Ne hesabın varsa, bırak geriye,
Uzatın elleri, bayramlaşalım.
Muhabbetin özü, vursun deriye
Düz edip yolları, bayramlaşalım.
Uzatın elleri, bayramlaşalım.
/
Ben asırlara meydan okurcasına aldım bütün nefeslerimi. Her gece karmaşası bitmeyen şehrin, ıssız sokaklarında diz çöküp pervasızlığımla sessiz sessiz suladım gözyaşlarımı. En zor olanı yaparak geçti ömrüm, hep bekledim… Biliyorum bir gün nasıl olsa ansızın gelecek ölüm. Korkusuzluğumun tek nedeni, insanı ölümden eceli korur. O vakit ecelin bekleme saatlerinde özlemenin gözyaşlarıyla sevdim bütün beklemeleri bazı şeyler nedensizdir diye.
Bazı şeyler nedensizdir dedikçe çoğaldı içimde sevgi. Ben tarifi mümkün olmayan sevdaların nazarında zavallı yüreğimin karanlıklarında bir Yusuf büyüttüm. Bilmiyorum hala seni bana kim gönderdi. İyi ki de gönderdi dediğimi bil, benim ki sadece merak işte. Uykusuz gecelerin rahminde, avuçlarımda dua sabahlarına dem tuttum binlerce kez. Yedi yıl aç gezdim, yedi yıl susuz. Ama garip olan ne biliyor musun? Ölmedim işte... Dedim ya insanı ölümden eceli koruyormuş * işte…
Parmaklarımın tutuştuğu,
Yüreğimin sıkıştığı,
Sözcüklerim var, asırlara meydan okuyan.
Gecelerin karmaşasından çıkıp,
Diz çöküp sokakların ortasında,
Pervasızlığın gözyaşlarıyla sulayan,
Parmaklarımın tutuştuğu,
Yüreğimin sıkıştığı,
Sözcüklerim var, asırlara meydan okuyan.
Gecelerin karmaşasından çıkıp,
Diz çöküp sokakların ortasında,
Pervasızlığın gözyaşlarıyla sulayan,
___BEKLEMESİNLER____
Şehadeti yazdık biz kaderin cilvesine
Tanımız Kızıl Elma beklemesinler bizi
Bayrağımı çizerek evrenin gölgesine
Tonumuz Kızıl Elma beklemesinler bizi
BEN DAHA ÖLÜR MÜYÜM
Aşığım müptelayım, işvelere nazına,
Zamanın kalbine yazdığım sonsuz sevdiğim
İki yüz yirmi bir numaralı odanın kapısına astım bakışlarımı
Bedeni elbiselerinden taşan iki görevli
Çekiştire çekiştire soktu içeriye
Ayaklarımı diredim
Ellerimi önümde çapraz bağlamışlardı
Çoktandır yazmıyorum, yazamıyorum belki de.
Kalem kendine küsmüşçesine kelimelere sitemkâr.
Oysa şehrin uğultuları çınlıyor kulaklarımda,
kalabalık hem de çok kalabalık ama
sahilde cilveleşen martıları duyuyorum,
kanatlarının çırpışlarını,
BEN SANA ERKEN SEN BANA ÇOK GEÇ
İçimde örselenmiş çocukla
Oturdum seni düşündüm.
Bir cıgara tutuşturdum dudaklarıma.
Gidişin değil de,
İçimden gitmeyişin yakıyordu bağrımı.
Ben seni yazıyordum,
Şiir oluyordu işte.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!