Eğer uyuyorsan;
Güneşinin doğuşuna sevinemezsin.
Hala ısrarla uyumaya devam ediyorsan;
Güneşinin batışına hiç ağlayamazsın.
Kendi sesini özlersin bazen.
Derin bir ahh çekince birden,
Şaşar kalırsın kendine.
Hani kendi kendini
mahkeme edersin de iç sesinle.
Başlarsın sorgulamaya kendini;
Kapıları zorluyorum,
iş için, aş için.
emeğimi pazar ettim,
yavrumun geleceği için.
Ancak emeğim viran,
Hastaydı,
soluk soluğa çıkmıştı basamakları.
Telefon kuyruğundaydım, sıra bendeydi.
kuşkusuz hemen verdim sıramı.
ilk aradığı telefon, cevap vermemişti.
bir ikincisi, kaldırınca ahizeyi,
Demek bu da yaşanacakmış.
Yuvamdan dört mevsim
ayrı kalacakmışım demek.
Ama her gözyaşının sonrasında,
Masum bir gülümseme yaşanacağı gibi;
HER ŞEYİ
GERİYE
SARARAK
Nere kaldı şimdi o?
Bozkaya lojmanlarında oturan,
kana kana kanıyorum,
damla damla damıtılıyorum,
farklıyım sanırdım kendimi,
farksızlığımın farkında değilmişim meğer,
adamsızlığın girdabında,
kendimi adam yerine sayıyormuşum meğer.
Çalmıyor, çırpmıyorsan.
Haram bir lokma dahi,
geçirmiyorsan yavrunun boğazından.
Namusunla çalışıyor,
namusunla yaşıyorsan.
İLK
KIPIRTILAR
Uzun, uzun, anlattık,
geçenlerde senle.
Arabesk şarkıların boğduğu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!