Ulu çınar ağaçının gölgesinin altına sergisini açmıştı kadın,Yaşı,başını çoktan aşmıştı.
Kendi yaptığı kekik,nane ,erik kurusu,tarhana,
Almanya da görmüştüm,Yaşlı insanların hayata nasıl sıkı sıkıya bağlı oluşlarını.Varoluşlarının o anını yaşıyorlardı.Bana garip gelmişti.Türkiyede altmış yaşına gelince geri plana çekilip ölümü bekliyen büyüklerimiz geldi aklıma.Sanki hayat bitmiş gibi herşeyi kabullenmişlerdi.
Hep bir mücadeleyle geçmişti yaşantıları ve çocuk büyütüp onları hayata attıktan sonra
Sanki herşey bitmişti onlar için.
Birde yaşlılarımızın makus bir talihi vardı hiç
Yapayalnızdı. Evin köşesine büzülmüş, çocuklarını düşünüyordu. Nasılda zorluklar çekmişti, yokluklar görmüştü yıllar boyu. Bak işte hepsi adam olup, gittiler diye düşündü içinden. Acaba Adam olmuşlar mıydı?
Adam olmak iş sahibi olmak mıydı? Çekip gitmek miydi? Yapayalnız bırakarak, bütün hatıraları, Anneleri, babaları böyle bırakmak mıydı?
Gözleri doldu birden. Evin köşelerine baktı, sanki bir şeyler arıyormuş gibiydi. Çocuklarının küçüklük halleri geldi gözünün önüne.
Yalnızlık ne zor bir şeymiş dedi içinden. Yaşlı hali ile kaç kez dolaştı evin içini bilemiyordu. Artık yorulmuş, perişan olmuştu. Sedire uzandı. Gözlerinin önünden o mutlu günlerinin resmigeçidi vardı. Kocası geldi aklına, ne iyi adamdı diye iç geçirdi. ilk çocuğunun doğuşunu, sevinçlerini, mutluluk kahkahalarını duyumsadı. Yutkundu.
Vefasızlık ne kötü bir şey Allah’ım, diye inledi. Yaşlılık benim suçum mu? Ben çocukları beni böyle bıraksınlar mı diye büyüttüm diye düşündü.
Işığın yüzüme vurduğunda,yüzüme yansıdığında güneş yanığı saçların,ipeksi dokusuyla saçlarının gökyüzünde hayallere çıkardım.
Bir beyaz at olurdu,içim içime sığmazdı,
Galeyana gelirde soluğu bulutlarda alırdım.
Ne güzel şeydi hayat,herşey başka güzeldi,
Yaramaz bir çocuk gibi heyecanlanırdım.
Ah .... kalbim
Hüznünü yaşıyıyorum
Sonbaharın,
Birer birer dökülüyor
Hergün görev gereği yol üzerindeki yaylalardan geçiyoruz ve yaylalar halâ bomboş.
Eskiden horzum yaylası yaylacılarla dolardı..Genç kızlar genç erkekler caddeleri doldururlardı.
Sen yanma kavruk yüzlüm
Adana sıcağında
Bak yine söyleniyor
Yaylalar yaylalar...
Her gece vakti,
Bir küçük radyoya kilitledim zamanı
Uykuya izin verdim
Hayli geç oldu şimdi.
Dalga dalga
Deniz doluyorken içime
Deniz meltemi gibi usulca
Sen geçtin gözlerimden.
Yaşam, çizilen bir hayalin içinde olmaktan başka bir şey değil midir? Zaman denilen şey, sınırlarını bizlerin çizdiği bir mefhum,bizlerin oluşturduğu bitmesini istemediğimiz ama her gün yırtılıp atılan bir takvim yaprağı gibidir.
Yaşanılan, geride kalan bir kaç kırıntı hayal, belki mutlu bir kaç gün, belki de bitmeyen ihtirasların son bulmuş bir halidir.
Bizlere kalan, hayattan çalınan bir kaç gün, ,bizlerin yaşadığı hoşca bir dönem, anı defterlerine yazılan unutulmaya yüz tutmuş, bir kaç güzel sözcükten ibarettir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!