Adnan Şahin 2 Şiirleri - Şair Adnan Şahin 2

Adnan Şahin 2

Bu gün
sevgilere
açık bırak
yüreğini,
en sıcağı
en güzeli

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

SEVGİLERİ
YAŞAMAK

Bazen öyle burkulur ki içim,
Kendimi boşlukta hissederim.
Bu öyle berbat duygu ki;

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

demli çaydır şiir
sımsıcak gevrek simittir

anne bahrına başını yaslamaktır şiir
babanın kocaman avuçlarında
küçücük minnak ellerinin kaybolmasıdır

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

İlham perisi
bana küstü.
Kalemim sustu,
Kâğıdım cebimde buruştu.

Yarım kalan

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

ülkem

bir yanım güllük gülistanlık
öbür yanım dikenlerle sarılı bokbataklık

bir yanım kardeşçe bahar

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

PUSULA

Nereye gideceğini bilmeyen bir yolcu, rüzgârla savrulan bir yapraktan farksızdır. Oysa uçurtma rüzgâra karşı durduğu için uçabilmektedir. Gerçi onunda kaderi bir çocuğun elindedir. Bazen rüzgar çok sert eser tutamaz, bazen de canı sıkılır, bırakıverir ipin ucunu çocuk. Rüzgârda savrulan yaprağa benzer o zaman uçurtma, ipin ucunu tutmayınca bir el, havada dans ede ede aşağıya iner. Ya bir tele takılı kalır, ya da bir ağacın dallarına dolanır.
Tutunacak dal nasıl güven verir insana. Ta ki dal kırılana dek ama. Hangi dala tutunacağımızı öğreniriz zamanla. Sizi taşıyacak kadar güçlü olmalıdır dal. Size katlanacak kadar dayanıklı. Ama her zaman taşıyamaz sizi bir dal, farkında olmadan zedelemiş olabilirsiniz. Ve o zedelenen yerden için için kurtlanabilir dal. Tutunmak yetmez bazen, tepesine basıp, üstüne oturmak istersiniz güvendiğiniz dalın. Tepesine basmak da yetmez, dalda tepinmek, hoplamak istersiniz bazen. Önceleri sesini çıkarmaz, susar katlanır buna dal. Sonra sonra dayanılmaz olunca hoyratlığınız, işte o zaman isyan eder güvendiğiniz dal, çat diye kırılıverir ve siz ‘’küt! ’’ diye düşersiniz toprağa. Belki bundan bir ders çıkarabildiyseniz eğer, bir başka dala aynısını yapmamaya çalışırsınız hayatta. Ama bir başka dal ve ya dallar o kırdığınız dalın yerini tutar mı, bunu da öğrenirsiniz zamanla.
Hayat müthiş bir yolculuktur, adımlayana. Yol ayrımları, yokuş aşağılar, yokuş yukarılar çıkar karşına. Yol ayrımlarında doğru yönü seçemezsen; bir labirent çıkmazı, çıkıverince karşına yeniden kaldığın yerden başlaman gerekir bazen. Yokuş aşağının rahatlığına kapılıp, bırakıverirsen kendini yer çekiminin rehavetine, tepe taklak tostoparlak düşebilirsin sonra. O yüzden temkinli inmek gerektiğini, ayaklarını sağlam basarak inmek gerektiğini öğrenirsin düşe kalka. Yokuş yukarı çıkarken de; sakin, kararlı ve inatla tırmanman gerektiğini bizzat ispatlar sana yol. Bıkkın, yorgun ve umutsuz olursan zirveye asla çıkamayacağını ya da zirveye beş kala rehavete kapılıp küstah zafer çığlıkları atmaya kalkınca, birden küçücük bir taşa takılıverip, paldır küldür aşağıya yuvarlanıvereceğini öğretir sana kibrin.
Mutlaka her yolun bir sonu olacaktır, nasıl bir yolculuk yaptığınla ilgilidir yolun sonunda ki ruh halin. Yol boyunca bıraktığın izlerdir seni hatırlatacak olan, deneyimlerini paylaştığın yolculardır seni anacak olan. Ayaklara takılacak taşları, engelleri alıp fırlatmadıysan yolun dışına, daha yürünesi bir yol olsun diye uğraş vermediysen; yürüsen ne olur, durduğun yerde saysan ne olur? Yol alırken sen de bir şeyler almalısın yoldan, yolculuktan. Peşin sıra gidip, peşin sıra varmak ne katar sana. Yolun sonunda sormazlar mı; - neyini bıraktın orda, ne kattın? diye.

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

Hadi bana göz kırp çocuk!
Senin gözlerinle bakayım dünyaya:
Duru,
Çıplak,
Çıkarsız.
Senin ellerinle tutayım hayatı,

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

ne zaman
bir rodrigo duysam,
içimdeki
Deniz'lerim kabarır benim.
Öyle taşar ki,
gözlerimden süzülür hep:

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

Karanlıklar
ülkesindeyim,
Çığlıklar ortasında.
Acılarla kardeş olduk,
Aydınlık maratonunda.
Oysa;

Devamını Oku
Adnan Şahin 2

günlerin yelkenlisinde,
zamanın fırtınasıyla,
bir uçurtma gibi,
savuruyor insanı hayat.

hani oyun bitince,

Devamını Oku