kardeşlerini kilim ve yorganlara sararak getirirler. Önce Kocaeli’ye bağlı Döngel köyüne yerleşirler. Bir ara Balıkesir’e İmamlık yapmaya gider. Orada ikinci evlilik yapıp bir kız çocuğuna sahip olduğu söylenir. Kumayı birinci kabul ettiremeyince boşar ve unutur onları. Ara sıra bahsi edilirse de o pek katılmaz. Bu olay bir şehir efsanesine dönüşür.
AİLEDE DEPREM
Yıkılıyoruz. Dikkat. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Tam anlamıyla fecaat. S.O.S. batıyoruz. Zenginleşme bireyselleşmeyi, bireycilik bencilleşmeyi getirdi. Diğerkâmlık yok artık. Empati kalktı. Yardım severlik enayilik sayılıyor.
Ailede, toplumda, her yerde. Herkes bencil, herkes egoist. Tek amacımız var; yiyip, içip, eğlenmek. Sabah kalkıyoruz en güzel sofralarda kahvaltı yapıyoruz, sonra TV açılıyor o sağlıklı yaşam programlarıyla uzun yaşama açılıyoruz, sonra bu gün nereye gidelim, hangi alışveriş merkezine, hangi sinemada iyi film var onları kesiyoruz.
Bu arada elimizde tabletlerle oyun oynuyor, bilgisayarla internete giriyoruz; facebook ’ta takılıyoruz biraz derken biraz çetleşme, biraz paylaşma, sanalın dibine vuruyoruz, bir yandan da o dizi senin bu dizi benim, dizi kavgası yapıyoruz, evin reisi haber programları isteye dursun kadın dizilerin sayısını bilmez, bu uğurda kocasıyla kanlı bir çatışmaya hazırlanır, çocukları da yanına alarak orduyla saldırır. Koca çaresiz soluğu kahvede alacaktır.
BENİ İSRAİL’İN SONU
1
İsrail Yakup (a.s.) ın adı. Onu lanetlemek yanlış olur. Bu kavmin suçlarına onu ortak etmek yanlış olacaktır. O halde bu azgın kavme Beni İsrail yani İsrail oğulları demek uygun düşer. Aslında bu kavmin tümü de suçludur demek yanlış olur. Has adıyla Yahudilik Siyonizm’den farklıdır. Siyonizm’e karşı Yahudilerin bu cinayetlerde suç ortaklığı yoktur. Onlar da en az bizim kadar suçsuzdurlar ve bu cinayetlere karşı en ufak bir fırsatta tepkilerini bizim kadar ortaya koymaktadır.
DÜNYA OSMANLIYI BEKLİYOR
Dün dünya Osmanlı ile barış ve adalet içinde yüzüyordu, bu gün emperyalist devletlerin elinde zulüm altında inim inim inliyor. Osmanlı yok edildiği günden beri adalet dünya yüzeyinden silindi, süpürüldü. Onun yerini sömürü, kargaşa ve zulüm aldı.
Bu gün tüm dünya o günleri hasretle anıyor ve dört gözle ondan bir işaret bekliyor. Herkes ve her şey Onu arıyor. Katledilen çocuklar, bombalanan şehirler, öldürülen masumlar. Filistin, Gazze onu bekliyor, Mısır onu bekliyor, Arakan onu bekliyor, Türkistan onu bekliyor. Kırım onu bekliyor, Çeçenistan onu bekliyor, Pakistan, Bangladeş, Hindistan onu bekliyor. Dahası bütün mazlum halklar, bütün mazlum milletler, bütün masum çocuklar onu bekliyor.
Bu bekleyiş daha ne kadar sürecek kimse bilmiyor. O geri gelecek mi kimse bilmiyor. İslam dünyası halifesini bekliyor. Sahte İşid halifesinden ağzı yandı, İsrail’le dost ve işbirliğiyle halifeliğini ilan edecek, zulme adalet makyajı yapacak sahte kahramanlardan usandı. Dindar görünümlü zalimlerden, sıkıştığı zaman Müslüman olduğunu iddia eden sahtekarlardan bıktı. Kendini kahraman ilan eden sahte kahramanlardan, kendini kurtarıcı ilan eden batırıcılardan bıktı İslam dünyası.
İsrail’in yaptığı zulümlere ses çıkarmayan Arap dünyasının despot ve zalim liderlerinden gına getirdi İslam dünyası. Batının hümanist yalanlarından nefret ediyor artık. Bu timsah gözyaşları onu ne kandırıyor, ne acısını dindiriyor. Aksine acısına acı katan bu dünya karşısında kendi haline yanıyor, yalancı kurtarıcılardan nefret ediyor. Yahudi güdümlü birleşmiş milletlerden, güçlüden yana dünya konjonktüründen usandı.
BÜYÜK OYUN
2
Birileri büyük oynuyor. Dost sandığımız ABD mi, yoksa ABD’yi de umursamayan uluslar arası büyük sermaye mi? Türkiye ne zaman büyük bir işe soyunsa, sömürücülerin tekerine taş koysa hemen büyük bir oyun kurulur ve ülkenin onunla meşgul olup büyük iş engellenir.
Devlerin arasında parsadan pay almak o kadar kolay değil. Her büyük oyuncu olmaya kalkmasak ta aynı şeyler başımıza gelmiyor muydu? 12 Eylül öncesi Kentlerin kurtulmuş bölgelere ayrıldığını unutmadık henüz. Her gün bir kişinin öldürüldüğünü de unutmadık.
İster büyük oyuncu olmaya çabala, isterse sana tayin edilen yerde küçük bir figüran ol bu dünya arenasında başın beladan kurtulmayacak. O halde her şeyi göze alarak büyük oyuncu olmaktan başka çare yok. Türkiye artık küçük oyuncu liginden büyük oyuncu ligine çıkmak zorunda. Hem de çevresini yararak, canla başla boğuşarak. Kimse kimseye bu ligde yükselmeyi altın tepside sunmayacak. Sen kendi çabanla, savaşarak ve kaybetmeyi göze alarak yapacaksın bunu ey ülkem. Sen kendi yumruğunla ağır sıklete çıkacaksın. Canla başla savaşacaksın ve dünya süper liginde yerini alacaksın.
Tabii şu an dünya üstünde hakim güçler boş durmayacaklar. Seni engellemek için yüzüne gülecek arkandan vuracaklar. Bu yolda sana bin bir tuzak kuracaklar. Bu yola çıktığın için seni pişman etmek üzere olmadık işler planlayacaklar. Bin bir oyun kuracaklar. Oyuna gelmeni bekleyecekler. Eğer sen onlara karşı oyun kuramazsan seni birinci lige çıkmaya davrandığına pişman edecekler.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim