Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

SİYONİZM VE ORTADOĞU

Ortadoğu’da olan biteni anlamak için Siyonizm’i iyi bilmek gerekir. Siyonizm’in hedefleri, amaçları nelerdir bunları bilmek gerek. Bunları bilmeden bu bölgede neler oluyor bilmek, anlamak mümkün değildir.
Ortadoğu’da bugün neler oluyor, gelecekte neler olabilir, bunu sezebilmek, olanları anlamak, anlamlandırılabilmek için Siyonizm konusunda araştırma yapmak gerekecektir. Bu araştırmalar arz-ı mevut düşüncesinin, sapık Talmud ideolojisinin, kabala öğretisinin ne olduğunu bize öğretecek, biz de Ortadoğu’da geçmişteolup biten, şu an olan ve gelecekte olacakları daha iyi kavrayabileceğiz.
Siyonizm, dünya devleti hayali peşinde. Bütün dünyaya hakim olacak Büyü İsrail Devleti hayalidir bu. Bu hayal yalnızca Büyük İsrail devleti hayalinden de ibaret değildir. Bu ütopya bütün dünyaya hakim oma hayalidir. Bu hayal yalnızca dünya hakimiyetinden ibaret de değildir. Bu hayal Üstün insan, Allah’ın sevgilileri, üstün ırk olan Yahudi soyunun tüm dünya milletlerini köleleştirme hayalidir. Bu ütopya Büyük İsrail Krallığının ütopyasıdır.
Bu krallık Yahudilere dünya cenneti kurma amaçlıdır. Ahiret düşüncesini inanç dünyasından söküp atan bu sapık ideoloji dünya cenneti peşine düşmüş, 2000 yıl sürecek bir yalancı cennetin peşine düşmüştür. Bu cennet şeytani bir cennettir. Bu krallık şeytanın krallığıdır. Bu hakimiyet şeytanın hakimiyetidir.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MANKURTLAR
1

Beyinleri yıkanmış bu zavallılara Mankurt adını takmıştı Cengiz Dağcı. Bir romanında mankurtlaştırılan bir adamın annesini tanımayıp öldürüşünü konu edinir eser. Bu beyni yıkanmış, kendine yabancılaştırılmış, aile ve çevresine düşman edilmiş insanı ele alacağız bu yazıda.
İslam dünyasının her tarafında rastlıyoruz bu örneklere, hem de bolca. Bu tipler özel bir planla hazırlandı ve İslam dünyasının işgali böyle başladı. Batının sömürü düzeni böyle kuruldu. Ve hala bu işgal ve sömürü olanca hızıyla devam ediyor.
İlk Mankurtlaştırmayı Romalılar yapmıştı. Düşmanları olan Galya’lıları kendi okullarında eğiterek, kendilerine gönüllü köle ve asker haline getirdiler. Çağdaş Batı Roma olan ABD ve Çağdaş Doğu Roma olan Rusya aralarında anlaşarak dünyayı bölüştürler, kendilerine ayrılan alanlarda yaşayan milletlerin içerisinden seçtikleri özel adamları mankurtlaştırdılar ve kısa zamanda onlar vasıtasıyla köle haline getirdiler. Ve kendilerine sadık olan bu köleleri ülkelerinde yüksek mevkilere getirdiler, o ülkenin finansa, sanayi ve medyasının hakim noktalarına getirdiler. Böylece onlar vasıtasıyla sömürülerini kökleştirdiler. Onlar vasıtasıyla o ülkenin maden kaynaklarını ve bütün zenginliklerini ele geçirdiler ve en uygun yoldan ülkelerine transfer ettiler.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MEDYANIN GÜCÜ

Medya günlük hayatımızın içine girmiş olan en büyük faktör. Tanzimat’la birlikte Türk düşünce hayatına giren gazete bu gün TV ve internetle hayatımızı kuşatmış durumda. T’nin renkli dünyası ülkenin en ücra köşelerine kadar girmiş durumda.
Bu yarım asır önce başladı. Her geçen gün biraz daha ilerleyerek en ücra köşelere kadar nüfuz etti. Bu gün cep telefonlarıyla bireyin tüm hayatını kaplar hale geldi. Ailenin içerisine nüfuz etti. Günlük hayatı kuşattı. İnsanın ruhunu kuşattı ve tümüyle esir aldı.
Kentte olup biteni köye yansıttı. Varlıklı olanların dünyasını yoksulların vitrinine çıkardı ve onların kıskançlıklarını tahrik etti. Bu kıskançlık düşmanlığa yol açtı. Bu düşmanlık toplumda yarıştırmaya yol açtı. Bu gün ülkenin doğusunda ayrılıkçı güçler dağa adam kaçırıyorsa bunda medyanın umarsız yayıncılığının, sorumsuz yayıncılık anlayışının büyük payı yok mudur dersiniz?
Dün sokağımızda varlıklı aileler çarşı-pazardan aldıkları şeyleri yoksullar görüp tamah etmesinler diye gizli gizli taşırlardı evlerine. Bu gün medya yüksek tabakanın cafcaflı hayatını alabildiğine tüm ülkenin gözleri önüne arz ediyor, insanların tamah ve arzularını kamçılıyor, o hayata erişme hayalini bile göremeyenlerin düşmanlık hislerini uyandırıyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

EĞOİZM, BENCİLLEŞME VE BİREYSELLEŞME
,
Çağın en büyük yanılgısı bu. Artan gelir ve yükselen refah seviyesi bencilliği kamçılıyor. Bu bencillik o kadar ileri dereceye varıyor ki dönüp bireyi vuruyor. İnsan yalnızlaşıyor, ruhen hastalanıyor, çaresiz ve zayıf bir birey haline geliyor. Bununla da kalmıyor, yalnızlaşan bireyin sorunları arttıkça artıyor, baş edilmez hale geliyor ve hayat yaşanmaz hale geliyor. Ve sonunda insan etrafını ateşler sarmış akrep gibi kendini zehirliyor. Kısacası çareyi kendini öldürmek, hayatına son vermekte buluyor. İntihar çaresiz insanın çaresi, çıkışsız dünyanın çıkışı oluyor.
Bu egoizm yenidünyanın çehresini gösteriyor. Bu çehre asık bir çehredir ve bu çehre mutlu bir görünüş arz etmiyor. Bu aşırı bencillik insanın yapısına aykırı, yaradılışına ters olduğu içindir ki insan mutsuz oluyor, dünya yaşanılacak yer olmaktan çıkıyor, ölünecek yer haline geliyor.
Fakir ama mutlu insan tipi kalkınmasını başarmış toplumlarda zengin ama mutsuz kimlikler yaratıyor. Fakir toplumların zenginleşme hayalleri, erişemedikleri nimetlere erişme hayalleri vardır ve bu toplum bireyleri bu hayallerle sıkıntılara katlanmakta, yokluklara sabretmekte, azla yetinebilmeyi öğrenmekte, israftan uzak, sade, basit yaşayabilmekte ve mutlu olmayı becerebilmektedir.
Zenginleşen tolum, maddi olanakları elde ettikçe paylaşma alışkanlığını kaybetmekte, daha fazla mal edinme hırsıyla daha yoğun çaba sarf etmekte, bunun sonucu kendine, ailesine ve çevresine daha az zaman ayırabilmekte, geçmişte hayal ettiği nimetlere kavuştukça, hayallerini kaybetmekte, onlardan aldığı hazzı kavuştuğu nimetlerden alamamakta, git gide yaşama zevkini kaybetmektedir. Aynen gençliğinde işsiz ve fakir olan kişinin yaşlılığında zengin ve mutsuz bir insan gibi, her şeyin hayal, gerçeğinden daha tatlıdır gerçeği çıkıyor burada karşımıza.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Eğitim Üzerine Yazılar


MİLLİ EĞİTİMİN TRAJEDİSİ

Öğretmenler kendi aralarında konuşuyorlar: okullar öğrencileri bozuyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YENİ PAGANİZM



Paganizm ölmedi, paganizm hala yaşıyor. Çağdaş paganizm gündelik hayatın içine gizlenmiş durumda bu yüzden kimse fark etmiyor bunu. Bu yüzden de ruhumuzun d erinliklerine yerleşiyor, toplumları ele geçirip kuşattığı gibi fertleri de derinden derine ele geçiriyor.
Bu gün sabah erkenden kalktığımızda karşımıza çıkan ilk kişiye günaydın deyişimiz pagan dünyasının ilk selamlaşmasını oluşturuyor. İslam düşünce ve yaşantısının alternatifi olarak yerleşen bu tür paganist uygulamalar hayatımızın her yanına uzanıyor, bin bir kollu bir ahtapot gibi dünyamızı kuşatıp yavaş yavaş somurup yok ediyor.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MÜSLÜMANLAR VE İSLAM AHLAKI
2
Müslümanlar olarak biz İslam ahlakını yerle bir ettik. Söz verip durmuyoruz. Borç alıp ödemiyoruz. Çünkü ödemeye niyetimiz yok. Niyetimiz olsaydı Allah yardım ederdi mutlaka. Dedikodu yapıyor, söz taşıyoruz. Olur, olmaz şeye öfkeleniyoruz. Öfkemize yenik düşüyoruz.
Sebepsiz düşmanlık yapıyoruz. Menfaatimize ne ufak bir halel gelse düşman kesiliyoruz. Üç kuruşluk dünya için her şeyi yapıyoruz. Gel gelelim Allah için yaptığımız bir şey yok. Gösteriş için her şeyi yapıyor, Allah için kılımızı kıpırdatmıyoruz.
Hayır, yapmaya niyetimiz yok. Hayır, yapar görünüyoruz. Her şey nefsimiz için. Komşuluk hakları nedir bilmiyoruz. Komşuluk haklarına riayet nedir bilmiyoruz. İnsanlık nedir bilmiyoruz. Kadın hakları nedir, çocuk hakları nedir, insan hakları nedir bilmiyoruz. Hayvan hakları nedir bilmiyoruz.
Eşyayı tanımıyoruz, kendimizi tanımıyoruz, çevremizi tanımıyoruz. Tanımaya da niyetimiz yok. Kendimizi eksik bilmiyoruz, aciz olduğumuzu anlamıyoruz. Kendimizi geliştirmeye niyetimiz yok. Kendimizi kontrol etmiyoruz. Hep başkalarının hatalarına dikmişiz gözümüzü. Onları büyütüyor, büyütüyor, büyütüyoruz. Kendi hatalarımızı görmüyoruz, görmeye de niyetimiz yok. Yahut da küçük görüyoruz hatalarımızı. Başkalarının en ufak kusurlarını dev aynasına yansıtıyor, kendi kusur ve hatalarımızı önemsizleştiriyoruz. Hatalarımıza kılıf arıyor yahut onları yüceltiyoruz. Hatta yanlışlarımızı kural haline getiriyor, hatalarımızı kanunlaştırıyoruz.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

HAYATIN AMACI
Yaşanılası hayat nasıl olmalı? Daha iyi nasıl yaşarız? Değil, daha iyi nasıl yaşamalı? Sorularına cevap aramalı değil miyiz aslında biz? Hayatı daha anlamlı kılmak değil mi tüm çabamız? Çağın en büyük yanılgısı bu değil mi?
Hep yanlış yerlerde aranan bu anlam, aramayı da anlamsızlaştırmıyor mu? Hani Hoca karanlıkta yitirdiğini aydınlıkta arar ya, işte tam da bu örnek bizi ve çağı en iyi şekilde anlatıyor aslında. Yıllardır bu yanılgıyı yaşadık durduk biz. Oysa kutsal kitabımız Kur’an- ı Kerim bizi bu konuda yalnız bırakmıyor.
Ve diyor ki biz hiçbir şeyi başıboş yaratmadık. İnsan başıboş yaratıldığını mı sanıyor? Bu noktadan bakarsak görürüz ki başta insan olmak üzere her şey bir plan dairesinde bir gayeye istinaden yaratılmıştır. Ancak ne yazık ki insan bunun farkında değil.
Şimdilerde rahmetli olan bir siyasetçi abimiz öyle dedi. Her makinenin bir kullanma kılavuzu var. Mucidi onu hazırlamış. Ve satışta beraberinde vermiş. Hatta burasını ben ilave edeyim,- çünkü o zamanlar garanti olayı bu günkü kadar önemli değildi belki de hiç yoktu.- alıcı o kılavuza uymazsa ürün garanti kapsamından çıkar. İnsan da bir makine, belki makineden de öte, onun yaratıcısı kullanma kılavuzu olarak Kur’an-I kerim gibi bir büyük kitabı göndermiş. Garanti şartlarını ona uyma şartına bağlamış.
O halde biz de deriz ki insan bir görev ve bir gayeyle yaratılmış, bu gayede o kitapta gösterilmiştir. ‘De ki hayatımda, ölümüm de senin içindir’. Evet, Allah sadece hayatın değil ölümün sırf onun için olmasını istiyor. ‘Allah (CC.) müminlerden nefislerini cennet karşılığı satın aldı’

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İNSANLIK ÖLDÜ MÜ?

Dün izlediğim bir haber bana bunu düşündürdü. İki kız annesini planlayarak öldürdü. Bu nasıl olur. Öz evlattan düşman nasıl yaratılır. Doğurduğu ve nazla büyüttüğü merhamet timsali annenin merhametle dolu olması gereken kız evlatları canavara dönüşebilir öz annelerini canavarca öldürebilirler miydi?
Bu da mı olacaktı dedirten ve akıllara hayret veren vahşet insanlığın ne kadar yozlaştığını hatta öldüğünü göstermiyor mu? Biz bunu hikâyelerde dinlerdik ve anne merhametinin boyutlarını anlatmak amacıyla örneklenen bir fıkrada dillendirildiğini görürü, bu fıkranın a apriori bir örnek olduğunu gerçekte olmayacağını bir duyguyu anne merhametinin boyutlarını anlatmak için kurgulanmış olduğunu düşünürdük.
Hikâye malum. Çocuk annesini bıçakla yaralar, bıçak annenin ciğerini parçalar, bu arada oğlanın eli bıçaktan zarar görür de oğlan bıçağın elini yaralamasıyla elim diye bağırır, anne ciğerindeki bıçak darbesini hiçe sayar, oğlum sana ne oldu diye kendisini bıçak darbesiyle öldürmeye azmeden oğlunun bir anlamda katilinin üzerine kapanır.
Evet, evet durum tam anlamıyla bir fecaat arz ediyor. Dün büyüklerine saygı göstermeyen, hayatın yemek, içmek, eğlenmekten ibaret olduğunu sayan, hiçbir manevi değer tanımayan bir gençlik yetişti. Kutsal değerlerin hiçe sayıldığı ortamlarda yetişen bu gençlik eskilerin eyyamcı dedikleri günübirlik eğlenceye dayalı hayatını –kendilerine göre- en iyi bir şekilde sürdürebilmek için sınır tanımaz bir hale geldi.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

GİZLİ EL

Şimdi biz olayın neresindeyiz. Bir yanda Mısır olayları, diğer yanda Suriye, Irak kaosu. Sıfır sorun politikalarıyla hareket eden hükümet komşularıyla % de yüz sorunlu hale getiriliyor. Bir gizli el adeta yapılan tüm güzel şeyleri tersine çeviriyor, tüm olumlu edimleri olumsuzlaştırıyor.
Türkiye İran’la sorunlu hale getiriliyor, Ermenistan’la onca olumlu adımlara rağmen olumsuz bir karşılık buluyor, Yunanistan, İsrail, Mısır birlik oluşturuyor, Türkiye’yi dışlayan bu birlik Türkiye’ye karşı bir oluşum haline dönüşebilme istidadında.
Türkiye İslam dünyasında bir birliğe gitme çabasındayken, aksine bir el İslam dünyasında Şii, Sünni ayrımına gidiyor ve Türkiye’yi Sünnilerin lideri olmaya zorluyor Şii dünyasının liderliğini gönüllü üstlenen İran’la karşı karşıya getirmeye çalışıyor.
Dün İran ambargo koyan ABD’ye İran adına karşı koyan Türkiye bu gün İran’la karşı karşıya geliyor. Aynı şekilde dün Suriye’ye terörist eylemlerin destekçisi diye Suriye’yi işgale hazırlanan ABD’yi engellemeye çalışan Türkiye bu gün aynı ABD’yi Suriye’ye girmeye davet ediyor.

Devamını Oku