Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz




Birşeyler var içimde
Örneğin,
Yaşama sevinci kadar

Devamını Oku
Adnan Deniz



Yaşı altmışı geçmiş görünüyordu.Kadının gözlerinde kocaman bir gözlük vardı.Sanırım gözleri iyi görmüyordu.Zar zor yürüyebiliyor ama bir yandan da akşam yemeği için yemek masasını hazırlamaya çalışıyordu.
Masayı hazırlayıp kocasına yöneldi.Sedirin üzerinde ayakları felçli bir adam yatıyordu.Bu kocası olmalıydı.Sedirin yanındaki tekerlekli sandalye kocasını bindirmek için çabaladı.Sonunda adamı tekerlekli sandalyeye bindirerek masaya doğru sürüdü.Elinin tersiyle boncuk boncuk alnından akan terleri sildi.Adam iştahla önüne koyulan yemeği yedi.Sonra cebinden bir sigara çıkararak tüttürmeye başladı.Kadın acele bir şekilde bulaşıkları toplamaya başladı.Adam "bir çay koy avrat"diye bağırdı.Kadın çok yorgundu,adam çok umutsuzdu.Hayat çok acımasızdı.Yaşamak mecburi,mücadele çok zordu.Kadın zar zor kapıya dogru yöneldi
Çay koymak elzemdi.Yaşamak elzemdi.O zaman yaşamak gerekti.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bir yaprak kımıldadı
Bir kuş havalandı
Bir çocuk ağladı
Bir adam,

Devamını Oku
Adnan Deniz



O kadar ıssız bir kent ki içim,
Sönüyor şehirin ışıkları
Yağmur bulutlu gözlerimin
Çoktan unutulmuş hali

Devamını Oku
Adnan Deniz

Yazmak bazı zamanlar çok zor. Çırpındıkça batmaya benziyor. Bazı kelimeler nazlı birer gelincik gibi sallandıkça sallanıyor. Beynimin içerisinde kelimelerin dansı başladığı anda bütün uzuvlarım sanki kendisini kaybedercesine darmadağın oluveriyorlar.

Yazamadığım günlerde isyan bayrağı açmış bir nefer gibi solumaya başlıyorum. Nerede kaldın ey ilham perisi! Bazen şiirsel kelimeler dökülüyor dudaklarımdan. Bazen yazdıklarıma kızıyorum. Bazende bu kelimeler benimmi diye şaşırıyorum. Ama asıl olanı bulunca yani ana konuyu, dudaklarımda tebessümüm hiç eksik olmuyor.

Yazmak, bütün ozanlarla, yazarlarla ve insanlarla paylaştıklarımı yeniden insanlara sunmanın en pratik yolu değilmi? Yıllarca öğrendiklerini saklayarak bir köşede birikimlerimiz yalnız bırakılır mı? Yazmak, bir dostla güzel bir sohbet edercesine, bir fincan kahve'yi birlikte paylaşırcasına yazmak.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Kıyısında olmalıyım denizin,
Sularına değmeli ayaklarım.
Almalıyım karşıma güneşi
Hadi söyle,

Devamını Oku
Adnan Deniz



Ben göklerle söyleşirim her vakit,
Rüzgarlarla hasbihaldır dallarım.
Ben yeşilim,kolum kanadım yeşil
Özgürlüğe düşkün bir ormanım.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Gençliğimizin en delişmen, Yaşama sevdasının en yoğun olduğu yıllardı. Yaşımız henüz on yedi ya var, ya yoktu. Okuldan kalan saatlerimizde, kendimizi Çukurova’nın sıcağından kurtulmak için ya kumlu göle ya da kör kuyunun serin sularına atardık.
Akşamları, yazlık sinemaları ve içeceğimiz gazozları düşünerek bekler, Şan, nur, havuzlu, şükran sinemalarının filim afişlerinden, gideceğimiz filmleri seçerdik. At arabalarının üzerlerinde gezdirilen filim afişleri geçerdi sokaklardan. “Bu Akşam saat yedi ‘de Şan sinemasında "diye Çığırtkanların bağrışları bu gün dahi halâ kulaklarımda çınlar.
Çocuklarının ellerinden tutmuş anneler, babalar, Genç kızlar, delikanlılar ellerinde çekirdek ve patlamış mısırlarla sinemaları doldururlardı. Filmin en duygusal sahnesinde ağlayan çocuk sesleri ve nohutçunun " kimyooon" diye bağrışıyla kendimize gelirdik.
Her filim, bizim için bir aşkın başlangıcı ya da ağlamak için en iyi bir mekân yeri oluverirdi.
Filim sırasındaki ayrılıklara, ölümlere hep beraber üzülür, sevinçlere ve eğlencelere hep beraber eşlik ederdik. Filim bittiğinde evlerimize giderken onlar gibi olmayı ve onlar gibi yaşamayı hayal ederdik.
Kurtuluş günlerinde bütün yazlık sinemalar tamamıyla ücretsiz olurdu. Geceleri sabahlara kadar o sinema senin bu sinema benim diyerekten bütün sinemaları dolaşırdık.

Devamını Oku
Adnan Deniz



Güneş ölüye doğar mı anne
Yaşlanir mı taze ölüler?
Sınırında aklın deliler
Hiç öldü mü senin kadar

Devamını Oku
Adnan Deniz



Bütün dünyeviliğini kazanmıştı yaşlı Adam.Gerçi çok haksızlıklar,haramlar bulaşmıştı mallarına.Ama
Marketler,apartmanlar,arabalar gırla doluydu.
Zengin olmuştu çocukları.Kafası rahattı.Gönül rahatlığı ile ziyaret etmek için küçük bir ilçedeki evine gitti.Buradaki ev koskoca evdi,buradaki yalnız çok kullanmadığı bir yerdi.Nerdeyse on kişiyi besleyecek bir evdi burası.Mal,mülk herşey vardı.Çek-yatın üzerine şöyle bir uzandı.Öylede bir uykusu vardı ki,gözkapakları yavaş yavaş kapandı.
Aradan tam üç gün geçti.Yaşlı adamın evinden bir koku yükseldiğini söyledi komşuları.Polisler kapıyı kırarak girdiler içeriye.O kadar çok kokuyordu ki yaşlı adamın ceseti,zor zekat dışarıya çıkarttılar.Cesetin her yanı simsiyah olmuştu.O paraya doymayan gözleri çökmüş,bütün malı,mülkü geride kalmıştı.Hazin bir hikâyesiydi bu insanoğlunun ama her zaman yaşanmaya aday olan.

Devamını Oku