EMİNE HALAM
Evin en büyük çocuğu. Ahlaken babasına simaen benzeyen bir kız. Gelin olduğu evde aşırı çalıştırılmaktan dolayı artarda çocuk düşürmüş. Kocasının babasının adaşı. Kayınpederi de babası gibi hoca diye anılan biri. Bir köyden öbür köye gelin gider.
Ahlaken kendisinden sonra doğan çocukların da en üstünü. Oğlan kardeşiyle blok yapılan evde oturur. Ahırda ineği vardır, evde çocukları, ama o çoğunlukla seccadesindedir. Ev işlerini çabucak bitirir. Kocasının söylenmelerini sessizce dinler, karşılık vermez. Onu öyle kabul etmiştir.
Hayata tutunabilen ilk çocuğu erkektir e çok yakışıklıdır. Onu gören parmak ısırır. Kocası iyi maaş veren bir fabrikada işçidir. Ama o şehirde hayvan yetiştirmektedir. Sütü sağmakta, evin ihtiyacını karşılamaktadır. Evinde ekmek pişirmekte, hayvanı otlatmaya gitmektedir. Sırtında ot taşımakta, rençberlik yapmaktadır. Onun gerek baba evinde gerekse kayınbabasının evinde yaptığı budur.
HER ŞEY BOŞ
Dünya hayatı oyun ve oyuncaktan başka bir şey değil. lağib ve lehv. Hadis-i Şerif’te böyle geçiyor. lağib oyun, lehv boş, beyhude. 60 a yaklaşan ömrüm bana bunu çok açık bir şekilde ispat etti.
Hep boş şeyler peşinde koşmuşuz. Dünya dönmüş ben uyumuşum. Gözü açık uyumak işte buna denir. İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar hakikati burada. Ebedi hayata karşılık bu geçici hayata bunca nasıl bel bağlamışız. Ebedi zevklere karşın fani zevkleri satın almışız.
Bir sınav dünyasında olduğumuzu unutmuş, buradan hiç gitmeyecekmişiz gibi planlar kurmuşuz. Ölüm içimizden birilerini alıp gitmiş ama biz uyanmamışız. Ölenler başkaları demişiz, onları ölümlüler sınıfına, kendimizi ölümsüzler sınıfına koymuşuz. Üstümüze alınmamışız yani. Ölümü kendimize yakıştıramamışız. Ölümü kendimize yaklaştırmamışız. Ebedi yaşayacağımızı, her şeyin böyle gideceğini sanmışız.
Yakınlarımız ölünce biraz sarsılmışız, ama ‘hayat devam ediyor’ diye kendimize telkin verip çabuk atlatmışız. Uğruna yaşanılası değerleri unutmuşuz, uğruna ölünesi değerlerimiz olmamış. Yiyip içmek ve eğlenmekten, günümüzü gün etmekten başka gayemiz kalmamış. Yeri gelince bunu da başaramamış, ölümü yeğler olmuşuz. Sanki ölünce kurtulacakmışız gibi. Kimimiz ölümü çabuklaştırmak istemiş hayatına son vermiş, kimimiz çok istediyse de bunu becerememiştir.
İSLAMOFOBİ TERÖR VE İSLAM
Hayır, bu İslam değildir. İslam asla ve asla teröre izin vermez. İslam ne canlı bomba olmaya, ne sırf inanç adına eylem yapmak amacıyla adam, asla ve asla çocuk öldürmeye izin vermez.
Bu nasıl bir İslam’dır ki Peygamber Efendimizin hayatında rastlanmayan yöntemlerle cihat anlayışı yayılmakta, müntesipleri İslam dışı yöntemlerle Allah rızasını kazandıklarını sanmaktalar.
Bu ne biçim bir İslam anlayışıdır ki Edille-i Şeriyye’de bulunmayan yöntemler icat ediyor, bu yöntemlerle Allah’ın rızasını talep ediyor. Bu son asırda icat edilen bu İslam dışı, insanlık dışı yöntemlerle İslam’ı ikame etme anlayışı nereden çıktı. Muhtemelen İslam düşmanı mihrakların yönlendirmesinin etken olduğu bir yol bu.
DÜNYADA SİYONİST ZULMÜ
‘ Ve vaki olacak ki, kovalanan ceylanlar gibi ve toplayanı olmayan koyunlar gibi herkes kavmine yönelecek ve herkes memleketine kaçacak, ele geçen her adamın gövdesi delik deşik edilecek, tutulan her adamın kılıçla düşecek, yavruları gözler önünde yere çalınacak, evleri çapul edilecek ve karıları kirletilecek.’(İşaya-Bab:13 Cümle 16)
‘Yavruları yere çarpılıp parçalanacak. Ve gebe kadınların karnı parçalanacak.’ (Hoşea-Bab: 131 Cümle:16)
‘Onları kasaplık koyunlar gibi ayır. Ve öldürme günü için onları hazırla.’ (Yeremya-Bab: 13 Cümle:16)
AK SARAY BEYAZ SARAYIN KARŞISINDA
Metal Fırtına isimli roman gelecek savaşlarını ABD ve yükselen yıldız devletler Polonya ile Türkiye arasında olacak kehaneti üzerine kurgulanmıştı da şaşırmıştık. Roman serisinin yazıldığı yıllar Türkiye krizlerin etkisiyle hasta adam muamelesi gören bir devletti ve IMF’den borç alabilmek için yalvaran, IMF dirökterinden emirler alan bir ülke durumundaydı. IMF direktörleri ülkeye gelerek, icranın başına emirler vermekte, emirlerine uyulmazsa kredi dilimlerini serbest bırakmayacağı tehditleri savurmaktalardı.
Adeta bir işgal ülkesi haline gelmiş, yabancılardan emir alarak ülkeyi yönetene aciz idarecilerin elinde ve terör belasıyla parçalanmanın eşiğine gelmiştik. Ama bu gün bakıyoruz artık hiçbir dış ülkeden emir almayan, borç almayıp borç veren bir ülkeyiz. Oyun kuran bir ülke durumuna gelmemiz için 10 yıl yeterli oldu.
Dün sırf Rusya ile bazı ekonomik ilişkilere girdi diye tehdit edilen ülke bu gün tüm dünya devletleriyle istediği gibi ilişkiler kurabiliyor, ülke menfaatlerini kollayarak batıya rest çekiyor, dış politikada dik durabiliyor, dünyanın sus pus olduğu zalim Siyonist politikalara karşı çıkıyor.
KENTİN SALTANATI
Hiç durmam ararım polisi
Hiç durma ara polisi
Polis dediğin bizim evdeki polisi
B u en çalkantılı döneminde ülkenin
ÖRNEK HAYAT
Baba sen bizim idolümüzsün
biz senden öğrendik yaşamayı
biz senden öğrendik ölmeyi
sen derdin
HÜZÜN
hüzün ırmağıyım ben
çağlıyorum şelaleler gibi
ağlıyorum yokluğuna
ağlıyorum gizli gizli
İNSAN İNSANIN CEHENNEMİDİR
Bir kadın kadındır en çok erkeğin yanında
Bir erkek erkektir duruşa bir kadın arkasında
Meydanlarda sokak aralarında
Havlar durur köpekler şeytanların arkasında
HZ. İSMAİL
İsmail İsmail İbrahim’in oğlu
İsmail insanlığa feda olmuş
Allah’ın kulu
İbrahim ki atası o Resul u Ekrem’in




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim